13:9 ayetinin metni
عَٰلِمُ ٱلْغَيْبِ وَٱلشَّهَٰدَةِ ٱلْكَبِيرُ ٱلْمُتَعَالِ ٩
Okunuşu
ʿālimu l-ghaybi wal-shahādati l-kabīru l-mutaʿāli
Meal
O, görünmeyeni de görüneni de bilendir. O çok büyüktür, yüksektir, yüceler yücesidir.
سورة الرعد، الآية ٩
عَٰلِمُ ٱلْغَيْبِ وَٱلشَّهَٰدَةِ ٱلْكَبِيرُ ٱلْمُتَعَالِ ٩
ʿālimu l-ghaybi wal-shahādati l-kabīru l-mutaʿāli
O, görünmeyeni de görüneni de bilendir. O çok büyüktür, yüksektir, yüceler yücesidir.
Ra’d Suresi’nin 9. ayeti (13:9) Medeni bir surededir; 13. cüzde, Mushaf’ın 250. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 74 kârinin sesinden dinleyin.
74 kâriden 80 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Çünkü O -Subhânehu ve Teâlâ- mahlukatının duyularının algılayamadığı her şeyi hakkıyla bilendir. Onların duyularının algıladığı her şeyi de hakkıyla bilendir. O, sıfatlarında, isimlerinde ve fiillerinde azametlidir. Zatı ve sıfatları ile yaratmış olduğu mahlukatının üzerindedir ve çok yücedir.
8. Yüce Allah, ilminin kapsamını, her şeyden haberdar oluşunu ve her şeyi bilgisiyle kuşattığını haber vererek şöyle buyurmaktadır: “Allah” Âdemoğullarından olsun diğer varlıklardan olsun “her dişinin (karnında) ne taşıdığını ve rahimlerin neyi eksiltip” yani ya gebe kalınan yavrunun ölmesi ile yahut zayıf düşmesi ile veya telef olması ile meydana gelecek eksikliği “neyi artırdığını” rahimlerde yer alan ceninlerin büyümesini “bilir. Her şey O’nun katında bir ölçü iledir.” Hepsi de bu ölçünün ne önüne geçer, ne gerisinde kalır. Ne artar, ne eksilir. Ne olursa ancak O’nun hikmet ve ilminin … Devamını oku
Ra’d suresinin 6-13. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 250. sayfası).
Gaybı da açık olanı da bilen, O, (her şeyden) üstündür, büyüktür.
O, görüleni de görülmeyeni de bilir; çok büyüktür, yücedir.
Allah görünmeyeni de bilir, görüneni de. Büyüktür ve yücelerden yücedir.
Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.
وَهُوَ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ بِٱلْحَقِّ وَيَوْمَ يَقُولُ كُن فَيَكُونُ قَوْلُهُ ٱلْحَقُّ وَلَهُ ٱلْمُلْكُ يَوْمَ يُنفَخُ فِى ٱلصُّورِ عَٰلِمُ ٱلْغَيْبِ وَٱلشَّهَٰدَةِ وَهُوَ ٱلْحَكِيمُ ٱلْخَبِيرُ
O, gökleri ve yeri hak ile yaratandır. O’nun “ol!” diyeceği (kıyamet) günü her şey oluverir. O’nun sözü haktır. Sûr’a üfürüleceği günde mülk (ve hakimiyet) yalnız O’nundur. Görüneni de görünmeyeni de bilendir. O Hakîm'dir, her şeyden haberdar olandır.
يَعْتَذِرُونَ إِلَيْكُمْ إِذَا رَجَعْتُمْ إِلَيْهِمْ قُل لَّا تَعْتَذِرُوا۟ لَن نُّؤْمِنَ لَكُمْ قَدْ نَبَّأَنَا ٱللَّهُ مِنْ أَخْبَارِكُمْ وَسَيَرَى ٱللَّهُ عَمَلَكُمْ وَرَسُولُهُۥ ثُمَّ تُرَدُّونَ إِلَىٰ عَٰلِمِ ٱلْغَيْبِ وَٱلشَّهَٰدَةِ فَيُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ
Kendilerine döndüğünüz vakit size özür beyan ederler. De ki: Özür beyan etmeyin, size inanmayacağız. Allah sizin haberlerinizi bize bildirmiştir. Allah da yaptıklarınızı görecektir, Rasûlü de. Sonra gaybı ve görünenleri bilene döndürüleceksiniz. O da size yaptıklarınızı haber verecektir.
وَقُلِ ٱعْمَلُوا۟ فَسَيَرَى ٱللَّهُ عَمَلَكُمْ وَرَسُولُهُۥ وَٱلْمُؤْمِنُونَ وَسَتُرَدُّونَ إِلَىٰ عَٰلِمِ ٱلْغَيْبِ وَٱلشَّهَٰدَةِ فَيُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ
De ki: (Yapacağınız amelleri) yapın, Allah yaptıklarınızı görecektir. Rasûlü ve Müminler de. Gaybı ve görüleni bilen Allah’a döndürüleceksiniz. O size yapmakta olduğunuz amellerinizi haber verecektir.
عَٰلِمِ ٱلْغَيْبِ وَٱلشَّهَٰدَةِ فَتَعَٰلَىٰ عَمَّا يُشْرِكُونَ
Allah, gizliyi ve açığı bilendir. O, (müşriklerin) ortak koştukları şeylerden yüksektir, çok yücedir.
ذَٰلِكَ عَٰلِمُ ٱلْغَيْبِ وَٱلشَّهَٰدَةِ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ
İşte O, gaybı da görüneni de bilendir, mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir.
قُلِ ٱللَّهُمَّ فَاطِرَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ عَٰلِمَ ٱلْغَيْبِ وَٱلشَّهَٰدَةِ أَنتَ تَحْكُمُ بَيْنَ عِبَادِكَ فِى مَا كَانُوا۟ فِيهِ يَخْتَلِفُونَ
De ki: “Ey göklerin ve yerin yaratıcısı olan, gaybı da görünen âlemi de bilen Allah’ım! Ayrılığa düştükleri şeyler konusunda kulların arasında Sen hükmedersin.”