Kelimenin Kur’an’daki okunuşu: Mahmud Halil el-Husari, İbrâhîm 14:24.
İslam’da Sabit
Sâbit b. Kays b. Şemmâs, Ensar’ın hatibiydi. “Seslerinizi Peygamber’in sesinin üstüne yükseltmeyin” âyeti (49:2) inince, yüksek sesle konuşan Sâbit mahvolduğunu düşünüp evine kapandı; Peygamber ﷺ ona “Aksine o cennet ehlindendir” diye haber gönderdi (Müslim, 119). Yemâme Savaşı’nda şehit düştü.
Sabit isminin anlamı ve kökeni
Sâbit, “sağlam durmak, yerinde kalmak” anlamındaki sebete fiilinin ism-i fâilidir (s-b-t kökü): sağlam biçimde yerleşmiş olanı ve hiçbir şeyin sarsamadığı sebatkâr kişiyi niteler. Kur’an bu kelimeyi iki kez kullanır: güzel sözü “kökü sağlam güzel bir ağaca” benzeten temsilde (14:24) ve Allah’ın mü’minleri “sağlam söz ile” sebat ettirdiğini bildiren âyette (14:27).
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- Sabit b. Kays’ı birkaç gün göremedi. Bir kişi “Ey Allah’ın Rasûlü! Ben onun haberini öğrenip sana getiririm” dedi. Evine gidip baktığında başını eğmiş, düşünüp durduğunu gördü ve “Sana ne oldu?” diye sordu. O da “İyi değilim" dedi. Çünkü ben sesimi Peygamber’in…
مَا شَأْنُكَ فَقَالَ شَرٌّ، كَانَ يَرْفَعُ صَوْتَهُ فَوْقَ صَوْتِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَدْ حَبِطَ عَمَلُهُ، وَهْوَ مِنْ أَهْلِ النَّارِ. فَأَتَى الرَّجُلُ فَأَخْبَرَهُ أَنَّهُ قَالَ كَذَا وَكَذَا.…