O da: "Onların görmedikleri bir şey gördüm ve elçinin (Cebrâil -aleyhisselam-'ın) izinden bir avuç (toprak) avuçladım ve onu (erimiş mücevheratın içine) attım. İşte nefsim bunu bana hoş gösterdi." dedi.
Tâhâ Suresi’nin 96. ayeti (20:96) Mekki bir surededir; 16. cüzde, Mushaf’ın 318. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 73 kârinin sesinden dinleyin.
Tâhâ Suresi 96. ayeti dinleyin
73 kâriden 79 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (79)
96. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
Samiri, Musa -aleyhisselam-'a şöyle dedi: "Onların görmediğini gördüm. Cebrail'i atın üzerinde gördüm ve atının ayak izinin olduğu topraktan bir avuç aldım. Kendisinden buzağı heykeli yapılan erimiş süs eşyalarının üzerine attım. Sonra ondan böğüren buzağı şekli ortaya çıktı. Nefsim yaptığım şeyi bana güzel gösterdi."
95-96. “Senin maksadın nedir ey Sâmirî?” Yani sen bu işi ne diye yaptın? Bunun üzerine Sâmirî şunları söyledi: “Onların görmediklerini ben gördüm.” Gördüğü, İsrailoğulları denizden çıkıp da Firavun ve askerleri suda boğulduklarında -müfessirlerin dediklerine göre- bir at üzerinde olan Cebrail idi. “Onun için elçinin” atının toynağının “izinden bir avuç” toprak “aldım ve onu” buzağının üzerine “attım. Nefsim bana bu şekilde (yapmamı)” o toprağı alıp sonra da oraya atmayı “hoş gösterdi.” Ve olanlar oldu.
Hakikatlere sahtekârlık karıştırarak insanları aldatmak, sapıklık ehlinin tuttuğu bir yoldur.
Yüce Allah'ın yasaklarının çiğnendiği zaman ortaya çıkan öfke, övülen bir öfkedir.
Ayetlerde, bidat ve günah ehlinin kovulup terk edilmeleri ve onlarla arkadaşlık kurulmaması bir esas olarak beyan edilmiştir.
Ayetlerde, AllahTeâlâ'nın kainattaki fiillerine bakarak O'nu tanıyıp, bilmek için tefekkür etmenin gerekliliği işaret edilmiştir.
96. ayetin diğer mealleri
O da: Onların görmedikleri bir şey gördüm ve elçinin izinden bir avuç (toprak) avuçladım ve onu (erimiş mücevheratın içine) attım. İşte nefsim bunu bana hoş gösterdi, dedi.
O da: Ben, onların görmediklerini gördüm. Zira, o elçinin izinden bir avuç (toprak) alıp onu (erimiş mücevheratın içine) attım. Bunu böyle nefsim bana hoş gösterdi, dedi.
Sâmirî: "Onların görmedikleri bir şey gördüm: (Sana gelen) ilâhî elçinin (Cebrail'in) izinden bir avuç (toprak) aldım ve onu (erimiş mücevheratın içine) attım. Bunu, bana böylece nefsim hoş gösterdi" dedi.