alladhīna qālū inna l-laha ʿahida ilaynā allā nu'mina lirasūlin ḥattā yatiyanā biqur'bānin takuluhu l-nāru qul qad jāakum rusulun min qablī bil-bayināti wabi-alladhī qul'tum falima qataltumūhum in kuntum ṣādiqīna
Meal
'Allah, bize gökten inen, ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiçbir rasûle iman etmememizi (Tevrat'ta) emretti'' diyenlere de ki: Benden önce size peygamberler apaçık delillerle ve söylediğiniz (mucize) ile gelmişti. Eğer sözünüzde samimi iseniz niçin onları öldürdünüz?
Âl-i İmrân Suresi’nin 183. ayeti (3:183) Medeni bir surededir; 4. cüzde, Mushaf’ın 74. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 71 kârinin sesinden dinleyin.
Âl-i İmrân Suresi 183. ayeti dinleyin
71 kâriden 77 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (77)
183. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
Onlar yalan ve iftira ile şöyle dediler: "Yüce Allah gönderdiği kitaplarda ve peygamberleri aracılığıyla bir peygambere ait sözün doğruluğunu ancak buna dair bir doğrulayıcı getirmesi halinde iman etmemizi emretmiştir." Bu da Allah'a bir sadaka sunması ve gökten inen ateşin onu yakması ile gerçekleşir. Yüce Allah'ın onlara böyle bir şey emrettiğini ve resullerin doğruluğunun ancak onların söylediği şeylerle bilineceğini ileri sürmeleri Allah adına söyledikleri uydurma yalanlardır. Bundan dolayı yüce Allah Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in onlara şöyle demesini emretti: Benden önce size doğruluklarını apaçık delillerle beyan eden nice peygamberler geldi ve dediğiniz gibi gökten inen ateş (Allah'a) yakınlaşmak için sundukları şeyi yaktı. Eğer sözünüzde sadık kimseler iseniz neden onları yalanladınız ve öldürdünüz?
183. Şanı Yüce Allah bu iftiracı ve: “Allah bize... iman etmememizi emretti” diyenlerin halini haber vermektedir. Yâni; Ateşin yiyeceği bir kurbanı bize getirmedikçe hiçbir peygambere iman etmememiz konusunda Allah bize emir vermişti. Bu sözü söyleyenler, hem Allah’a yalan söylemişler hem de peygamberlerin getirdikleri mucizeleri apaçık iftira olduğu belli olan bu tek mucizeye hasretme cüretkârlığını göstermişlerdir. Ayrıca eğer ateşin yiyeceği bir kurbanı kendilerine getirmeyecek olursa hiçbir peygambere iman etmeyeceklerini, böyle yapmakla da -güya- Rablerine itaat edip O’nun emrini yerine … Devamını oku
Yahudilerin kötü iş ve çirkin huylarından biri de Allah'ın peygamberlerini yalanlamaları ve onları öldürüp, sürekli haddi aşmalarıdır.
Dünyalık bütün kazançlarda hep bir eksiklik vardır. Ancak gerçek kazanç ahirettedir. Bu da cehennemden kurtulup cennete girmekle olur.
Müminler din ve nefislerinde eziyete maruz kalarak imtihana uğrarlar. Kimi zaman onların bu imtihanı ehlikitap ve müşrikler tarafından kaynaklanır. Böyle durumlarda yapılması gereken sabretmek ve Allah Teâlâ'dan korkmaktır.
183. ayetin diğer mealleri
Allah, bize gökten inen, ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiçbir rasûle iman etmememizi (Tevrat'ta) emretti. De ki: Benden önce size peygamberler apaçık delillerle ve söylediğiniz (mucize) ile gelmişti. Eğer sözünüzde samimi iseniz niçin onları öldürdünüz?
«Doğrusu Allah bize, (gökten inen) ateşin yiyeceği (yakıp kor edeceği) bir kurban getirmedikçe hiçbir peygambere inanmamamızı emretti» diyenlere şöyle de: «Size, benden önce mucizelerle, (özellikle) dediğiniz (mucize) ile nice peygamberler geldi. Eğer doğru insanlar iseniz, ya onları niçin öldürdünüz?»
"Ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiç bir peygambere iman etmeyeceğimize dair Allah bize ahidde bulundu." diyenlere de ki: "Benden önce size bazı peygamberler açık belgelerle ve sizin dediğiniz şeyle geldi. Eğer doğru insanlarsanız, ya onlari niçin öldürdünüz?"
“Allah fakirdir, biz zenginiz” diyen Yahudilerin sözünü andolsun ki, Allah duyup işitmiştir. Hem bu söylediklerini hem de haksız yere peygamberleri öldürmelerini elbette (bir tarafa) yazacağız ve “Yakıcı azabı tadın bakalım” diyeceğiz.
Şüphesiz, Allah, üçün üçüncüsüdür, diyenler kâfir olmuştur. Halbuki (ibadete layık) tek (hak) olan ilahtan başka bir (hak) ilah yoktur. Söylediklerinden vazgeçmezlerse elbette küfredenlere acıklı bir azap dokunacaktır.
Allah, Meryem oğlu Mesih’tir, diyenler kâfir olmuştur. De ki: Allah, Meryem oğlu Mesih’i, anasını ve yeryüzünde olanların hepsini yok etmeyi dilese, Allah’a karşı kim buna engel olabilir. Göklerin, yerin ve arasındakilerin mülkü Allah’ındır. O, dilediğini yaratır. Allah’ın her şeye gücü yeter.