Âl-i İmrân Suresi’nin 90. ayeti (3:90) Medeni bir surededir; 3. cüzde, Mushaf’ın 61. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 71 kârinin sesinden dinleyin.
Âl-i İmrân Suresi 90. ayeti dinleyin
71 kâriden 77 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (77)
90. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
İman ettikten sonra kâfir olanlar ve ölünceye kadar da küfürlerini (inkârlarını) devam ettirenler var ya, (tevbe) vaktinin gitmesi/geçmesi sebebiyle onların ölüm anındaki tevbeleri asla kabul olunmaz. İşte Allah Teâlâ'ya ulaştıran dosdoğru yoldan sapanlar onlardır.
89-91. Diğer taraftan Yüce Allah, küfür ve günahlarından tevbe edip kusurlarını ıslah eden kimseleri bu tehditten istisna etmektedir. Allah, onların işledikleri günahları bağışlayacak ve geçmişteki hatalarını affedecektir. Ancak kâfir olup da küfrü üzere ısrar eden, ölünceye kadar da küfrünü artırmaktan başka bir şey yapmayanlar ise hidâyet yolundan sapmış ve bedbahtlık yolunu izlemiş kimselerdir. Böylece onlar bu acı verici azabı hak etmişlerdir. Allah’ın azabına karşı kimse onlara yardım edemeyecektir. Hatta fidye verip kurtulmak kastı ile yeryüzü dolusu kadar altını harcamaya kalkışsalar bile bunun onlara faydası olmayacaktır. Küfürden ve küfrün şubelerinden Allah’a sığınırız.
Aralarında hiçbir ayrım yapmaksızın Allah'ın göndermiş olduğu peygamberlerin tümüne ve onlara indirilmiş olan kitapların hepsine iman etmek farzdır.
Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in gönderilmesinden sonra yüce Allah hiç kimseden İslam hariç din olarak başka bir dini kabul etmeyecektir.
Sapıklıkta ısrar edip, sapıklık üzere olmaya devam eden kimseyi yüce Allah, tövbe etmemek ve hidayete ermemek ile cezalandırabilir.
Ölüm vakti gelinceye yahut güneş batıdan doğuncaya kadar kul için tövbe kapısı açıktır. O vakit geldiğinde artık ondan tövbe kabul edilmez.
Kıyamet günü kişiyi cehennem azabından ancak salih ameli kurtarır. Kişinin malı, yeryüzünü dolduracak kadar çok olsa bile ona fayda vermez.
90. ayetin diğer mealleri
İman ettikten sonra kâfir olup, küfürlerini artıranların tevbeleri kabul edilmeyecektir. Onlar sapıkların ta kendileridir.
İnandıktan sonra kâfirliğe sapıp sonra inkârcılıkta daha da ileri gidenlerin tevbeleri asla kabul edilmeyecektir. Ve işte onlar, sapıkların ta kendisidirler.
Şüphesiz imanlarının arkasından küfreden, sonra da küfrünü artırmış olanların tevbeleri asla kabul olunmaz. İşte onlar sapıkların ta kendileridir.
Yoksa (makbul) tevbe, kötülükleri (günahları) işleyip de kendisine ölüm gelip çatınca, “İşte ben şimdi tevbe ettim” diyen kimseler ile kâfir olarak ölenlerinki değildir. Bunlar için ahirette elem dolu bir azap hazırlamışızdır.
Kimsenin kimse adına bir şey ödemeyeceği, kimseden fidye kabul edilmeyeceği, kimseye şefaatin fayda vermeyeceği ve kendilerine yardım da edilmeyeceği bir günden kendinizi koruyun!
Ey iman edenler! İçinde hiçbir alışverişin, hiçbir dostluğun ve şefâatin olmadığı gün gelmeden önce, size rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda harcayın. Kâfirler ise, onlar zalimlerdir.
İman eden kullarıma de ki: "Namazı dosdoğru kılsınlar. Hiçbir alışveriş ve dostluğun bulunmadığı bir gün gelmeden önce kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda gizlice ve açıktan infâk etsinler."
Doğrusu, yeryüzünde olanların hepsi ve bir misli daha kâfirlerin olsa da kıyamet gününün azabından kurtulmak için fidye verseler kabul edilmez. Onlara acı verici bir azap vardır.