İçeriğe geç

Âl-i İmrân Suresi 17. Ayet

سورة آل عمران، الآية ١٧

3:17 3. cüz 6. hizb Mushaf’ta 52. sayfa Medeni sure

3:17 ayetinin metni

ٱلصَّٰبِرِينَ وَٱلصَّٰدِقِينَ وَٱلْقَٰنِتِينَ وَٱلْمُنفِقِينَ وَٱلْمُسْتَغْفِرِينَ بِٱلْأَسْحَارِ ۝١٧

Okunuşu

al-ṣābirīna wal-ṣādiqīna wal-qānitīna wal-munfiqīna wal-mus'taghfirīna bil-asḥāri

Meal

(Onlar): Sabredenler, sadık olanlar, gönülden boyun eğip itaat edenler, sadaka verenler ve seher vakitlerinde bağışlanma dileyenlerdir.

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

Âl-i İmrân Suresi’nin 17. ayeti (3:17) Medeni bir surededir; 3. cüzde, Mushaf’ın 52. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 71 kârinin sesinden dinleyin.

Âl-i İmrân Suresi 17. ayeti dinleyin

71 kâriden 77 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (77)

17. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

(Onlar): İtaatleri yerine getirmede, kötü amelleri terk etmede ve başlarına gelen musibetlerde sabreden kimselerdir. Onlar; sözlerinde ve amellerinde sadık olanlardır. Onlar; Allah'a tam bir şekilde boyun eğip itaat edenlerdir. Onlar; Allah yolunda infak eden ve gecenin sonlarında Allah'tan bağışlanma dileyenlerdir. Çünkü bu vakit; duanın kabul edilmesine en yakın olan vakittir. Bu vakitte kalp, kendisini alıkoyacak şeylerden uzak olur.

Âl-i İmrân Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

Âl-i İmrân suresinin 16-22. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 52. sayfası).

  • Günahlara kefaret olan ve ateşin azabından koruyan en büyük husus, Allah Teâlâ'ya iman etmek ve Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in getirdiklerine tabi olmaktır.
  • En yüce şehadet ve hakikat; Allah Teâlâ'nın ilahlığı ve O'nun bu ilahlıktaki birliğidir. Bundan dolayı Allah, kendi nefsi için şahitlikte bulunmuştur. Aynı şekilde melekleri ve yarattıklarından ilim sahipleri de buna şahitlik etmişlerdir.
  • Haddi aşmak ve akli etmek; çekişmeye girmenin ve haktan uzaklaşmanın en büyük sebeplerindendir.

17. ayetin diğer mealleri

(Onlar): Sabredenler, sadık olanlar, gönülden boyun eğip itaat edenler, sadaka verenler ve seher vakitlerinde bağışlanma dileyenlerdir.

  Sabreden, sâdık (dürüst) olan, ibadet ve taatlerinde devamlı olan, (mallarını Allah yolunda) infâk eden ve seher vakitlerinde Allah'tan bağışlanma dileyen muttakîler içindir.

O sabredenleri, o doğruluktan şaşmayanları, o elpençe divan duranları, o nafaka verenleri ve seher vakitlerinde o istiğfar edip yalvaranları (görür).

17. ayet kelime kelime

  1. ٱلصَّٰبِرِينَ al-ṣābirīna sabredenler ص ب ر
  2. وَٱلصَّٰدِقِينَ wal-ṣādiqīna ve sadık olanlar ص د ق
  3. وَٱلْقَٰنِتِينَ wal-qānitīna ve gönülden itaat edenler ق ن ت
  4. وَٱلْمُنفِقِينَ wal-munfiqīna ve infak edenler ن ف ق
  5. وَٱلْمُسْتَغْفِرِينَ wal-mus'taghfirīna ve istiğfar edenler غ ف ر
  6. بِٱلْأَسْحَارِ bil-asḥāri seherlerde س ح ر

17. ayetle ilgili ayetler

İbn Kesîr’in bu ayetin tefsirinde andığı ayetler

  • Yûsuf 12:98

    قَالَ سَوْفَ أَسْتَغْفِرُ لَكُمْ رَبِّىٓ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلْغَفُورُ ٱلرَّحِيمُ

    Ya'kûb: “Rabbimden sizin bağışlanmanızı dileyeceğim. Şüphesiz O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” dedi.

Daha fazlası

19 Ekim 2026 Pazartesi 8 جمادى الأولى 1448 هـ