İçeriğe geç

Tevbe Suresi 42. Ayet

سورة التوبة، الآية ٤٢

9:42 10. cüz 20. hizb Mushaf’ta 194. sayfa Medeni sure

9:42 ayetinin metni

لَوْ كَانَ عَرَضًا قَرِيبًا وَسَفَرًا قَاصِدًا لَّٱتَّبَعُوكَ وَلَٰكِنۢ بَعُدَتْ عَلَيْهِمُ ٱلشُّقَّةُ وَسَيَحْلِفُونَ بِٱللَّهِ لَوِ ٱسْتَطَعْنَا لَخَرَجْنَا مَعَكُمْ يُهْلِكُونَ أَنفُسَهُمْ وَٱللَّهُ يَعْلَمُ إِنَّهُمْ لَكَٰذِبُونَ ۝٤٢

Okunuşu

law kāna ʿaraḍan qarīban wasafaran qāṣidan la-ittabaʿūka walākin baʿudat ʿalayhimu l-shuqatu wasayaḥlifūna bil-lahi lawi is'taṭaʿnā lakharajnā maʿakum yuh'likūna anfusahum wal-lahu yaʿlamu innahum lakādhibūna

Meal

Kolay elde edilen kazanç, yakın bir yolculuk olsaydı (Tebuk'ta) sana uyarlardı. Fakat, meşakkat (mesafe) onlara uzak geldi. "Gücümüz yetseydi sizinle beraber çıkardık." diye Allah’a yemin edeceklerdir. Kendilerini helâk ediyorlar. Allah, gerçekten onların yalancı olduğunu biliyor.

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

Tevbe Suresi’nin 42. ayeti (9:42) Medeni bir surededir; 10. cüzde, Mushaf’ın 194. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 72 kârinin sesinden dinleyin.

Tevbe Suresi 42. ayeti dinleyin

72 kâriden 78 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (78)

42. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

Ey Peygamber!- Savaştan geri kalmak için senden izin isteyen münafıklar, şayet kolay elde edilen kazanç ve meşakkatsiz bir yolculuk olsaydı sana uyarlardı. Fakat onları davet etmiş olduğun düşmana karşı katetmeleri gereken mesafe onlara uzak geldi de bu yüzden seferden geri kaldılar. Seferden geri kalmak için izin isteyen bu münafıklar, sen onlara döndüğün zaman Allah'a yemin ederek şöyle diyeceklerdir: "Eğer sizinle beraber cihada gitmeye güç yetirebilseydik sizinle beraber çıkardık." Muhalefet etmeleri ve yalan yeminleri sebebi ile kendi nefislerini Allah'ın cezalandırmasına arz ederek kendilerini helak ediyorlar. Yüce Allah, gerçekten onların yalancı olduklarını ve yeminlerinin de yalan olduğunu biliyor.

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri

42. “Eğer” onların çıkıp gidecekleri yer “yakın bir menfaat” yani kolaylıkla elde edilebilecek ve çabuk ulaşılabilecek bir dünyevi menfaat ve “orta yollu bir yolculuk” kolay ve yakın mesafeli bir yolculuk “olsaydı elbette” çok zorluğu gerektirmeyeceğinden dolayı “arkandan gelirlerdi. Fakat meşakkatli yol onlara uzak geldi.” Bu kadar uzun mesafeyi uzak gördüler ve böyle bir yolculuğa katlanmak onlara zor geldi. İşte bundan dolayı seninle beraber çıkmayı ağırdan aldılar. Oysa bu, Allah’a kulluğun alâmetlerinden değildir. Aksine gerçek kul, her halde Rabbine ibadet eden, kolay olsun, zor olsun … Devamını oku

Tevbe Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

Tevbe suresinin 41-47. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 194. sayfası).

  • Her ihtiyaç hissedildiğinde can ve mal ile cihat etmenin farz olduğu beyan edilmiştir.
  • Yalan yere yemin etmek helak edilmeyi gerektirir.
  • Acele etmekten sakınmanın gerekliliği. Tahkik etmenin ve temkinli davranmanın gerekliliği ile işlerin zahirine aldanmanın terk edilmesi ve gözden geçirmede ve beklemede mübalağa etmenin gerekliliği beyan edilmiştir.
  • Allah Teâlâ'nın, münafıkları Müminler ile birlikte sefere çıkmaktan alıkoyması Yüce Allah'ın Müminlere olan yardımındandır. Müminlerin arasına kendilerine fayda vermeyecek, aksine zarar verecek olan kimseleri koymaması; Allah'ın Müminlere olan lütfundan ve rahmetindendir.

