İçeriğe geç

Ahkâf Suresi 35. Ayet

سورة الأحقاف، الآية ٣٥

46:35 26. cüz 51. hizb Mushaf’ta 506. sayfa Mekki sure

46:35 ayetinin metni

فَٱصْبِرْ كَمَا صَبَرَ أُو۟لُوا۟ ٱلْعَزْمِ مِنَ ٱلرُّسُلِ وَلَا تَسْتَعْجِل لَّهُمْ كَأَنَّهُمْ يَوْمَ يَرَوْنَ مَا يُوعَدُونَ لَمْ يَلْبَثُوٓا۟ إِلَّا سَاعَةً مِّن نَّهَارٍۭ بَلَٰغٌ فَهَلْ يُهْلَكُ إِلَّا ٱلْقَوْمُ ٱلْفَٰسِقُونَ ۝٣٥

Okunuşu

fa-iṣ'bir kamā ṣabara ulū l-ʿazmi mina l-rusuli walā tastaʿjil lahum ka-annahum yawma yarawna mā yūʿadūna lam yalbathū illā sāʿatan min nahārin balāghun fahal yuh'laku illā l-qawmu l-fāsiqūna

Meal

(Ey Muhammed!) Rasullerden büyük azim sahiplerinin sabrettiği gibi sen de sabret ve hunlar için acele etme. Onlar tehdit edildikleri azabı gördükleri gün, sanki dünyada gündüzün bir anından başka kalmadıklarını sanırlar. Bu bir bildiridir. Ancak yoldan çıkmış olan topluluk helâk edilir.

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

Ahkâf Suresi’nin 35. ayeti (46:35) Mekki bir surededir; 26. cüzde, Mushaf’ın 506. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 74 kârinin sesinden dinleyin.

Ahkâf Suresi 35. ayeti dinleyin

74 kâriden 80 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (80)

35. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

-Ey Peygamber!- O halde Nûh, İbrahim, Musa ve İsa -aleyhimusselam- gibi peygamberlerden azim sahibi peygamberlerin sabrettikleri gibi sen de sabret. Onların (kavminin) azaba uğratılmaları hususunda acele etme! Kavminden seni yalanlayanlar; ahirette azabı gördükleri gün, azaplarının uzunluğu sebebi ile dünyada iken sanki gündüzün bir vakti kadar kaldıklarını zannederler. Muhammed -salllallahu aleyhi ve sellem-'e indirilmiş olan bu Kur'an, insanlara ve cinlere bir uyarı olarak yeter. Şüphesiz; inkâr ve masiyetler ile Allah'ın taatinden çıkmış olan topluluktan başkası azap ile helak edilmez.

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri

35. Daha sonra Yüce Allah, Rasûlüne kendisini yalanlayanların ve ona karşı çıkanların eziyetlerine sabretmesini, onları Allah’ın yoluna daveti sürdürmesini, bu konuda insanları efendileri, sabırları pek büyük, yakînleri eksiksiz, kararları tam olan “azim sahibi” peygamberlere uyarak sabretmesini emretmektedir. Çünkü insanlar arasında kendilerine uyulmaya, açıklanan aydınlık yolda hidâyet bulmaya en layık olanlar onlardır. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de Rabbinin emrine uydu, kendinden önce hiçbir peygamberin sabretmediği şekilde sabretti. Onun düşmanları hep birlikte ona karşı … Devamını oku

Ahkâf Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

Ahkâf suresinin 29-35. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 506. sayfası).

  • -Ey Peygamber!- O halde Nûh, İbrahim, Musa ve İsa -aleyhimusselam- gibi peygamberlerden azim sahibi peygamberlerin sabrettikleri gibi sen de sabret. Onların (kavminin) azaba uğratılmaları hususunda acele etme! Kavminden seni yalanlayanlar; ahirette azabı gördükleri gün, azaplarının uzunluğu sebebi ile dünyada iken sanki gündüzün bir vakti kadar kaldıklarını zannederler. Muhammed -salllallahu aleyhi ve sellem-'e indirilmiş olan bu Kur'an, insanlara ve cinlere bir uyarı olarak yeter. Şüphesiz; inkâr ve masiyetler ile Allah'ın taatinden çıkmış olan topluluktan başkası azap ile helak edilmez.
  • Hidayete eren cinlerin hakka icabet etmede acele etmeleri, insanları bir an önce hakkı kabul etmeye teşvik eden bir mesajdır.
  • Hakkı kabul etmek, hakka davet etmede yarışmayı gerektirir.
  • Sabırlı olmak; peygamberlerin -aleyhimusselam- ahlaki özelliklerindendir.

