Onlara vadettiğimizin bir kısmını sana (sen hayattayken) gösteririz, ya da seni vefat ettiririz. Onların dönüşü bizedir. Sonra Allah, onların yaptıklarına da şahittir.
Yûnus Suresi’nin 46. ayeti (10:46) Mekki bir surededir; 11. cüzde, Mushaf’ın 214. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 74 kârinin sesinden dinleyin.
Yûnus Suresi 46. ayeti dinleyin
74 kâriden 80 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (80)
46. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
-Ey Peygamber!- Ya senin vefatından önce onlara vadetmiş olduğumuz azabın bir kısmını gösteririz ya da seni bundan önce vefat ettiririz. Her iki durumda da kıyamet günü onların dönüşü bizedir. Sonra Allah, onların yapmakta oldukları şeylerden haberdardır. Onların yaptıklarından hiçbir şey O'na gizli kalmaz. Yüce Allah, amellerinin karşılığını onlara verecektir.
46. Yani ey Peygamber! Sen bu yalanlayanlar için üzülme, onlar hakkında acele de etme! Onları tehdit ettiğimiz azabın bunlara gelip çatması kaçınılmaz bir şeydir. Bu azap ya dünyada gelip onları bulacaktır ki sen de bunu gözlerinle görecek ve böylelikle için huzur bulacaktır yahut da bu azabı onlara ölümden sonra âhirette göstereceğiz. Her halükarda onların dönüşü Allah’adır. O da dünyada iken yaptıklarını kendilerine haber verecektir. Allah yaptıklarını tek tek tespit ettiği halde onlar unutmuşlardır. Allah, her şeye şahit olandır. Bu buyrukta hem onlara büyük bir tehdit vardır, hem de kavmi tarafından yalanlanan ve ona inatla karşı çıkılan Allah Rasûlüne de bir teselli vardır.
Kendisini helak olmaya götüren bizzat insanın kendisidir. Yüce Allah, zulmetmekten beridir, münezzehtir.
Peygamberin görevi tebliğ etmektir. Peygamberlerin gönderildiği kimselerin hesap ve cezalarını ise hikmeti ile takdir edecek olan Allah'tır. Ya onların cezalarını peygamber hayatta iken verir ya da peygamberin vefatından sonraya erteler.
Fayda ve zarar Allah -Azze ve Celle-'nin elindedir. Yaratılmışlardan hiç kimse ne kendi nefsi için ne de başkaları için bir zarar ve fayda vermeye sahip değildir.
Ölümü anında iman eden kimseye imanı fayda vermez.
46. ayetin diğer mealleri
Onlara vadettiğimizin bir kısmını sana (sen hayattayken) gösteririz; ya da seni vefat ettiririz. Onların dönüşü bizedir. Sonra Allah, onların yaptıklarına da şahittir.
Ya (dünyada) onlara vadettiğimiz azabın bir kısmını sana gösteririz; ya da seni öldürürüz; nasıl olsa onların dönüşü bizedir. Sonra Allah, onların yapageldikleri şeylere de şâhiddir.
Onlara vaad ettiğimizin bir kısmını sana göstersek de, göstermeden seni vefat ettirsek de, sonunda onların dönüşü bize olacak. Sonra onların ne yapacaklarına Allah şahit olacaktır.
Yeryüzü, Rabbinin nuruyla aydınlanır. Kitap (amel defterleri) ortaya konur. Peygamberler ve şahitler getirilir ve zulme uğratılmaksızın aralarında adaletle hüküm verilir.
Lafzen benzer ayetler
Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.
Şu halde sen sabret. Şüphesiz Allah'ın vaadi gerçektir. Onlara vaadettiklerimizin bir kısmını sana göstersek de senin dünya hayatını sona erdirsek de, sonuçta bize döndürülürler.
Onlara vadettiğimiz azabın bir kısmını sana göstersek de, (göstermeden) senin ruhunu alsak da senin görevin sadece tebliğ etmektir. Hesap görmek ise bize aittir.