42. ayetin diğer mealleri

Kolay elde edilen kazanç, yakın bir yolculuk olsaydı (Tebuk'ta) sana uyarlardı. Fakat, meşakkat (mesafe) onlara uzak geldi. "Gücümüz yetseydi sizinle beraber çıkardık." diye Allah’a yemin edeceklerdir. Kendilerini helak ediyorlar. Allah, gerçekten onların yalancı olduğunu biliyor.

     Eğer yakın bir dünya malı ve kolay bir yolculuk olsaydı (o münafıklar) mutlaka sana uyup peşinden gelirlerdi. Fakat meşakkatli yol onlara uzak geldi. Gerçi onlar, «Gücümüz yetseydi mutlaka sizinle beraber çıkardık» diye kendilerini helâk edercesine Allah'a yemin edecekler. Halbuki Allah onların mutlaka yalancı olduklarını biliyor.

Eğer o sefer, yakın bir ganimet ve kolay bir sefer olsaydı mutlaka peşine düşer gelirlerdi. Fakat o meşakkatli yolculuk kendilerine uzun bir sefer geldi. Bununla beraber, "Bizim de gücümüz yetseydi, sizinle beraber elbette sefere çıkardık." diyerek Allah'a yemin edecekler, nefislerini helake sürükleyecekler. Allah biliyor ki, onlar iyice yalancıdırlar.

42. ayet kelime kelime

  1. لَوْ law eğer
  2. كَانَ kāna olsaydı
  3. عَرَضًا ʿaraḍan bir menfaat
  4. قَرِيبًا qarīban yakın
  5. وَسَفَرًا wasafaran ve bir yolculuk
  6. قَاصِدًا qāṣidan orta
  7. لَّٱتَّبَعُوكَ la-ittabaʿūka elbette sana tabi olurlardı
  8. وَلَٰكِنۢ walākin fakat
  9. بَعُدَتْ baʿudat uzak geldi
  10. عَلَيْهِمُ ʿalayhimu kendilerine
  11. ٱلشُّقَّةُ l-shuqatu aşılacak mesafe
  12. وَسَيَحْلِفُونَ wasayaḥlifūna bir de yemin edecekler
  13. بِٱللَّهِ bil-lahi Allah'a
  14. لَوِ lawi eğer (diye)
  15. ٱسْتَطَعْنَا is'taṭaʿnā gücümüz yetseydi
  16. لَخَرَجْنَا lakharajnā çıkardık
  17. مَعَكُمْ maʿakum sizinle beraber
  18. يُهْلِكُونَ yuh'likūna mahvediyorlar
  19. أَنفُسَهُمْ anfusahum kendilerini
  20. وَٱللَّهُ wal-lahu ve Allah
  21. يَعْلَمُ yaʿlamu biliyor;
  22. إِنَّهُمْ innahum onların
  23. لَكَٰذِبُونَ lakādhibūna yalancı olduklarını

42. ayetle ilgili ayetler

İbn Kesîr’in bu ayetin tefsirinde andığı ayetler

  • Bakara 2:216

    كُتِبَ عَلَيْكُمُ ٱلْقِتَالُ وَهُوَ كُرْهٌ لَّكُمْ وَعَسَىٰٓ أَن تَكْرَهُوا۟ شَيْـًٔا وَهُوَ خَيْرٌ لَّكُمْ وَعَسَىٰٓ أَن تُحِبُّوا۟ شَيْـًٔا وَهُوَ شَرٌّ لَّكُمْ وَٱللَّهُ يَعْلَمُ وَأَنتُمْ لَا تَعْلَمُونَ

    Sizin için hoş olmasa da savaş size farz kılındı. Olabilir ki sizin hoşlanmadığınız bir şey, sizin için iyidir ve ihtimal ki sizin hoşlandığınız bir şey sizin için kötüdür. Siz bilmezsiniz Allah bilir.

Daha fazlası

12 Ekim 2026 Pazartesi 1 جمادى الأولى 1448 هـ