35. ayetin diğer mealleri

O halde, sen de azim sahibi peygamberlerin sabrettiği gibi sabret! Onlar için acele etme! Onlar kendilerine vaat edileni gördükleri gün gündüzün bir saatinden fazla yaşamamış gibidirler. Bu bir tebliğdir. Fasık toplumdan başkası helak edilir mi?

O halde (Rasûlüm), peygamberlerden azim sahibi olanların sabrettiği gibi sen de sabret. Onlar hakkında acele etme, onlar vâdedildikleri azabı gördükleri gün sanki dünyada sadece gündüzün bir saati kadar kaldıklarını sanırlar. Bu, bir tebliğdir. Yoldan çıkmış topluluklardan başkası helâk edilir mi hiç!

Ey Muhammed! Azim sahibi peygamberlerin sabrettikleri gibi sen de sabret! Onlar için (azab hususunda) acele etme. Sanki onlar kendilerine vaad edilen azabı gördükleri gün dünyada sadece gündüzün bir saati kadar kaldıklarını sanırlar. Bu bir tebliğdir. Hiç yoldan çıkan fasıklar topluluğundan başkası helak edilir mi?

35. ayet kelime kelime

  1. فَٱصْبِرْ fa-iṣ'bir o halde sabret ص ب ر
  2. كَمَا kamā gibi
  3. صَبَرَ ṣabara sabrettikleri ص ب ر
  4. أُو۟لُوا۟ ulū sahibi
  5. ٱلْعَزْمِ l-ʿazmi azim (ve irade) ع ز م
  6. مِنَ mina elçilerin
  7. ٱلرُّسُلِ l-rusuli ر س ل
  8. وَلَا walā ve asla
  9. تَسْتَعْجِل tastaʿjil acele etme ع ج ل
  10. لَّهُمْ lahum onlar için
  11. كَأَنَّهُمْ ka-annahum onlar gibi olurlar
  12. يَوْمَ yawma gün ي و م
  13. يَرَوْنَ yarawna gördükleri ر أ ي
  14. مَا mā şeyi (azabı)
  15. يُوعَدُونَ yūʿadūna tehdit edildikleri و ع د
  16. لَمْ lam (sanki) yaşamamışlar
  17. يَلْبَثُوٓا۟ yalbathū ل ب ث
  18. إِلَّا illā dışında
  19. سَاعَةً sāʿatan bir sa'at س و ع
  20. مِّن min gündüzden
  21. نَّهَارٍۭ nahārin ن ه ر
  22. بَلَٰغٌ balāghun (bu) bir duyurudur ب ل غ
  23. فَهَلْ fahal helak mı edilecektir?
  24. يُهْلَكُ yuh'laku ه ل ك
  25. إِلَّا illā başkası
  26. ٱلْقَوْمُ l-qawmu topluluktan ق و م
  27. ٱلْفَٰسِقُونَ l-fāsiqūna yoldan çıkmış ف س ق

35. ayetle ilgili ayetler

İbn Kesîr’in bu ayetin tefsirinde andığı ayetler

  • Müzzemmil 73:11

    وَذَرْنِى وَٱلْمُكَذِّبِينَ أُو۟لِى ٱلنَّعْمَةِ وَمَهِّلْهُمْ قَلِيلًا

    Yalanlayan o nimet sahipleri ile beni başbaşa bırak ve onlara azıcık mühlet ver.

  • Târık 86:17

    فَمَهِّلِ ٱلْكَٰفِرِينَ أَمْهِلْهُمْ رُوَيْدًۢا

    Öyleyse kâfirlere mühlet ver, onlara biraz zaman tanı!

  • Naziât 79:46

    كَأَنَّهُمْ يَوْمَ يَرَوْنَهَا لَمْ يَلْبَثُوٓا۟ إِلَّا عَشِيَّةً أَوْ ضُحَىٰهَا

    Onlar onu gördükleri gün sanki (dünyada) bir akşam veya kuşluk vakti kadar kaldıklarını sanırlar.

  • Yûnus 10:45

    وَيَوْمَ يَحْشُرُهُمْ كَأَن لَّمْ يَلْبَثُوٓا۟ إِلَّا سَاعَةً مِّنَ ٱلنَّهَارِ يَتَعَارَفُونَ بَيْنَهُمْ قَدْ خَسِرَ ٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ بِلِقَآءِ ٱللَّهِ وَمَا كَانُوا۟ مُهْتَدِينَ

    Onları yeniden diriltip hepsini bir araya toplayacağı gün, sanki gündüzün bir saatinden başka kalmamışlar (yeni ayrılmışlar) gibi, aralarında tanışırlar. Allah’a kavuşmayı yalan sayanlar, ziyana uğramış ve doğru yolu bulamamışlardır.

Daha fazlası

13 Ekim 2026 Salı 2 جمادى الأولى 1448 هـ