Yûnus Suresi’nin 97. ayeti (10:97) Mekki bir surededir; 11. cüzde, Mushaf’ın 219. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 74 kârinin sesinden dinleyin.
Yûnus Suresi 97. ayeti dinleyin
74 kâriden 80 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (80)
97. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
Kendilerine, şeri yahut kevni bütün ayetler gelmiş olsa da elem verici azabı müşahede edecekleri ana kadar iman etmezler. İman etmenin kendilerine fayda vermeyeceği zaman iman ederler.
96-97. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Doğrusu üzerlerine Rabbinin sözü hak olmuş bulunanlar” yani cehennem ehlinden, azgın ve sapıklardan olanlar, mutlaka Allah’ın kader ve kazası ile tayin ettiği duruma gelirler ve onlara her türlü mucize gelse bile iman etmezler. Mucizeler onların ancak tuğyanlarını artırır, azgınlıklarına azgınlık katar. Allah bu yolla onlara zulmetmemiştir, ancak onlar hak kendilerine geldiği ilk seferinde hakkı reddetmek sureti ile kendi kendilerine zulmetmişlerdir. Yüce Allah da kalplerine, kulaklarına ve gözlerine mühür vurmakla onları cezalandırmıştır. O bakımdan … Devamını oku
Din üzerinde sebat etmenin ve günahkâr kimselerin yoluna uymamanın gerekliliği beyan edilmiştir.
Ruhu can çekişen yahut azabı bizzat gören kimsenin tövbesi kabul edilmez.
Yahudiler ve Hristiyanlar; Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in özelliklerini biliyorlardı. Fakat kibirleri ve inatları onları iman etmekten alıkoydu.
97. ayetin diğer mealleri
Can yakıcı azabı görene kadar, Kendilerine her türlü ayetler gelse bile...
bütün mucizeler gelmiş olsa bile, elem verici azabı görünceye kadar inanmayacaklardır.
Onlara bütün mucizeler hep birden gelse, yine de o acıklı azabı görünceye kadar inanmazlar.
Onlar ki, yanlarında bulunan Tevrat ve İncil'de yazılı buldukları ümmî Peygambere, Rasûle tâbi olurlar. (O peygamber) onlara iyiliği emreder ve kötülüklerden nehyeder, temiz şeyleri helal, pis şeyleri haram kılar. Üzerlerindeki ağır yükleri ve zorlukları kaldırır. Ona iman edenler, onu destekleyip yardım eden ve onunla indirilen nura uyanlar, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.
Mûsâ: "Rabbimiz! Doğrusu sen Firavun’a ve (ileri gelen) kavmine ziynetler ve dünya hayatında mallar verdin. Rabbimiz! Onlar (bununla) senin yolundan saptırıyorlar. Rabbimiz! Onların mallarını yok et, kalplerini katılaştır. Çünkü onlar, can yakıcı azabı görmedikçe iman etmezler." dedi.
Biz, onlara melekleri de indirsek, onlarla ölüler de konuşsa ve her şeyi toplayıp önlerine de koysak, Allah dilemedikçe onlar yine de iman etmezlerdi. Fakat onların çoğu bilmiyorlar.
Lafzen benzer ayetler
Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.