İçeriğe geç

Tâhâ Suresi 95. Ayet

سورة طه، الآية ٩٥

20:95 16. cüz 32. hizb Mushaf’ta 318. sayfa Mekki sure

20:95 ayetinin metni

قَالَ فَمَا خَطْبُكَ يَٰسَٰمِرِىُّ ۝٩٥

Okunuşu

qāla famā khaṭbuka yāsāmiriyyu

Meal

Senin bu yaptığın nedir ey Sâmirî?

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

Tâhâ Suresi’nin 95. ayeti (20:95) Mekki bir surededir; 16. cüzde, Mushaf’ın 318. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 73 kârinin sesinden dinleyin.

Tâhâ Suresi 95. ayeti dinleyin

73 kâriden 79 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (79)

95. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

Musa -aleyhisselam- Samiri'ye şöyle dedi: "Senin bu yaptığın nedir ey Samiri? Seni bunu yapmaya iten nedir?" dedi.

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri 95–96. ayetler

95-96. “Senin maksadın nedir ey Sâmirî?” Yani sen bu işi ne diye yaptın? Bunun üzerine Sâmirî şunları söyledi: “Onların görmediklerini ben gördüm.” Gördüğü, İsrailoğulları denizden çıkıp da Firavun ve askerleri suda boğulduklarında -müfessirlerin dediklerine göre- bir at üzerinde olan Cebrail idi. “Onun için elçinin” atının toynağının “izinden bir avuç” toprak “aldım ve onu” buzağının üzerine “attım. Nefsim bana bu şekilde (yapmamı)” o toprağı alıp sonra da oraya atmayı “hoş gösterdi.” Ve olanlar oldu.

Tâhâ Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

Tâhâ suresinin 88-98. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 318. sayfası).

  • Hakikatlere sahtekârlık karıştırarak insanları aldatmak, sapıklık ehlinin tuttuğu bir yoldur.
  • Yüce Allah'ın yasaklarının çiğnendiği zaman ortaya çıkan öfke, övülen bir öfkedir.
  • Ayetlerde, bidat ve günah ehlinin kovulup terk edilmeleri ve onlarla arkadaşlık kurulmaması bir esas olarak beyan edilmiştir.
  • Ayetlerde, AllahTeâlâ'nın kainattaki fiillerine bakarak O'nu tanıyıp, bilmek için tefekkür etmenin gerekliliği işaret edilmiştir.

95. ayetin diğer mealleri

Ya senin zorun neydi ey Samiri? dedi.

Musa: Ya senin zorun nedir, ey Sâmirî? dedi.

(Hz. Musa bu defa Sâmirî'ye dönerek) "Ey Sâmirî! Senin bu yaptığın nedir?" dedi.

95. ayet kelime kelime

  1. قَالَ qāla dedi ki
  2. فَمَا famā nedir?
  3. خَطْبُكَ khaṭbuka senin amacın
  4. يَٰسَٰمِرِىُّ yāsāmiriyyu Ey Samiri

95. ayetle ilgili ayetler

İbn Kesîr’in bu ayetin tefsirinde andığı ayetler

  • Talâk 65:12

    ٱللَّهُ ٱلَّذِى خَلَقَ سَبْعَ سَمَٰوَٰتٍ وَمِنَ ٱلْأَرْضِ مِثْلَهُنَّ يَتَنَزَّلُ ٱلْأَمْرُ بَيْنَهُنَّ لِتَعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ وَأَنَّ ٱللَّهَ قَدْ أَحَاطَ بِكُلِّ شَىْءٍ عِلْمًۢا

    Allah, yedi kat göğü ve yerden bir o kadarını yaratandır. Onun emri bunlar arasından inip durmaktadır ki, böylece Allah'ın her şeye kadir olduğunu ve her şeyi ilmiyle kuşattığını bilesiniz.

  • Cin 72:28

    لِّيَعْلَمَ أَن قَدْ أَبْلَغُوا۟ رِسَٰلَٰتِ رَبِّهِمْ وَأَحَاطَ بِمَا لَدَيْهِمْ وَأَحْصَىٰ كُلَّ شَىْءٍ عَدَدًۢا

    Böylece onların (peygamberlerin), Rablerinin gönderdiklerini hakkıyla tebliğ ettiklerini bilsin. (Allah) Onların üzerinde olup bitenleri çepeçevre kuşatmış ve her şeyi bir bir saymıştır (kaydetmiştir).

  • Sebe’ 34:3

    وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَا تَأْتِينَا ٱلسَّاعَةُ قُلْ بَلَىٰ وَرَبِّى لَتَأْتِيَنَّكُمْ عَٰلِمِ ٱلْغَيْبِ لَا يَعْزُبُ عَنْهُ مِثْقَالُ ذَرَّةٍ فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَلَا فِى ٱلْأَرْضِ وَلَآ أَصْغَرُ مِن ذَٰلِكَ وَلَآ أَكْبَرُ إِلَّا فِى كِتَٰبٍ مُّبِينٍ

    Kâfirler: "Kıyamet bize gelmeyecek." dediler. De ki: "Hayır! Gaybı bilen Rabbim'e yemin olsun, o mutlaka size gelecektir. Göklerde ve yerde zerre miktarı bir şey bile O’ndan gizli değildir. Bundan daha küçük ve daha büyüğü de şüphesiz apaçık kitaptadır (yazılıdır)."

  • En’âm 6:59

    وَعِندَهُۥ مَفَاتِحُ ٱلْغَيْبِ لَا يَعْلَمُهَآ إِلَّا هُوَ وَيَعْلَمُ مَا فِى ٱلْبَرِّ وَٱلْبَحْرِ وَمَا تَسْقُطُ مِن وَرَقَةٍ إِلَّا يَعْلَمُهَا وَلَا حَبَّةٍ فِى ظُلُمَٰتِ ٱلْأَرْضِ وَلَا رَطْبٍ وَلَا يَابِسٍ إِلَّا فِى كِتَٰبٍ مُّبِينٍ

    Gaybın anahtarları O’nun yanındadır. Onları, kendisinden başkası bilmez. Karada ve denizde olan her şeyi bilir. Onun ilmi olmadan hiçbir yaprak düşmez ve yerin karanlıklarında hiçbir tane, hiçbir yaş ve hiçbir kuru yoktur ki apaçık bir kitapta bulunmasın.

  • Hûd 11:6

    وَمَا مِن دَآبَّةٍ فِى ٱلْأَرْضِ إِلَّا عَلَى ٱللَّهِ رِزْقُهَا وَيَعْلَمُ مُسْتَقَرَّهَا وَمُسْتَوْدَعَهَا كُلٌّ فِى كِتَٰبٍ مُّبِينٍ

    Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki, rızkı Allah’a ait olmasın. Her birinin (dünyada) duracakları yeri de, (öldükten sonra) emaneten konulacakları yeri de O bilir. Bunların hepsi açık bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da yazılı)dır.

Daha fazlası

12 Ekim 2026 Pazartesi 1 جمادى الأولى 1448 هـ