İçeriğe geç

Ahkâf Suresi 20. Ayet

سورة الأحقاف، الآية ٢٠

46:20 26. cüz 51. hizb Mushaf’ta 504. sayfa Mekki sure

46:20 ayetinin metni

وَيَوْمَ يُعْرَضُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ عَلَى ٱلنَّارِ أَذْهَبْتُمْ طَيِّبَٰتِكُمْ فِى حَيَاتِكُمُ ٱلدُّنْيَا وَٱسْتَمْتَعْتُم بِهَا فَٱلْيَوْمَ تُجْزَوْنَ عَذَابَ ٱلْهُونِ بِمَا كُنتُمْ تَسْتَكْبِرُونَ فِى ٱلْأَرْضِ بِغَيْرِ ٱلْحَقِّ وَبِمَا كُنتُمْ تَفْسُقُونَ ۝٢٠

Okunuşu

wayawma yuʿ'raḍu alladhīna kafarū ʿalā l-nāri adhhabtum ṭayyibātikum fī ḥayātikumu l-dun'yā wa-is'tamtaʿtum bihā fal-yawma tuj'zawna ʿadhāba l-hūni bimā kuntum tastakbirūna fī l-arḍi bighayri l-ḥaqi wabimā kuntum tafsuqūna

Meal

Kâfirler, ateşe sunulduğu gün: "Dünya hayatınızda bütün iyiliklerinizi yitirdiniz. Onlardan isteğiniz gibi faydalandınız. Bugün ise, dünyada haksız yere büyüklenmeniz ve fasıklık yapmanız sebebiyle alçaltıcı bir azap ile cezalandırılacaksınız." denir.

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

Ahkâf Suresi’nin 20. ayeti (46:20) Mekki bir surededir; 26. cüzde, Mushaf’ın 504. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 74 kârinin sesinden dinleyin.

Ahkâf Suresi 20. ayeti dinleyin

74 kâriden 80 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (80)

20. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

Allah'a iman etmek yerine küfre sapanlar ve peygamberleri yalanlayanların azap olunmaları için ateşe arz edildikleri gün kınanıp, azarlanarak onlara şöyle denir: "Dünya hayatınızda bütün iyiliklerinizi yitirdiniz. Onların zevk ve lezzetlerinden isteğiniz gibi faydalandınız. Bugün ise, dünyada iken haksız yere büyüklenmeniz, inkâr ve masiyetler ile Allah'ın taatinden çıkmanız sebebiyle alçaltıcı bir azap ile cezalandırılacaksınız."

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri

20. Yüce Allah, kâfirlerin ateşe sokulacakları vakit azarlanacakları sıradaki hallerini söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır: “Siz, dünya hayatınızda hoşlandığınız her şeyi bitirdiniz.” Çünkü sizler dünyaya kandınız, lezzetlerine aldandınız, dünyevi arzularla yetindiniz vre dünyanın hoşlanılan yanlarıyla oyalanarak âhiretinizi unuttunuz. “Ve onlardan faydalandınız.” Tıpkı hayvanların merada yayılması gibi siz de dünyanızdan yararlandınız. İşte âhiretteki payınız da buna göre olacaktır. “O nedenle bugün yeryüzünde haksız yere büyüklenmeniz” ve Allah hakkında hakszi iddialarda bulunmanız … Devamını oku

Ahkâf Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

Ahkâf suresinin 15-20. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 504. sayfası).

  • İslam'da anne-babaya özellikle de anneye iyilikte bulunmanın önemi beyan edilmiş ve onlara karşı saygısızlık etmekten sakındırılmıştır.
  • Dünyanın arzuları ve lezzetleri ile fazla meşgul olmanın tehlikesi beyan edilmiştir. Çünkü bunlarla fazla meşgul olmak ahiretten alıkoyar.
  • Kibir ve fısk sahibi kimseleri bekleyen şiddetli tehdit beyan edilmiştir.

