(Ey münafıklar!) Siz de kendinizden öncekiler gibisiniz. Onlar sizden daha kuvvetliydiler, malları ve evlatları da daha çoktu. Nasiplerine düşenin tadını çıkardılar. Sizden öncekilerin nasiplerinden faydalandıkları gibi siz de nasibinize düşenden yararlandınız. Onların daldıkları gibi siz de (batıla) daldınız. İşte bunlar, dünyada ve ahirette yaptıkları amelleri boşa gidenlerdir. İşte onlar hüsrana uğrayanlardır.
Tevbe Suresi’nin 69. ayeti (9:69) Medeni bir surededir; 10. cüzde, Mushaf’ın 198. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 72 kârinin sesinden dinleyin.
Tevbe Suresi 69. ayeti dinleyin
72 kâriden 78 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (78)
69. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
-Ey münafıklar topluluğu!- Sizler, küfür ve alay etmede sizden önceki yalanlayan ümmetler gibisiniz. Onlar, sizden daha güçlü ve sizden daha çok mallara ve evlatlara sahiptiler. Dünya lezzetlerinden ve arzularından kendi nasiplerinde yazılmış olandan faydalandılar. Sizler de -Ey Münafıklar!- Sizden önce nasiplerinden yararlanan ve (peygamberlerini) yalanlayan ümmetler gibi nasibiniz olarak size takdir olunduğu kadar yararlanın. Önceki ümmetlerin, peygamberlerini yalanlama ve onları ayıplamaları gibi siz de hakkı yalanlamaya daldınız. Resul -sallallahu aleyhi ve sellem'i- ayıplayıp, kınadınız. Kınanmış ve bu sıfatlar ile sıfatlanmış olan bu kimselerin amelleri küfürleri sebebi ile Allah katında fesada uğramış ve boşa gitmiştir. Kendi nefislerini helak olmaya sürüklemeleri sebebi ile nefislerini hüsrana uğratanlar bunlardır.
69-70. Yüce Allah münafıkları kendilerinden önce geçmiş olan inkarcı ümmetlere gelip çatan musibetlerden sakındırarak şöyle buyurmaktadır: “Nûh, Âd ve Semûd kavimlerinin, İbrahim’in kavminin, Medyen ehlinin ve altüst edilen şehirlerin” yani Lût kavmine ait şehirlerin “haberleri onlara gelmedi mi?” Çünkü bunların hepsine “peygamberleri apaçık delillerle” yani varlıkların gerçek yüzünü beyan eden, açık ve seçik hak ile “gelmişlerdi.” Ancak onlar bunları yalanladılar. O nedenle de başlarına Yüce Allah’ın, anlattığı musibetler gelip çattı. İşte -ey münafıklar- sizlerin de amelleri bu ümmetlerin … Devamını oku
Kâfirlere ve münafıklara her asırda azap edilmesinin tek sebebi vardır. O sebep onların, dünyayı ahirete tercih etmeleri, (sadece) dünyadan faydalanmaları, peygamberleri yalanlamaları, onlara tuzak kurmaları, hile yapmaları ve hıyanet etmeleridir.
Helak edilmiş önceki ümmetlerin helak edilmelerinin sebebi, küfürleri ve yalanlamalarıdır. Onların helak edilmelerinde ibret alan akıl sahipleri için birçok nasihat ve ibret vardır.
Kadınlar ve erkekler olarak iman ehli birbirlerine bağlı, birbirleriyle yardımlaşan ve birbirlerine destek olup kollayan tek bir ümmettirler. Onların kalpleri sevgi, muhabbet, şefkatli olmada birdir.
Göklerin ve yerin Rabbinin rızası, Cennet nimetlerinden daha büyüktür. Çünkü manevi mutluluk, maddi mutluluktan daha faziletlidir.
69. ayetin diğer mealleri
(Ey münafıklar! Durumunuz) sizden önceki (münafıklarla) aynıdır. Onlar sizden daha kuvvetliydiler, malları ve evlatları da daha çoktu. Nasiplerine düşenin tadını çıkardılar. Sizden öncekilerin nasiplerinden faydalandıkları gibi siz de nasibinize düşenden yararlandınız. Onların daldıkları gibi siz de (batıla) daldınız. İşte bunlar dünyada ve ahirette yaptıkları amelleri boşa gidenlerdir. İşte bunlar hüsrana uğrayanlardır.
(Ey münafıklar! Siz de) sizden öncekiler gibi (yaptınız). Onlar sizden kuvvetçe daha üstün, mal ve evlâtça daha çok idiler. Onlar (dünya malından) paylarına düşenden faydalandılar. İşte sizden öncekiler nasıl paylarına düşenden faydalandıysalar, siz de payınıza düşenden faydalandınız ve (bâtıla) dalanlar gibi siz de daldınız. İşte onların amelleri dünyada da ahirette de boşa gitmiştir. Ve onlar ziyana uğrayanların kendileridir.
(Ey münafıklar!) siz de tıpkı kendinizden öncekiler gibisiniz. Oysa onlar sizden daha güçlü, kuvvetli, mal ve evlatça sizden daha varlıklı idiler. Dünya nimetlerinden paylarına düşen kadar zevk sürdüler. Sizden öncekiler kısmetlerine düşen kadarıyla nasıl zevk sürmek istedilerse siz de onlar gibi kısmetinize düşen kadarıyla zevk sürmeye baktınız, siz de sizden önce batağa dalanlar gibi batağa daldınız. İşte bunların dünyada ve ahirette bütün amelleri heder olup gitti ve işte bunlar hep hüsran içinde kalanlardır.
Sana haram ayı onda savaşmayı soruyorlar. De ki: O ayda savaşmak büyük suçtur, Allah yolundan alıkoymak, onu inkâr etmek, Mescid-i Haram’a (girmeye) engel olmak ve halkını oradan çıkarmak Allah katında daha büyük suçtur. Fitne (çıkarmak)/şirk ise, öldürmekten daha büyüktür. Güçleri yeterse sizi dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşmaya devam ederler. Sizden kim dininden dönüp, kâfir olarak ölürse, işte onlar, amelleri dünyada ve ahirette boşa gidenlerdir. İşte onlar ateş ehlidir. Orada ebedi kalacaklardır.