"ثلاث من كن فيه وجد بهن حلاوة الإيمان: أن يكون الله ورسوله أحب إليه مما سواهما، وأن يحب المرء لا يحبه إلا لله، وأن يكره أن يعود في الكفر بعد أن أنقذه الله منه، كما يكره أن يقذف في النار"
"ما من نبي بعثه الله في أمة قبلي إلا كان له من أمته حواريون وأصحاب يأخذون بسنته ويقتدون بأمره، ثم إنها تختلف من بعدهم خلوف يقولون مالا يفعلون ويفعلون ما لا يؤمرون، فمن جاهدهم بيده فهو مؤمن، ومن جاهدهم بقلبه فهو مؤمن…
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ashabından bazı kimseler gelip, "Bazen içimize, dile getirmeyi büyük bir suç olarak gördüğümüz bazı şeyler düşüyor" diye sordular. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Gerçekten de bu tür şeyleri hissediyor musunuz?» diye buyurdu, Ashab: Evet! diye cevap…
Adamın biri Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanına geldi ve "Ey Allah'ın Rasulü! Cahiliyede yaptığım şeylerden sorumlu tutulur muyum?" diye sorunca, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: ''İyi bir Müslüman olan cahiliyede yaptığı şeylerden sorumlu tutulmaz. Kötü bir Müslüman olan hem…
Biz, Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- ile birlikteyken henüz genç delikanlılardık. Kur’ân’ı öğrenmeden önce imanı öğrendik. Sonra Kur’ân’ı öğrendik ve onun sayesinde imanımız arttı.
كُنَّا مَعَ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَنَحْنُ فِتْيَانٌ حَزَاوِرَةٌ فَتَعَلَّمْنَا الإِيمَانَ قَبْلَ أَنْ نَتَعَلَّمَ الْقُرْآنَ ثُمَّ تَعَلَّمْنَا الْقُرْآنَ فَازْدَدْنَا بِهِ إِيمَانًا "