26:60 ayetinin metni
فَأَتْبَعُوهُم مُّشْرِقِينَ ٦٠
Okunuşu
fa-atbaʿūhum mush'riqīna
Meal
Firavun ve adamları gün doğarken onları takibe koyuldular.
سورة الشعراء، الآية ٦٠
فَأَتْبَعُوهُم مُّشْرِقِينَ ٦٠
fa-atbaʿūhum mush'riqīna
Firavun ve adamları gün doğarken onları takibe koyuldular.
Şuarâ Suresi’nin 60. ayeti (26:60) Mekki bir surededir; 19. cüzde, Mushaf’ın 369. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 74 kârinin sesinden dinleyin.
74 kâriden 80 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Firavun ve kavmi ise Güneş'in doğuş vaktinde İsrailoğulları'nın peşine düştüler.
60. “Güneş doğarken onların peşine düştüler.” Yani Firavun kavmi, güneşin doğuş vakti Mûsâ ve kavminin peşine koyuldular. Öfkeli ve kin dolu bir şekilde ısrarla arkalarından koşturdular. 61-62. “İki topluluk birbirini” her biri ötekini “görünce Mûsâ’nın arkadaşları” Mûsâ’ya kederli bir şekilde şikâyette bulunarak: “Kesinlikle bize yetişecekler, dediler.” Ancak Mûsâ, onlara sebat vererek ve Rabbinin hak vaadini onlara haber vererek: “Asla!” durum dediğiniz gibi değil, size yetişemeyecekler. “Şüphesiz Rabbim benimledir. O, bana” benim de sizin de kurtuluşumuzu gerçekleştirecek şekilde “yol gösterecektir, dedi.”
Şuarâ suresinin 40-60. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 369. sayfası).
Güneşin doğuşuyla birlikte onların peşine düştüler.
Derken (Firavun ve adamları) gün doğumunda onların ardına düştüler.
Derken (Firavun ve adamları) güneş doğmuştu ki, onların ardına düştüler.
وَأَوْرَثْنَا ٱلْقَوْمَ ٱلَّذِينَ كَانُوا۟ يُسْتَضْعَفُونَ مَشَٰرِقَ ٱلْأَرْضِ وَمَغَٰرِبَهَا ٱلَّتِى بَٰرَكْنَا فِيهَا وَتَمَّتْ كَلِمَتُ رَبِّكَ ٱلْحُسْنَىٰ عَلَىٰ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ بِمَا صَبَرُوا۟ وَدَمَّرْنَا مَا كَانَ يَصْنَعُ فِرْعَوْنُ وَقَوْمُهُۥ وَمَا كَانُوا۟ يَعْرِشُونَ
Hor görülüp ezilmekte olan kavmi (İsrailoğulları'nı), toprağına bolluk ve bereket verdiğimiz yerin (Şam bölgesinin) doğu ve batı taraflarına mirasçı kıldık. İsrailoğulları’nın sabretmelerine karşılık olarak Rabbinin güzel sözü/vaadi gerçekleşti. Firavun ve kavminin yaptıklarını ve kurup yükselttikleri şeyleri yerle bir ettik.
وَنُرِيدُ أَن نَّمُنَّ عَلَى ٱلَّذِينَ ٱسْتُضْعِفُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ وَنَجْعَلَهُمْ أَئِمَّةً وَنَجْعَلَهُمُ ٱلْوَٰرِثِينَ …
Biz ise, ülkede güçsüz bırakılanlara ihsanda bulunmak ve onları önderler yapmak ve onları (oraya) mirasçı kılmak istiyorduk. …