İçeriğe geç

Zuhruf Suresi 48. Ayet

سورة الزخرف، الآية ٤٨

43:48 25. cüz 50. hizb Mushaf’ta 493. sayfa Mekki sure

43:48 ayetinin metni

وَمَا نُرِيهِم مِّنْ ءَايَةٍ إِلَّا هِىَ أَكْبَرُ مِنْ أُخْتِهَا وَأَخَذْنَٰهُم بِٱلْعَذَابِ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ ۝٤٨

Okunuşu

wamā nurīhim min āyatin illā hiya akbaru min ukh'tihā wa-akhadhnāhum bil-ʿadhābi laʿallahum yarjiʿūna

Meal

Onlara gösterdiğimiz her ayet, bir evvelkinden daha büyük idi. Belki dönerler diye onları azabımızla yakalamıştık.

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

Zuhruf Suresi’nin 48. ayeti (43:48) Mekki bir surededir; 25. cüzde, Mushaf’ın 493. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 74 kârinin sesinden dinleyin.

Zuhruf Suresi 48. ayeti dinleyin

74 kâriden 80 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (80)

48. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

Firavun ve kavminin ileri gelenlerine Musa -aleyhisselam-'ın getirdiklerinin doğruluğunu ispat etmeye gösterdiğimiz her mucize, bir evvelkinden daha büyüktü. Dünyada üzerinde bulundukları küfürlerinden doğru yola dönmeleri için onları azaba uğrattık. Fakat hiç faydası olmadı.

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri 47–48. ayetler

47. “Onlara âyetlerimizi/mucizelerimizi getirdiğinde onlar, bunlara gülüverdiler.” Yani onları red ve inkâr ettiler, zalimlik ederek ve büyüklenerek bunlarla alay ettiler. 48. Yani iman etmeyişleri, âyetlerdeki bir eksiklik ve onların gereği kadar açık olmayışlarından ileri gelmiyordu. Onun için şöyle buyrulmaktadır: “Onlara gösterdiğimiz her bir âyet/mucize, bir öncekinden daha büyüktü.” Yani sonra gösterdiğimiz mucize, ondan öncekinden daha büyüktü. “Belki” şirk ve kötülükleri son bulur da İslâm’a “dönerler” ve ona boyun eğerler “diye onları” birbirinden ayrı ve apaçık âyetler/mucizeler olan çekirge, haşerat, kurbağa ve kan gibi “(dünyevi) azaplara da uğrattık.”

Zuhruf Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

Zuhruf suresinin 48-60. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 493. sayfası).

  • Ahitleri bozmak, kâfirlerin sıfatlarındandır.
  • Fasık, aklı hafif olan kimsedir. Onu hafife almak isteyenler hafife alır.
  • Allah'ın öfkelenmesi, hüsran ve kaybetmeyi gerektirir.
  • Sapkın kimseler, Kur'an ayetlerinin işaret ettiği manaları hevâ ve arzularına göre tahrif etmeye/değiştirmeye çalışırlar.

48. ayetin diğer mealleri

Onlara gösterdiğimiz her ayet, bir evvelkinden daha büyük idi. Belki dönerler diye onları azabımızla yakalamıştık

Onlara gösterdiğimiz her bir âyet (mucize) diğerinden daha büyüktü. Doğru yola dönsünler diye onları azaba uğrattık.

Bizim onlara gösterdiğimiz her bir mucize diğerinden daha büyüktü. Belki doğru yola dönerler diye biz onları azapla yakaladık.

48. ayet kelime kelime

  1. وَمَا wamā ve
  2. نُرِيهِم nurīhim onlara göstermeyiz ر أ ي
  3. مِّنْ min hiçbir
  4. ءَايَةٍ āyatin mu'cize أ ي ي
  5. إِلَّا illā başkasını
  6. هِىَ hiya o
  7. أَكْبَرُ akbaru daha büyük (olandan) ك ب ر
  8. مِنْ min ötekinden
  9. أُخْتِهَا ukh'tihā أ خ و
  10. وَأَخَذْنَٰهُم wa-akhadhnāhum ve onları yakaladık أ خ ذ
  11. بِٱلْعَذَابِ bil-ʿadhābi azab(lar) ile ع ذ ب
  12. لَعَلَّهُمْ laʿallahum umulur ki
  13. يَرْجِعُونَ yarjiʿūna dönerler ر ج ع

48. ayetle ilgili ayetler

İbn Kesîr’in bu ayetin tefsirinde andığı ayetler

  • A’râf 7:133–135

    فَأَرْسَلْنَا عَلَيْهِمُ ٱلطُّوفَانَ وَٱلْجَرَادَ وَٱلْقُمَّلَ وَٱلضَّفَادِعَ وَٱلدَّمَ ءَايَٰتٍ مُّفَصَّلَٰتٍ فَٱسْتَكْبَرُوا۟ وَكَانُوا۟ قَوْمًا مُّجْرِمِينَ …

    Biz de onlara ayrı ayrı ayetler (mûcizeler) olmak üzere başlarına tûfân, çekirge, haşarât/ürün güvesi, kurbağalar ve kan gönderdik. Fakat yine büyüklük tasladılar. Onlar günahkâr bir topluluk idiler. …

Daha fazlası

14 Ekim 2026 Çarşamba 3 جمادى الأولى 1448 هـ