Büyük dehşet gününde bazılarına vaat edilen güven ve Allah’ın mekrinden kendini emin sanan günahkârlara yapılan uyarı: bu ayetler güveni çeşitli yönleriyle ele alır. Beytullah’ı ve Mekke’yi güvenli yerler olarak anar; güvenliğin bir nimet olduğunu, ona nankörlüğün cezayı gerektirdiğini ve Allah’ın müminlerin korkusunu güvene çevirdiğini hatırlatır.
Ayetler Kur’an’ın konu fihristinden derlenmiş ve Mushaf sırasına göre dizilmiştir; her ayet tam olarak verilir.
Alt konular
Yalnızca ayetlerini görmek için bir alt konu seçin.
Hani, biz Kâbe’yi insanlara dönüş/toplantı ve güven yeri kılmıştık. Siz de Makam-ı İbrahim’den kendinize bir namaz yeri edinin. İbrahim ve İsmail’e: “Tavaf edenler, kendini ibadete verenler, rükû ve secde edenler için evimi (Kâbe’yi) tertemiz tutun!" diye emrettik.
Orada apaçık deliller, Makam-ı İbrahim vardır. Kim oraya girerse güven içinde olur. Yoluna güç yetirebilenlerin (Kâbe'yi) haccetmesi, Allah’ın insanlar üzerine (yüklediği) hakkıdır. Kim inkâr ederse (bu hakkı tanımazsa), şüphesiz Allah bütün âlemlerden müstağnidir.
"Eğer seninle birlikte doğru yolu tutacak olursak, kendi yurdumuzdan çekilip çıkarılırız." dediler. Oysa biz onları, kendi katımızdan bir rızık olarak her şeyin ürünlerinin toplanıp getirildiği; emin, harem kıldığımız bir yere (Mekke'ye) yerleştirmedik mi? Fakat onların çoğu bilmezler.
Çevrelerindeki insanlar kapılıp götürülürken bizim, onların yurtlarını saygın ve güvenli bir yer kıldığımızı görmediler mi? Hala batıla inanıp da Allah'ın nimetini inkar mı ediyorlar?
Ayetler, insanlar tarafından hazırlanmış bir Kur’an konu fihristine göre bir araya getirilmiştir; giriş metni alt konuları özetler. Fıkhî bir görüş için bir âlime danışın.