فَٱسْتَقِمْ كَمَآ أُمِرْتَ وَمَن تَابَ مَعَكَ وَلَا تَطْغَوْا۟ إِنَّهُۥ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ ١١٢
Öyle ise emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Beraberindeki tevbe edenler de dosdoğru olsunlar.Ve aşırı gitmeyin. Şüphesiz O, yaptıklarınızı hakkıyla görür.
ٱذْهَبْ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ إِنَّهُۥ طَغَىٰ ٢٤
Firavun’a git, çünkü o iyice azdı.
ٱذْهَبَآ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ إِنَّهُۥ طَغَىٰ ٤٣
İkiniz Firavun’a gidin. Çünkü o haddini aşmıştır.
قَالَا رَبَّنَآ إِنَّنَا نَخَافُ أَن يَفْرُطَ عَلَيْنَآ أَوْ أَن يَطْغَىٰ ٤٥
“Rabbimiz, biz, bize karşı aşırı gitmesinden yahut azgınlığını arttırmasından korkarız” dediler.
كُلُوا۟ مِن طَيِّبَٰتِ مَا رَزَقْنَٰكُمْ وَلَا تَطْغَوْا۟ فِيهِ فَيَحِلَّ عَلَيْكُمْ غَضَبِى وَمَن يَحْلِلْ عَلَيْهِ غَضَبِى فَقَدْ هَوَىٰ ٨١
Size rızık olarak verdiklerimizin temiz olanlarından yiyiniz, bu hususta taşkınlık ve nankörlük de etmeyiniz; sonra size gazabım iner. Gazabıma uğrayan yıkılıp yok olur gider.
مَا زَاغَ ٱلْبَصَرُ وَمَا طَغَىٰ ١٧
Göz (gördüğünden) şaşmadı ve (onu) aşmadı.
أَلَّا تَطْغَوْا۟ فِى ٱلْمِيزَانِ ٨
O halde ölçüde haddi aşmayın.
إِنَّا لَمَّا طَغَا ٱلْمَآءُ حَمَلْنَٰكُمْ فِى ٱلْجَارِيَةِ ١١
Doğrusu sular taştığı zaman sizi gemide biz taşımıştık.
ٱذْهَبْ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ إِنَّهُۥ طَغَىٰ ١٧
"Firavun’a git! Çünkü o gerçekten azdı.''
فَأَمَّا مَن طَغَىٰ ٣٧
Artık kim taşkınlık etmiş ise.
ٱلَّذِينَ طَغَوْا۟ فِى ٱلْبِلَٰدِ ١١
Onlar ki memleketlerde azgınlık etmişlerdi.
كَلَّآ إِنَّ ٱلْإِنسَٰنَ لَيَطْغَىٰٓ ٦
Hayır! İnsan gerçekten azgınlık eder.