Yûnus Suresi’nin 99. ayeti (10:99) Mekki bir surededir; 11. cüzde, Mushaf’ın 220. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 74 kârinin sesinden dinleyin.
Yûnus Suresi 99. ayeti dinleyin
74 kâriden 80 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (80)
99. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
-Ey Peygamber!- Eğer Rabbin, yeryüzünde bulunanların tamamının iman etmesini isteseydi onlar iman ederlerdi. Fakat O, hikmeti gereği böyle olmasını dilemedi. O, dilediğini adaleti ile saptırır. Dilediğini ise lütfu ile hidayete erdirir. İman etmeleri için insanları zorlaman senin güç yetireceğin bir şey değil. Onların hidayete ermeleri hususunda muvaffak kılınmaları tek olarak sadece Allah'ın elindedir.
99. Yüce Allah Peygamberine hitaben şöyle buyurmaktadır: “Eğer Rabbin dileseydi elbette yeryüzünde bulunanların hepsi, istisnasız birden iman ederlerdi.” Onlara iman etmeleri ilhamını verip kalplerini takvaya doğru yöneltmesi ile bunu yapardı. Çünkü bu, O’nun kudreti için basittir. Ancak hikmeti, onların kimilerinin mü’min, kimilerinin de kâfir olmalarını gerektirmiştir. “Böyle iken sen mümin olsunlar diye insanları zorlayacak mısın?” Yani senin buna gücün yetmez, bu senin gücün çerçevesinde olan bir şey değildir. Böyle bir şeye Yüce Allah’tan başka hiçbir kimse kadir olamaz.
İman, kişinin yüksek derecelere ulaşmasına ve dünya hayatında dünya nimetlerinden istifade etmesine vesiledir.
Bir kimseyi imana sevk etmek hiç kimsenin gücü dahilinde değildir. Çünkü bu sadece Allah Teâlâ'nın istemesine döner.
Küfürde ısrar eden ve küfür üzere devam eden bir kimseye ayetler ve uyarılar fayda vermez.
Hak din üzerinde dosdoğru olarak devam etmenin, şirkten ve batıl dinlerden uzak durmanın farz oluşu beyan edilmiştir.
99. ayetin diğer mealleri
Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzünde bulunanların tümü iman ederdi. Öyleyken insanları iman etmeye sen mi zorlayacaksın?
(Rasûlüm!) Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzünde bulunan herkes, topyekun iman ederdi. Hal böyle olunca, sen, insanları mü'min oluncaya kadar zorlayıp duracak mısın?
Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzünde kim varsa hepsi toptan iman ederlerdi. O halde insanları hep mümin olsunlar diye sen mi zorlayacaksın?
Kendisiyle dağların yürütüleceği veya yeryüzünün parçalanacağı ya da ölülerin konuşturulacağı bir Kur’an olacak olsaydı (o yine bu kitap olurdu). Fakat bütün emirler yalnız Allah’ındır. İman edenler bilmiyorlar mı ki, Allah dileseydi bütün insanlara hidayet ederdi. Allah’ın vaadi yerine gelinceye kadar devamlı olarak yaptıkları işler sebebiyle kâfirlere ya ansızın büyük bir bela gelecek veya o bela evlerinin yakınına inecektir. Şüphesiz Allah, vaadinden asla dönmez.
Kötü ameli kendine süslü gösterilen ve böylece onu güzel gören kimse (doğru yolda olanla bir midir)? Şüphesiz Allah dilediğini sapıklığa düşürür dilediğini de doğru yola eriştirir. Öyleyse nefsin onlara karşı hasretlere (üzüntülere) kapılmasın. Şüphesiz Allah onların yaptıklarını bilmektedir.
(Ey Muhammed!) Onları hidayete erdirmek senin üzerine (bir sorumluluk) değildir. Fakat Allah, dilediği kimseyi hidayete erdirir. İyilik olarak her ne verirseniz, o kendiniz içindir. Zaten siz, yalnız Allah’ın rızasını/vechini kazanmak için verirsiniz. İyilik olarak ne verirseniz (bunun karşılığı) size eksiksizce ödenecektir. Ve siz, haksızlığa uğratılmazsınız.