İçeriğe geç

Nisâ Suresi 116. Ayet

سورة النساء، الآية ١١٦

4:116 5. cüz 10. hizb Mushaf’ta 97. sayfa Medeni sure

4:116 ayetinin metni

إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَغْفِرُ أَن يُشْرَكَ بِهِۦ وَيَغْفِرُ مَا دُونَ ذَٰلِكَ لِمَن يَشَآءُ وَمَن يُشْرِكْ بِٱللَّهِ فَقَدْ ضَلَّ ضَلَٰلًۢا بَعِيدًا ۝١١٦

Okunuşu

inna l-laha lā yaghfiru an yush'raka bihi wayaghfiru mā dūna dhālika liman yashāu waman yush'rik bil-lahi faqad ḍalla ḍalālan baʿīdan

Meal

Allah, kendisine şirk koşulmasını asla bağışlamaz, bunun dışındaki (günahları) dilediği kimse için bağışlar. Kim Allah’a şirk koşarsa büsbütün sapıtmıştır.

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

Nisâ Suresi’nin 116. ayeti (4:116) Medeni bir surededir; 5. cüzde, Mushaf’ın 97. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 72 kârinin sesinden dinleyin.

Nisâ Suresi 116. ayeti dinleyin

72 kâriden 78 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (78)

116. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

Şüphesiz yüce Allah, bir kimsenin kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz. Bilakis müşrikleri cehennemde ebediyen tutacaktır. Şirk ve küfrün dışında o kalan günahları ise, lütfu ve merhametiyle dilediği kimseden affedecektir. Kim bir kimseyi Allah'a ortak koşarsa haktan ayrılmış ve çokça uzaklaşmış olur. Çünkü o, yaratıcıyla yaratılanı birbirine eş tutmuştur.

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri

116. “Doğrusu Allah kendisine şirk koşulmasını bağışlamaz…” Yani Yüce Allah şirki bağışlamaz. Çünkü şirk âlemlerin Rabbi ve O’nun vahdaniyeti hakkında haksız bir iddiayı ihtiva eder. Şirk, kendisine bir fayda sağlayamayan ve bir zararı önleyemeyen bir mahlûku, her türlü fayda ve zararın mutlak sahibi olana eşit kılmaktır. Oysa bütün nimetler ancak O’ndandır. Zararları O’ndan başka kimse def edemez. Bütün yönleri ile mutlak kemale yalnız O sahiptir. Her bakımdan hiçbir kimseye ve hiçbir şeye muhtaç olmayış yalnız O’nun için söz konusudur. O bakımdan bu vasfa ve bu azamete sahip olana ihlâsla … Devamını oku

Nisâ Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

Nisâ suresinin 114-121. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 97. sayfası).

  • İnsanların gizli konuşmalarının çoğunda bir hayır yoktur. Belki de içinde günah bile vardır. Aralarındaki konuşmaların pek azı hayır ve iyilik içermektedir.
  • Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'e karşı gelmenin ve Müminlerin yoluna muhalefet etmenin sonu Allah'tan uzaklaşmak ve Cehenneme girmektir.
  • Bütün günahlar Allah’ın dilemesine bağlıdır. Şirk dışındaki günah sahibi affedilebilir. Şirki işleyen kimse tövbe etmeden vefat ederse, Yüce Allah şirki kesinlikle affetmez
  • Şeytanın amacı insanları Allah Teâlâ’ya ibadet etmekten vazgeçirmektir. Onun bu amacı yerine getirmedeki en büyük vesilesi de boş temenniler ve sahte vaatlerle batılı süslemesidir.

116. ayetin diğer mealleri

Allah, kendisine şirk koşulmasını bağışlamaz, bunun dışındaki (günahları) dilediği kimse için bağışlar. Kim Allah’a şirk koşarsa o uzak bir sapıklığa düşmüştür.

Allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz; ondan başka günahları dilediği kimse için bağışlar. Kim Allah’a ortak koşarsa büsbütün sapıtmıştır.

Şüphesiz Allah kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışında dilediğini bağışlar. Allah'a ortak koşan, muhakkak ki, derin bir sapıklığa düşmüştür.

116. ayet kelime kelime

  1. إِنَّ inna şüpheiz
  2. ٱللَّهَ l-laha Allah
  3. لَا lā bağışlamaz
  4. يَغْفِرُ yaghfiru
  5. أَن an ortak koşulmasını
  6. يُشْرَكَ yush'raka
  7. بِهِۦ bihi kendisine
  8. وَيَغْفِرُ wayaghfiru ve bağışlar
  9. مَا mā herşeyi
  10. دُونَ dūna başka
  11. ذَٰلِكَ dhālika bundan
  12. لِمَن liman kimseye
  13. يَشَآءُ yashāu dilediği
  14. وَمَن waman ve kim
  15. يُشْرِكْ yush'rik ortak koşarsa
  16. بِٱللَّهِ bil-lahi Allah'a
  17. فَقَدْ faqad muhakkak
  18. ضَلَّ ḍalla sapıklığa düşmüştür
  19. ضَلَٰلًۢا ḍalālan bir sapkınlıkla
  20. بَعِيدًا baʿīdan uzak

Bu ayetin geçtiği hadisler

Bu ayet bir hadiste geçiyor; hadisin metni Arapçadır.

