26:223 ayetinin metni
يُلْقُونَ ٱلسَّمْعَ وَأَكْثَرُهُمْ كَٰذِبُونَ ٢٢٣
Okunuşu
yul'qūna l-samʿa wa-aktharuhum kādhibūna
Meal
Bunlar, (şeytanlara) kulak verirler ve onların çoğu yalancıdırlar.
سورة الشعراء، الآية ٢٢٣
يُلْقُونَ ٱلسَّمْعَ وَأَكْثَرُهُمْ كَٰذِبُونَ ٢٢٣
yul'qūna l-samʿa wa-aktharuhum kādhibūna
Bunlar, (şeytanlara) kulak verirler ve onların çoğu yalancıdırlar.
Şuarâ Suresi’nin 223. ayeti (26:223) Mekki bir surededir; 19. cüzde, Mushaf’ın 376. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 74 kârinin sesinden dinleyin.
74 kâriden 80 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Şeytanlar, Mele-i A'la'yı/yüce topluluğu gizli gizli dinlerler ve duyduklarını kâhinlerden olan dostlarına naklederler. Kâhinlerin çoğu yalancıdırlar. Eğer bir kelime doğru söylerler ise onunla beraber yüz yalan söylerler.
Bu buyruk, Allah Rasûlü Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’i yalanlayanlardan: Muhammed’in üzerine bir şeytan iniyor, diyen kimselere ve onun şair olduğunu iddia edenlere bir cevaptır: 221. “Size şeytanların kimin üzerine indiğini haber vereyim mi?” Hakkında herhangi bir şüphe ve tereddüt söz konusu olmaksızın şeytanların kimin üzerine indirildiğini, yani üzerlerine şeytanın ineceği şahısların niteliklerini haber vereyim mi? 222. Şeytanlar çokça yalan söyleyen, batıl iftiralarda bulunan “yalancı” ve fiillerinde “günahkâr”, masiyetleri pek çok olan kimseler “üzerine inerler.” İşte … Devamını oku
Şuarâ suresinin 207-227. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 376. sayfası).
Onlar (şeytanlara) kulak verirler, çoğu zaten yalancıdır.
Bunlar, (şeytanlara) kulak verirler ve onların çoğu yalancıdırlar.
Onlar, (şeytanlara) kulak verirler ve onların çoğu yalancıdır.
وَلَا تَنفَعُ ٱلشَّفَٰعَةُ عِندَهُۥٓ إِلَّا لِمَنْ أَذِنَ لَهُۥ حَتَّىٰٓ إِذَا فُزِّعَ عَن قُلُوبِهِمْ قَالُوا۟ مَاذَا قَالَ رَبُّكُمْ قَالُوا۟ ٱلْحَقَّ وَهُوَ ٱلْعَلِىُّ ٱلْكَبِيرُ
Allah’ın huzurunda, kendisinin izin verdiği kimselerden başkasının şefaati fayda vermez. Nihayet onların yüreklerinden korku giderilince: "Rabbiniz ne buyurdu?" derler. Onlar da: "Hak olanı buyurdu." derler. O; yüksektir/yücedir, büyüktür.