43:47 ayetinin metni
فَلَمَّا جَآءَهُم بِـَٔايَٰتِنَآ إِذَا هُم مِّنْهَا يَضْحَكُونَ ٤٧
Okunuşu
falammā jāahum biāyātinā idhā hum min'hā yaḍḥakūna
Meal
Onlara ayetlerle geldiği zaman bunlara gülüp geçmişlerdi.
سورة الزخرف، الآية ٤٧
فَلَمَّا جَآءَهُم بِـَٔايَٰتِنَآ إِذَا هُم مِّنْهَا يَضْحَكُونَ ٤٧
falammā jāahum biāyātinā idhā hum min'hā yaḍḥakūna
Onlara ayetlerle geldiği zaman bunlara gülüp geçmişlerdi.
Zuhruf Suresi’nin 47. ayeti (43:47) Mekki bir surededir; 25. cüzde, Mushaf’ın 492. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 74 kârinin sesinden dinleyin.
74 kâriden 80 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Onlara ayetlerimizle geldiği zaman alay edip küçümseyerek onlara gülüp geçmişlerdi.
47. “Onlara âyetlerimizi/mucizelerimizi getirdiğinde onlar, bunlara gülüverdiler.” Yani onları red ve inkâr ettiler, zalimlik ederek ve büyüklenerek bunlarla alay ettiler. 48. Yani iman etmeyişleri, âyetlerdeki bir eksiklik ve onların gereği kadar açık olmayışlarından ileri gelmiyordu. Onun için şöyle buyrulmaktadır: “Onlara gösterdiğimiz her bir âyet/mucize, bir öncekinden daha büyüktü.” Yani sonra gösterdiğimiz mucize, ondan öncekinden daha büyüktü. “Belki” şirk ve kötülükleri son bulur da İslâm’a “dönerler” ve ona boyun eğerler “diye onları” birbirinden ayrı ve apaçık âyetler/mucizeler olan çekirge, haşerat, kurbağa ve kan gibi “(dünyevi) azaplara da uğrattık.”
Zuhruf suresinin 34-47. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 492. sayfası).
Onlara ayetlerle geldiği zaman bunlara gülüp geçmişlerdi.
Onlara âyetlerimizi getirince, bunlara gülüvermişlerdi.
Musa onlara mucizelerimizi getirince onlar hemen bu mucizelere gülüverdiler.