İçeriğe geç

Nisâ Suresi 110. Ayet

سورة النساء، الآية ١١٠

4:110 5. cüz 10. hizb Mushaf’ta 96. sayfa Medeni sure

4:110 ayetinin metni

وَمَن يَعْمَلْ سُوٓءًا أَوْ يَظْلِمْ نَفْسَهُۥ ثُمَّ يَسْتَغْفِرِ ٱللَّهَ يَجِدِ ٱللَّهَ غَفُورًا رَّحِيمًا ۝١١٠

Okunuşu

waman yaʿmal sūan aw yaẓlim nafsahu thumma yastaghfiri l-laha yajidi l-laha ghafūran raḥīman

Meal

Kim bir kötülük işler veya kendi nefsine zulmeder de ardından Allah’tan bağışlanma dilerse, Allah’ı çokça bağışlayıcı ve merhamet eden olarak bulur.

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

Nisâ Suresi’nin 110. ayeti (4:110) Medeni bir surededir; 5. cüzde, Mushaf’ın 96. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 72 kârinin sesinden dinleyin.

Nisâ Suresi 110. ayeti dinleyin

72 kâriden 78 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (78)

110. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

Kim kötü bir iş yapar veya bir günah işleyerek kendine zulmeder de sonrasında günahından dönmüş pişman bir halde onu itiraf ederek Allah'tan bağışlanma dilerse, ebediyete kadar yüce Allah’ı günahları çokça bağışlayan ve ona karşı çokça merhamet eden olarak bulacaktır.

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri

110. Yani kim masiyet işlemek cesaretini gösterip günaha sapacak olursa sonra da Allah’tan -günahını ikrar etmek, bundan pişmanlık duymak, onu terk etmek ve bir daha o günaha dönmemeye karar vermek sureti ile- tam bir mağfiret dileğinde bulunacak olursa, işte vaadinden caymayan Yüce Allah, bunu yapan bir kimseye, mağfiretini ve rahmetini vaad etmektedir. Allah böyle birisinin işlediği günahını mağfiret eder ve bu günahın sebep olduğu eksiklik ve kusurunu izale eder, ona daha önce işlemiş olduğu salih amellerini tekrar iade ederek, ömrünün geri kalan bölümlerinde tevfikini ihsan eder. Bu … Devamını oku

Nisâ Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

Nisâ suresinin 106-113. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 96. sayfası).

  • Bozguncu kişileri savunmak ve müdafaa etmek yasaklanmıştır. Çünkü bu, kötülük ve düşmanlıkta yardımlaşmaktır.
  • Hakiki Mümin kimseye, Allah'tan korkması ve O'nu tazim edip, yüceltmesi ve bütün insanlardan önce O'ndan hayâ etmesi yakışır.
  • Kendine son derece zulmeden ancak tövbe etmede sadık olup, işlediği günahtan geri dönen kimseye Allah'ın rahmet ve mağfireti son derece geniş olur.
  • Suçsuz insanların itham edilmesi ve onlara işlemedikleri suçların iftira atılmasından sakındırılmıştır. Bunu yapan kimse en büyük yalan ve günaha düşmüş olur.

110. ayetin diğer mealleri

Kim bir kötülük işler veya nefsine zulmeder de sonra Allah’tan bağışlanma dilerse, Allah’ı bağışlayıcı ve merhametli olarak bulur.

Kim bir kötülük yapar yahut nefsine zulmeder de sonra Allah'tan mağfiret dilerse, Allah'ı çok bağışlayıcı, çok merhametli bulur.

Kim bir kötülük işler, yahut nefsine zulmeder, sonra da Allah'tan bağışlanmasını dilerse, Allah'ı bağışlayıcı ve esirgeyici bulur.

110. ayet kelime kelime

  1. وَمَن waman ve kim
  2. يَعْمَلْ yaʿmal yaparsa
  3. سُوٓءًا sūan bir kötülük
  4. أَوْ aw yahut
  5. يَظْلِمْ yaẓlim zulmederse
  6. نَفْسَهُۥ nafsahu nefsine
  7. ثُمَّ thumma sonra
  8. يَسْتَغْفِرِ yastaghfiri mağfiret dilerse
  9. ٱللَّهَ l-laha Allah'tan
  10. يَجِدِ yajidi bulur
  11. ٱللَّهَ l-laha Allah'ı
  12. غَفُورًا ghafūran bağışlayıcı
  13. رَّحِيمًا raḥīman ve esirgeyici

Bu ayetin geçtiği hadisler

Bu ayet bir hadiste geçiyor; hadisin metni Arapçadır.

