İçeriğe geç

Zümer Suresi 57. Ayet

سورة الزمر، الآية ٥٧

39:57 24. cüz 47. hizb Mushaf’ta 465. sayfa Mekki sure

39:57 ayetinin metni

أَوْ تَقُولَ لَوْ أَنَّ ٱللَّهَ هَدَىٰنِى لَكُنتُ مِنَ ٱلْمُتَّقِينَ ۝٥٧

Okunuşu

aw taqūla law anna l-laha hadānī lakuntu mina l-mutaqīna

Meal

Yahut “Eğer Allah bana hidayet nasip etseydi günahtan sakınanlardan olurdum” diyerek;

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

Zümer Suresi’nin 57. ayeti (39:57) Mekki bir surededir; 24. cüzde, Mushaf’ın 465. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 72 kârinin sesinden dinleyin.

Zümer Suresi 57. ayeti dinleyin

72 kâriden 78 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (78)

57. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

Ya da kaderi delil getirip şöyle söyler: "Eğer Allah beni muvaffak kılsaydı, ben de muttakilerden olurdum. Emirlerini yerine getirir, yasaklarından sakınırdım."

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri

57. “Yahut: Eğer Allah bana hidâyet verseydi, elbette takvâ sahiplerinden olurdum, demesin.” Bu buyruk, temenni ifade etmekte ve şu anlama gelmektedir: “Keşke Allah bana hidâyet vermiş olsaydı da ben de O’ndan sakınan takvâlı bir kişi olsaydım ve azaptan kurtularak mükâfatı hak etse idim.” Yoksa bu buyruk, şart manasına değildir. Zira şart manasını ifade etseydi, onlar sapıklıklarına kaza ve kaderi gerekçe göstermiş olurlardı. Bu ise batıl bir gerekçedir, kıyamet gününde ise batıl bütün deliller boşa gidecektir.

Zümer Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

Zümer suresinin 57-67. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 465. sayfası).

  • Kibir, hakka ulaşmayı engelleyen yerilmiş ve hiçbir hayrı olmayan kötü bir ahlaktır.
  • Kıyamet günü kararan yüzler, sahiplerinin bedbahtlığının alametidir.
  • Şirk, bütün salih amelleri boşa çıkarır.
  • Yüce Allah hakkında teşbih ve benzetme yapmaksızın avuç ve sağ el ispat edilmiştir.

57. ayetin diğer mealleri

Yahut keşke Allah bana hidayet etseydi de muttakilerden olsaydım der.

Veya: Allah bana hidayet verseydi, elbette sakınanlardan olurdum, diyeceği,

Yahut şöyle diyecektir: "Allah bana doğru yolu gösterseydi, her halde ben müttakilerden olurdum."

57. ayet kelime kelime

  1. أَوْ aw yahut
  2. تَقُولَ taqūla demesinden
  3. لَوْ law şayet
  4. أَنَّ anna elbette
  5. ٱللَّهَ l-laha Allah
  6. هَدَىٰنِى hadānī bana hidayet etseydi
  7. لَكُنتُ lakuntu ben olurdum
  8. مِنَ mina muttakilerden
  9. ٱلْمُتَّقِينَ l-mutaqīna

57. ayetle ilgili ayetler

İbn Kesîr’in bu ayetin tefsirinde andığı ayetler

  • Mâide 5:73–74

    لَّقَدْ كَفَرَ ٱلَّذِينَ قَالُوٓا۟ إِنَّ ٱللَّهَ ثَالِثُ ثَلَٰثَةٍ وَمَا مِنْ إِلَٰهٍ إِلَّآ إِلَٰهٌ وَٰحِدٌ وَإِن لَّمْ يَنتَهُوا۟ عَمَّا يَقُولُونَ لَيَمَسَّنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِنْهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ …

    Şüphesiz, Allah, üçün üçüncüsüdür, diyenler kâfir olmuştur. Halbuki (ibadete layık) tek (hak) olan ilahtan başka bir (hak) ilah yoktur. Söylediklerinden vazgeçmezlerse elbette küfredenlere acıklı bir azap dokunacaktır. …

  • Furkân 25:68

    وَٱلَّذِينَ لَا يَدْعُونَ مَعَ ٱللَّهِ إِلَٰهًا ءَاخَرَ وَلَا يَقْتُلُونَ ٱلنَّفْسَ ٱلَّتِى حَرَّمَ ٱللَّهُ إِلَّا بِٱلْحَقِّ وَلَا يَزْنُونَ وَمَن يَفْعَلْ ذَٰلِكَ يَلْقَ أَثَامًا

    Onlar ki, Allah ile birlikte başka bir ilâha dua/ibadet etmezler. Hak ile olması dışında, Allah’ın öldürülmesini haram kıldığı nefsi de öldürmezler. Zina da etmezler. Kim bunları işlerse cezaları ile karşılaşır.

  • Furkân 25:70

    إِلَّا مَن تَابَ وَءَامَنَ وَعَمِلَ عَمَلًا صَٰلِحًا فَأُو۟لَٰٓئِكَ يُبَدِّلُ ٱللَّهُ سَيِّـَٔاتِهِمْ حَسَنَٰتٍ وَكَانَ ٱللَّهُ غَفُورًا رَّحِيمًا

    Ancak tevbe edip iman eden ve salih amel işleyenler, Allah bunların günahlarını sevaba/iyiliğe çevirir. Allah, çok bağışlayan ve çok merhamet edendir.

  • Hûd 11:46

    قَالَ يَٰنُوحُ إِنَّهُۥ لَيْسَ مِنْ أَهْلِكَ إِنَّهُۥ عَمَلٌ غَيْرُ صَٰلِحٍ فَلَا تَسْـَٔلْنِ مَا لَيْسَ لَكَ بِهِۦ عِلْمٌ إِنِّىٓ أَعِظُكَ أَن تَكُونَ مِنَ ٱلْجَٰهِلِينَ

    Allah: “Ey Nûh! O, asla senin ailenden değildir. Onun yaptığı, iyi olmayan bir iştir. O halde, hakkında hiçbir bilgin olmayan şeyi benden isteme. Ben cahillerden olmayasın diye sana öğüt veriyorum.” dedi.

  • Tevbe 9:104

    أَلَمْ يَعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ هُوَ يَقْبَلُ ٱلتَّوْبَةَ عَنْ عِبَادِهِۦ وَيَأْخُذُ ٱلصَّدَقَٰتِ وَأَنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلتَّوَّابُ ٱلرَّحِيمُ

    Kulların tevbesini ancak Allah'ın kabul ettiğini, sadakaları da O'nun kabul ettiğini bilmiyorlar mı? Allah tevbeleri çokça kabul edendir, çok merhametlidir.

  • Nisâ 4:110

    وَمَن يَعْمَلْ سُوٓءًا أَوْ يَظْلِمْ نَفْسَهُۥ ثُمَّ يَسْتَغْفِرِ ٱللَّهَ يَجِدِ ٱللَّهَ غَفُورًا رَّحِيمًا

    Kim bir kötülük işler veya kendi nefsine zulmeder de ardından Allah’tan bağışlanma dilerse, Allah’ı çokça bağışlayıcı ve merhamet eden olarak bulur.

Daha fazlası

11 Ekim 2026 Pazar 30 ربيع الآخر 1448 هـ