20. ayetin diğer mealleri

Kâfirler, ateşe sunulduğu gün: Dünya hayatınızda bütün iyiliklerinizi yitirdiniz. Onlardan isteğiniz gibi faydalandınız. Bugün ise, dünyada haksız yere büyüklenmeniz ve fasıklık yapmanız sebebiyle alçaltıcı bir azap ile cezalandırılacaksınız, denir.

İnkâr edenler ateşe arz olunacakları gün (onlara şöyle denir); Dünyadaki hayatınızda bütün güzel şeylerinizi harcadınız, onların zevkini sürdünüz. Bugün ise yeryüzünde haksız yere büyüklük taslamanızdan ve yoldan çıkmanızdan dolayı alçaltıcı bir azap göreceksiniz! 

İnkâr edenler ateşe arzedilecekleri gün onlara: "Siz dünya hayatınızda bütün güzel şeylerinizi harcadınız, onların zevkini sürdünüz, artık bugün yeryüzünde haksız yere büyüklük taslamanız ve yoldan çıkmış olmanızdan dolayı aşağılayıcı bir azabla cezalandırılacaksınız." (denir).

20. ayet kelime kelime

  1. وَيَوْمَ wayawma ve gün ي و م
  2. يُعْرَضُ yuʿ'raḍu sunulacakları ع ر ض
  3. ٱلَّذِينَ alladhīna kimseler
  4. كَفَرُوا۟ kafarū inkar eden(ler) ك ف ر
  5. عَلَى ʿalā ateşe
  6. ٱلنَّارِ l-nāri ن و ر
  7. أَذْهَبْتُمْ adhhabtum zayi ettiniz ذ ه ب
  8. طَيِّبَٰتِكُمْ ṭayyibātikum bütün güzelliklerinizi ط ي ب
  9. فِى fī hayatınızda
  10. حَيَاتِكُمُ ḥayātikumu ح ي ي
  11. ٱلدُّنْيَا l-dun'yā dünya د ن و
  12. وَٱسْتَمْتَعْتُم wa-is'tamtaʿtum ve sefa sürdünüz م ت ع
  13. بِهَا bihā bunlarla
  14. فَٱلْيَوْمَ fal-yawma bugün ي و م
  15. تُجْزَوْنَ tuj'zawna cezalandırılacaksınız ج ز ي
  16. عَذَابَ ʿadhāba bir azab ile ع ذ ب
  17. ٱلْهُونِ l-hūni alçaltıcı ه و ن
  18. بِمَا bimā ötürü
  19. كُنتُمْ kuntum büyüklük taslamanızdan ك و ن
  20. تَسْتَكْبِرُونَ tastakbirūna ك ب ر
  21. فِى fī yeryüzünde
  22. ٱلْأَرْضِ l-arḍi أ ر ض
  23. بِغَيْرِ bighayri haksız yere غ ي ر
  24. ٱلْحَقِّ l-ḥaqi haksız yere ح ق ق
  25. وَبِمَا wabimā ötürü
  26. كُنتُمْ kuntum ve yoldan çıkmanızdan ك و ن
  27. تَفْسُقُونَ tafsuqūna ف س ق

Bu ayetin geçtiği hadisler

Bu ayet bir hadiste geçiyor; hadisin metni Arapçadır.

20. ayetle ilgili ayetler

Lafzen benzer ayetler

Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.

  • Mü’min 40:75

    ذَٰلِكُم بِمَا كُنتُمْ تَفْرَحُونَ فِى ٱلْأَرْضِ بِغَيْرِ ٱلْحَقِّ وَبِمَا كُنتُمْ تَمْرَحُونَ

    Bu, sizin yeryüzünde haksız yere şımarmanızdan ve böbürlenmenizden ötürüdür.