116. ayetle ilgili ayetler

İbn Kesîr’in bu ayetin tefsirinde andığı ayetler

  • Kalem 68:44

    فَذَرْنِى وَمَن يُكَذِّبُ بِهَٰذَا ٱلْحَدِيثِ سَنَسْتَدْرِجُهُم مِّنْ حَيْثُ لَا يَعْلَمُونَ

    Artık beni ve bu sözü yalanlayanları baş başa bırak. Biz onları bilmeyecekleri bir yerden derece derece azaba yaklaştıracağız.

  • Saf 61:5

    وَإِذْ قَالَ مُوسَىٰ لِقَوْمِهِۦ يَٰقَوْمِ لِمَ تُؤْذُونَنِى وَقَد تَّعْلَمُونَ أَنِّى رَسُولُ ٱللَّهِ إِلَيْكُمْ فَلَمَّا زَاغُوٓا۟ أَزَاغَ ٱللَّهُ قُلُوبَهُمْ وَٱللَّهُ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلْفَٰسِقِينَ

    Hani Mûsâ, kendi kavmine demişti ki: “Ey kavmim! Gerçekten benim sizin için Allah'tan gönderilmiş bir elçi olduğumu bildiğiniz halde, niçin bana eziyet ediyorsunuz?” demişti. Onlar (hak yoldan) sapınca, Allah da onların kalplerini saptırdı. Allah, fasık kavme hidayet etmez.

  • En’âm 6:110

    وَنُقَلِّبُ أَفْـِٔدَتَهُمْ وَأَبْصَٰرَهُمْ كَمَا لَمْ يُؤْمِنُوا۟ بِهِۦٓ أَوَّلَ مَرَّةٍ وَنَذَرُهُمْ فِى طُغْيَٰنِهِمْ يَعْمَهُونَ

    Onların kalplerini ve gözlerini tersine çeviririz de, ilk defa iman etmedikleri gibi yine iman etmezler. Biz de onları azgınlıkları içinde bocalar bir halde bırakırız.

  • Sâffât 37:22–23

    ٱحْشُرُوا۟ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ وَأَزْوَٰجَهُمْ وَمَا كَانُوا۟ يَعْبُدُونَ …

    Zalimleri, onların eşlerini ve tapmakta olduklarını toplayın. …

  • Kehf 18:53

    وَرَءَا ٱلْمُجْرِمُونَ ٱلنَّارَ فَظَنُّوٓا۟ أَنَّهُم مُّوَاقِعُوهَا وَلَمْ يَجِدُوا۟ عَنْهَا مَصْرِفًا

    Suçlular (o gün) ateşi görünce, onun içine düşeceklerini iyice anlayacaklar ve ondan kurtuluş yolu da bulamayacaklardır.

Lafzen benzer ayetler

Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.

  • Nisâ 4:48

    إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَغْفِرُ أَن يُشْرَكَ بِهِۦ وَيَغْفِرُ مَا دُونَ ذَٰلِكَ لِمَن يَشَآءُ وَمَن يُشْرِكْ بِٱللَّهِ فَقَدِ ٱفْتَرَىٰٓ إِثْمًا عَظِيمًا

    Allah, kendisine şirk koşulmasını asla bağışlamaz, bunun dışındakilerden dilediğini bağışlar. Kim, Allah’a şirk koşarsa büyük bir günahla iftira etmiş olur.

  • Nisâ 4:136

    يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ ءَامِنُوا۟ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ وَٱلْكِتَٰبِ ٱلَّذِى نَزَّلَ عَلَىٰ رَسُولِهِۦ وَٱلْكِتَٰبِ ٱلَّذِىٓ أَنزَلَ مِن قَبْلُ وَمَن يَكْفُرْ بِٱللَّهِ وَمَلَٰٓئِكَتِهِۦ وَكُتُبِهِۦ وَرُسُلِهِۦ وَٱلْيَوْمِ ٱلْـَٔاخِرِ فَقَدْ ضَلَّ ضَلَٰلًۢا بَعِيدًا

    Ey iman edenler! Allah’a, peygamberine, peygamberine indirdiği kitaba ve daha önce indirdiği kitaba iman ediniz. Kim, Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve ahiret gününü inkâr ederse, şüphesiz uzak bir sapıklığın içine düşmüştür.

Nisâ Suresi’nin tüm benzer ayetleri

Daha fazlası

11 Ekim 2026 Pazar 30 ربيع الآخر 1448 هـ