Allah, rızkı dilediğine bol verir, (dilediğine de) kısar. Onlar ise dünya hayatı ile sevinmektedirler. Hâlbuki dünya hayatı, ahiretin yanında çok az bir geçimliktir.
Ra’d Suresi’nin 26. ayeti (13:26) Medeni bir surededir; 13. cüzde, Mushaf’ın 252. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 74 kârinin sesinden dinleyin.
Ra’d Suresi 26. ayeti dinleyin
74 kâriden 80 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (80)
26. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
Yüce Allah dilediği kuluna rızkını genişletir ve dilediği kulu için de daraltır. Rızkın genişletilmesi Allah'ın sevgisinin ve mutluluğun alameti değildir. Rızkın daraltılması da bedbahtlığın alameti değildir. Kâfirler dünya hayatına bağımlı olup mutlu olmuş ve rahatlamışlardır. Hâlbuki, dünya hayatı ahiretin yanında geçici az bir metadan başka bir şey değildir.
26. Yani dilediği kimseye rızkı genişletip bollaştıran ve dilediği kimsenin de rızkını daraltıp kısan yalnızca O’dur. “Onlar” kâfirler “ise dünya hayatı dolayısı ile şımardılar.” Onların bu şımarıklıkları da dünya hayatına gönül huzur ile meyledip âhiretten gafil kalmalarına sebep oldu. Bu ise onların akıllarının eksikliğindendir. Çünkü “dünya hayatı âhirete nispetle sadece bir geçimliktir.” Kısa bir süre kendisinden yararlanılan daha sonra ise sahiplerinden ve arkadaşlarından uzak düşen, arkasından da oldukça uzun sürecek bir bedbahtlık getirecek olan önemsiz ve değersiz bir şeydir.
Cennete sokmaya sebep olan güzel ahlakın geneline teşvikte bulunulmuştur. Bunlardan bazısı şunlardır: Akraba ile güzel ilişki kurmak, Allah Teâlâ'dan korkmak, verilen sözü yerine getirmek, sabırlı olmak, infakta bulunmak, kötülüğe iyilikle karşılık vermek ve bunun zıddından sakındırmaktır.
Şüphesiz ki rızkın anahtarı Allah -Subhanehu ve Teâlâ-'nın elindedir. Allah Teâlâ'nın bir kulun rızkını genişletmesi ya da daraltması sevinilecek ya da üzülecek bir şey değildir. Çünkü bu durum Allah'ın kulundan razı olduğunun ya da ona gazaplandığının göstergesi değildir.
Şüphesiz ki bir kimsenin hidayete ulaşması, ayetlerin indirilmesine ve müşriklerin gösterilmesini istedikleri mucizelerin gönderilmesine bağlı değildir.
Kur'an'ın, kulun üzerindeki etkilerinden birisi de, kalbin rahatlamasına sebebiyet vermesidir.
26. ayetin diğer mealleri
Allah dilediği kimseye rızkını genişletir ve (dilediğini de) daraltır. Onlar dünya hayatıyla sevinip,şımardılar. Oysa ahiretin yanında dünya hayatı, geçici bir faydadan başka bir şey değildir.
Allah dilediğine rızkını bollaştırır da daraltır da. Onlar dünya hayatıyla şımardılar. Oysa ahiretin yanında dünya hayatı, geçici bir faydadan başka bir şey değildir.
Allah, dilediği kimseye rızkı genişletir de, daraltır da. Onlar ise dünya hayatı ile ferahlanmaktalar. Oysa düna hayatı ahiret hayatının yanında bir yol azığından ibarettir.
Daha önce kendilerine, "(Savaşmaktan) ellerinizi çekin, namazı kılın, zekâtı verin!” denilenleri görmedin mi? Üzerlerine savaş yazılınca, hemen içlerinden bir kısmı; insanlardan, Allah’tan korkar gibi, hatta daha çok korkarlar ve: "Rabbimiz! Niçin bize savaş yazdın? Bizi yakın bir zamana kadar erteleseydin ya!” derler. De ki: “Dünya geçimliği azdır. Ahiret, Allah’a karşı gelmekten sakınan kimse için daha hayırlıdır. Size kıl kadar haksızlık edilmez."
Onlar, Allah'ın, dilediğine rızkı yayıp genişlettiğini ve kıstığını görmüyorlar mı? Şüphesiz bunda, iman etmekte olan bir kavim için gerçekten ayetler vardır.