  • Ahkâf 46:34

    وَيَوْمَ يُعْرَضُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ عَلَى ٱلنَّارِ أَلَيْسَ هَٰذَا بِٱلْحَقِّ قَالُوا۟ بَلَىٰ وَرَبِّنَا قَالَ فَذُوقُوا۟ ٱلْعَذَابَ بِمَا كُنتُمْ تَكْفُرُونَ

    Küfre sapanlar ateşe sunuldukları gün; “Bu gerçek değil miymiş?” denir. Onlar; “Evet! Rabbimize andolsun ki gerçekmiş.” derler. Allah; “Öyle ise küfretmekte olduklarınızdan dolayı azabı tadın!” der.

  • Kasas 28:39

    وَٱسْتَكْبَرَ هُوَ وَجُنُودُهُۥ فِى ٱلْأَرْضِ بِغَيْرِ ٱلْحَقِّ وَظَنُّوٓا۟ أَنَّهُمْ إِلَيْنَا لَا يُرْجَعُونَ

    Firavun ve askerleri, bize döndürülmeyeceklerini sanarak yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar.

  • Şûrâ 42:42

    إِنَّمَا ٱلسَّبِيلُ عَلَى ٱلَّذِينَ يَظْلِمُونَ ٱلنَّاسَ وَيَبْغُونَ فِى ٱلْأَرْضِ بِغَيْرِ ٱلْحَقِّ أُو۟لَٰٓئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ

    Ceza yolu ancak insanlara zulmedenler ve yeryüzünde haksız yere taşkınlık edenler içindir. İşte onlar için elem dolu bir azap vardır.

  • En’âm 6:93

    وَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّنِ ٱفْتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبًا أَوْ قَالَ أُوحِىَ إِلَىَّ وَلَمْ يُوحَ إِلَيْهِ شَىْءٌ وَمَن قَالَ سَأُنزِلُ مِثْلَ مَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ وَلَوْ تَرَىٰٓ إِذِ ٱلظَّٰلِمُونَ فِى غَمَرَٰتِ ٱلْمَوْتِ وَٱلْمَلَٰٓئِكَةُ بَاسِطُوٓا۟ أَيْدِيهِمْ أَخْرِجُوٓا۟ أَنفُسَكُمُ ٱلْيَوْمَ تُجْزَوْنَ عَذَابَ ٱلْهُونِ بِمَا كُنتُمْ تَقُولُونَ عَلَى ٱللَّهِ غَيْرَ ٱلْحَقِّ وَكُنتُمْ عَنْ ءَايَٰتِهِۦ تَسْتَكْبِرُونَ

    Allah’a karşı yalan uyduran veya kendine bir şey vahyedilmemişken, “Bana vahyolundu” diyen, ya da “Allah’ın indirdiğinin benzerini ben de indireceğim.” diye laf eden kimseden daha zalim kimdir? Zalimlerin şiddetli ölüm sancıları içinde çırpındığı; meleklerin ellerini uzatmış, “Haydi canlarınızı kurtarın! Allah’a karşı doğru olmayanı söylediğiniz ve O’nun ayetlerinden kibirlenerek yüz çevirdiğiniz için bugün aşağılayıcı azap ile cezalandırılacaksınız” diyecekleri zaman hallerini bir görsen!

  • Fussilet 41:15

    فَأَمَّا عَادٌ فَٱسْتَكْبَرُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ بِغَيْرِ ٱلْحَقِّ وَقَالُوا۟ مَنْ أَشَدُّ مِنَّا قُوَّةً أَوَلَمْ يَرَوْا۟ أَنَّ ٱللَّهَ ٱلَّذِى خَلَقَهُمْ هُوَ أَشَدُّ مِنْهُمْ قُوَّةً وَكَانُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا يَجْحَدُونَ

    Âd kavmine gelince, yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve; "Bizden daha kuvvetli kim var?" dediler. Onlar kendilerini yaratan Allah’ın, onlardan daha kuvvetli olduğunu görmediler mi? Onlar bizim ayetlerimizi (mucizelerimizi) inkâr ediyorlardı.

Ahkâf Suresi’nin tüm benzer ayetleri

Daha fazlası

14 Ekim 2026 Çarşamba 3 جمادى الأولى 1448 هـ