Ancak Allah’a ortak koşanlardan, kendileriyle anlaşma yapmış olduğunuz, sonra da anlaşmalarında size karşı hiçbir eksiklik yapmamış ve sizin aleyhinize hiç kimseye yardım etmemiş olanlar, bu hükmün dışındadır. Onların anlaşmalarını, süreleri bitinceye kadar tamamlayın. Şüphesiz Allah, kendine karşı gelmekten sakınanları sever.
Tevbe Suresi’nin 4. ayeti (9:4) Medeni bir surededir; 10. cüzde, Mushaf’ın 187. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 72 kârinin sesinden dinleyin.
Tevbe Suresi 4. ayeti dinleyin
72 kâriden 78 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (78)
4. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
Ancak kendileri ile anlaşma yaptığınız ve anlaşmalarına vefalı olanları ve ondan hiçbir şeyi eksiltmeyen müşrikler az önce zikredilen hükmün dışındadır. Bu kimselerle yapmış olduğunuz anlaşmalarınızı süresi bitinceye kadar tamamlayınız. Şüphesiz Yüce Allah, anlaşmaları vefa ile yerine getirmenin de dahil olduğu tüm emirlerini yerine getiren ve hıyanet etmenin içerisine dahil olduğu tüm yasaklarından sakınanları sever.
4. Yani bu, bütün müşriklerden mutlak ve kesin bir ayrılma ve uzaklaşmadır; “ancak antlaşma yaptığınız müşriklerden... olanlar müstesnâdır.” Yani antlaşmaları üzere devam eden, ahitlerini bozacak bir şey yapmayan, bu konuda size karşı kusur etmeyen ve size karşı başkalarına destek vermeyenlerin ise antlaşmalarını süreleri -az ya da çok olsun- bitinceye kadar sürdürün ve gereğini yerine getirin. Çünkü İslâm hainliği değil, söze bağlılığı emreder. “Şüphesiz Allah” emrolundukları şeyi eksiksiz yerine getiren, şirkten, hainlikten ve bunların dışında her türlü masiyetten uzak duran “takva sahiplerini sever.”
Ayetlerde İslam'ın düşmanlarla olan dış ilişkilerini barış, güvenlik ve anlayış temelinde çözme hevesinin açık bir göstergesi vardır.
İslam, anlaşmaları takdir eder ve yerine getirilmesini gerekli kılar. Anlaşmaların korunmasını, imanın bir meyvesi ve Allah Teâlâ'dan korkmanın bir gereği sayar.
Namazı dosdoğru kılmak ve zekât vermek Müslümanlığın delillerindendir. Bu iki amel, malı ve kanı/canı korur. Bu iki ameli eda eden kimse Müslümanların sahip oldukları hakları elde eder. Yani bir kimsenin malı ve canı korunmuş olur. Ancak haksız yere öldürmek, muhsan (evlenmiş) olan kimsenin zina etmesi ve imandan sonra küfre girip dinden çıkmak gibi İslam'ın (ölümle cezalandırdığı) hakkı olan şeyler (cezalar) hariçtir.
Ayetlerde eman vermenin meşruluğu beyan edilmiştir. Yani kendileri ile savaş halinde olunan gayrimüslim, Müslümanlardan eman dilerse; İslam'ın doğruluğunun delili olan şeyleri işitmesi için ona eman vermenin caiz olduğu beyan edilmiştir. Bunda kâfirlerle muamelede hoşgörü ve saygı vardır. Aynı zamanda barışı tercih etmenin delili vardır.
4. ayetin diğer mealleri
Yalnız antlaşma hükümlerinde size karşı bir eksiklik yapmayan ve aleyhinize kimseye yardım etmeyen müşriklerle yaptığınız antlaşmalarını, süreleri bitinceye kadar tamamlayın. Allah muttakileri sever.
Ancak kendileriyle antlaşma yaptığınız müşriklerden (antlaşma şartlarına uyan) hiçbir şeyi size eksik bırakmayan ve sizin aleyhinize herhangi bir kimseye arka çıkmayanlar (bu hükmün) dışındadır. Onların antlaşmalarını, süreleri bitinceye kadar tamamlayınız. Allah (haksızlıktan) sakınanları sever.
Ancak kendileriyle antlaşma yapmış olduğunuz müşriklerden size olan ahitlerinde hiçbir eksiklik yapmamış ve sizin aleyhinize hiçbir kimseye yardımda bulunmamış olanlar bunun dışındadır. Siz de onlarla olan antlaşmanızın hükümlerine antlaşma süresinin sonuna kadar uyunuz. Muhakkak ki, Allah müttakileri sever.
4. ayet kelime kelime
إِلَّاillāancak hariç
ٱلَّذِينَalladhīnakimseler
عَٰهَدتُّمʿāhadttumandlaşma yaptığınız
مِّنَminamüşriklerden
ٱلْمُشْرِكِينَl-mush'rikīna
ثُمَّthummasonra
لَمْlamsize eksik bırakmayan
يَنقُصُوكُمْyanquṣūkum
شَيْـًٔاshayanhiçbir şeyi
وَلَمْwalamve
يُظَٰهِرُوا۟yuẓāhirūarka çıkmayanlar
عَلَيْكُمْʿalaykumsize karşı
أَحَدًاaḥadanhiç kimseye
فَأَتِمُّوٓا۟fa-atimmūtamamlayın
إِلَيْهِمْilayhimonların
عَهْدَهُمْʿahdahumandlaşmalarını
إِلَىٰilākadar
مُدَّتِهِمْmuddatihimtanıdığınız süreye
إِنَّinnaşüphesiz
ٱللَّهَl-lahaAllah
يُحِبُّyuḥibbusever
ٱلْمُتَّقِينَl-mutaqīnakorunanları
Bu ayetin geçtiği hadisler
Bu ayet bir hadiste geçiyor; hadisin metni Arapçadır.
Gökleri ve yeri yarattığı günde Allah'ın (Levh-i Mahfuz'daki) yazısında Allah katında ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü haram aylardır. Bu dosdoğru bir dindir. O aylarda kendinize zulmetmeyin. Fakat sizinle topyekün savaşan müşriklerle de topyekün savaşın! Bilin ki Allah muttakilerle beraberdir.
Sizinle savaşanları nerede yakalarsanız öldürün. Onları, sizi çıkardıkları yerden çıkarın. Fitne, öldürmekten daha kötüdür. Onlar, Mescid-i Haram’ın yanında sizinle savaşmadıkça, siz de onlarla orada savaşmayın. Fakat, onlar sizinle orada savaşırlarsa onlarla savaşın. İşte kâfirlerin cezası budur.
Allah’a ortak koşanların Allah katında ve Rasûlü yanında bir ahdi nasıl olabilir? Ancak Mescid-i Haram’ın yanında kendileriyle anlaşma yaptıklarınız başkadır. Bunlar size karşı doğru davrandığı sürece, siz de onlara doğru davranın. Çünkü Allah, kendine karşı gelmekten sakınanları sever.