4:67 ayetinin metni
وَإِذًا لَّـَٔاتَيْنَٰهُم مِّن لَّدُنَّآ أَجْرًا عَظِيمًا ٦٧
Okunuşu
wa-idhan laātaynāhum min ladunnā ajran ʿaẓīman
Meal
Biz de o zaman onlara katımızdan büyük bir mükâfat verirdik.
سورة النساء، الآية ٦٧
وَإِذًا لَّـَٔاتَيْنَٰهُم مِّن لَّدُنَّآ أَجْرًا عَظِيمًا ٦٧
wa-idhan laātaynāhum min ladunnā ajran ʿaẓīman
Biz de o zaman onlara katımızdan büyük bir mükâfat verirdik.
Nisâ Suresi’nin 67. ayeti (4:67) Medeni bir surededir; 5. cüzde, Mushaf’ın 89. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 72 kârinin sesinden dinleyin.
72 kâriden 78 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
66-68- Onlara, birbirlerini öldürmeyi veya ülkelerinden çıkıp gitmelerini farz kılmış olsaydık onlardan pek az kimse dışında çoğu bu emrimizi yerine getirmezdi. Allah’a hamt etsinler ki, Allah onları meşakkatli şeylerle mükellef kılmadı. Şayet onlar kendilerine söylenen Allah'a itaat olan emirleri yapmış olsalardı, muhalefet etmelerinden daha hayırlı, imanları için de çok daha sağlam olurdu. Biz de onlara kendi katımızdan çok büyük sevap verir ve onları Allah’a ve cennetine ulaştıran yola ulaştırırdık.
67. Üçüncüsü: “O takdirde onlara katımızdan büyük bir mükâfat verirdik” buyruğunda dile getirilmektedir. Yani onlara kalbin, ruhun ve bedenin nail olacağı dünya ve âhiret mükâfatları ile âhirette hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği ve hiçbir insanın hatırından dahi geçmeyen nimetlerden oluşacak büyük bir ecir vardır.
Nisâ suresinin 66-74. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 89. sayfası).
Biz de o zaman katımızdan büyük bir mükâfat verirdik.
O zaman elbette kendilerine nezdimizden büyük mükâfat verirdik.
Ve o zaman elbette kendilerine katımızdan büyük mükafat verirdik.