110. ayetle ilgili ayetler

İbn Kesîr’in bu ayetin tefsirinde andığı ayetler

  • Âl-i İmrân 3:135

    وَٱلَّذِينَ إِذَا فَعَلُوا۟ فَٰحِشَةً أَوْ ظَلَمُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ ذَكَرُوا۟ ٱللَّهَ فَٱسْتَغْفَرُوا۟ لِذُنُوبِهِمْ وَمَن يَغْفِرُ ٱلذُّنُوبَ إِلَّا ٱللَّهُ وَلَمْ يُصِرُّوا۟ عَلَىٰ مَا فَعَلُوا۟ وَهُمْ يَعْلَمُونَ

    Yine onlar, bir günah işlediklerinde veya nefislerine zulmettiklerinde Allah’ı zikredip günahları için mağfiret dilerler. Allah’tan başka günahları kim bağışlar? Onlar, yaptıklarında bile bile ısrar etmezler.

  • Fâtır 35:18

    وَلَا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ أُخْرَىٰ وَإِن تَدْعُ مُثْقَلَةٌ إِلَىٰ حِمْلِهَا لَا يُحْمَلْ مِنْهُ شَىْءٌ وَلَوْ كَانَ ذَا قُرْبَىٰٓ إِنَّمَا تُنذِرُ ٱلَّذِينَ يَخْشَوْنَ رَبَّهُم بِٱلْغَيْبِ وَأَقَامُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَمَن تَزَكَّىٰ فَإِنَّمَا يَتَزَكَّىٰ لِنَفْسِهِۦ وَإِلَى ٱللَّهِ ٱلْمَصِيرُ

    Hiçbir günahkâr başkasının günahını yüklenmez. Yükü (günahı) ağır gelen kimse onu taşımak için (başkasını) çağırsa, bu çağırdığı akrabası da olsa onun yükünden bir şey yüklenmez. Sen ancak, görmeden Rablerinden korkanları ve namazı dosdoğru kılanları uyarırsın. Kim günâh kirinden arınırsa, kendisi için arınmış olur. Dönüş ancak Allah'adır.

  • Şûrâ 42:52–53

    وَكَذَٰلِكَ أَوْحَيْنَآ إِلَيْكَ رُوحًا مِّنْ أَمْرِنَا مَا كُنتَ تَدْرِى مَا ٱلْكِتَٰبُ وَلَا ٱلْإِيمَٰنُ وَلَٰكِن جَعَلْنَٰهُ نُورًا نَّهْدِى بِهِۦ مَن نَّشَآءُ مِنْ عِبَادِنَا وَإِنَّكَ لَتَهْدِىٓ إِلَىٰ صِرَٰطٍ مُّسْتَقِيمٍ …

    İşte bu şekilde sana da emrimizden bir ruhu/Kur'an'ı vahyettik. Sen kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat biz onu kullarımızdan dilediğimizi kendisiyle doğru yola eriştirdiğimiz bir nur kıldık. Şüphesiz sen, dosdoğru bir yolu göstermektesin. …

  • Kasas 28:86

    وَمَا كُنتَ تَرْجُوٓا۟ أَن يُلْقَىٰٓ إِلَيْكَ ٱلْكِتَٰبُ إِلَّا رَحْمَةً مِّن رَّبِّكَ فَلَا تَكُونَنَّ ظَهِيرًا لِّلْكَٰفِرِينَ

    Sen, bu kitabın sana verileceğini ummuyordun. Ancak o, Rabbinden bir rahmet olarak sana verildi. Öyle ise kâfirlere sakın arka çıkma.

Bu ayetteki Allah’ın isimleri

Daha fazlası

12 Ekim 2026 Pazartesi 1 جمادى الأولى 1448 هـ