Kelimenin Kur’an’daki okunuşu: Mahmud Halil el-Husari, A’râf 7:96.
İslam’da Bereket
Daha çok Ümmü Eymen diye bilinen Bereke, Peygamber ailesinin ﷺ Habeşli hizmetçisiydi; Peygamber’e ﷺ çocukluğunda bakmış, o da daha sonra onu azat etmiştir. Üsâme b. Zeyd’in annesi olan bu saygın sahâbiyeyi, Peygamber’in ﷺ vefatından sonra Hz. Ebû Bekir ile Hz. Ömer onun yaptığı gibi ziyaret ederlerdi (Müslim, 2454).
Bereket, b-r-k kökünden gelir ve Allah’ın verdiği hayrın bolluğu ve kalıcılığı demektir. Kur’an bu kelimeyi mü’minlere vaat edilen gökten ve yerden bereketler için kullanır (A‘râf 7:96). Kelime Türkçede gündelik dile yerleşmiştir; isim olarak Arap dünyasında daha çok kadın ismidir.
Eğer (yalanlayan) memleketlerin halkı iman edip, takvalı olsalardı; biz de onlara gökten ve yerden bereketler açardık. Fakat yalanladılar. Bu sebeple onları yapmakta olduklarıyla yakaladık.
Melekler: “Allah’ın emrine mi şaşıyorsun? Allah’ın rahmeti ve bereketi size olsun ey (peygamber ocağının) ev halkı! Şüphesiz O, övülmeye lâyıktır, şanı yücedir.” dediler.
Ona denildi ki: ''Ey Nûh! Sana ve seninle birlikte bulunanlardan birçok ümmete bizden esenlik ve bereketlerle (gemiden) in. Daha birtakım ümmetler de olacak ki, biz onları (dünyada) faydalandıracağız. Sonra da bizden kendilerine elem dolu bir azap dokunacak.''
Enes b. Mâlik -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in vefâtından sonra Ebû Bekir, Ömer -radıyallahu anhuma-'ya: Kalk! Allah Rasûlü’nün yakını olan Ümmü Eymen -radıyalahu anha-'ya gidelim, Rasûlullâh -sallallahu aleyhi ve…
انْطَلِقْ بِنَا إِلَى أُمِّ أَيْمَنَ نَزُورُهَا كَمَا كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَزُورُهَا . فَلَمَّا انْتَهَيْنَا إِلَيْهَا بَكَتْ فَقَالاَ لَهَا مَا يُبْكِيكِ مَا عِنْدَ اللَّهِ خَيْرٌ لِرَسُولِهِ صلى…