inna l-laha lā yaghfiru an yush'raka bihi wayaghfiru mā dūna dhālika liman yashāu waman yush'rik bil-lahi faqad ḍalla ḍalālan baʿīdan
Meal
Allah, kendisine şirk koşulmasını asla bağışlamaz, bunun dışındaki (günahları) dilediği kimse için bağışlar. Kim Allah’a şirk koşarsa büsbütün sapıtmıştır.
Nisâ Suresi’nin 116. ayeti (4:116) Medeni bir surededir; 5. cüzde, Mushaf’ın 97. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 72 kârinin sesinden dinleyin.
Nisâ Suresi 116. ayeti dinleyin
72 kâriden 78 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (78)
116. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
Şüphesiz yüce Allah, bir kimsenin kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz. Bilakis müşrikleri cehennemde ebediyen tutacaktır. Şirk ve küfrün dışında o kalan günahları ise, lütfu ve merhametiyle dilediği kimseden affedecektir. Kim bir kimseyi Allah'a ortak koşarsa haktan ayrılmış ve çokça uzaklaşmış olur. Çünkü o, yaratıcıyla yaratılanı birbirine eş tutmuştur.
116. “Doğrusu Allah kendisine şirk koşulmasını bağışlamaz…” Yani Yüce Allah şirki bağışlamaz. Çünkü şirk âlemlerin Rabbi ve O’nun vahdaniyeti hakkında haksız bir iddiayı ihtiva eder. Şirk, kendisine bir fayda sağlayamayan ve bir zararı önleyemeyen bir mahlûku, her türlü fayda ve zararın mutlak sahibi olana eşit kılmaktır. Oysa bütün nimetler ancak O’ndandır. Zararları O’ndan başka kimse def edemez. Bütün yönleri ile mutlak kemale yalnız O sahiptir. Her bakımdan hiçbir kimseye ve hiçbir şeye muhtaç olmayış yalnız O’nun için söz konusudur. O bakımdan bu vasfa ve bu azamete sahip olana ihlâsla … Devamını oku
İnsanların gizli konuşmalarının çoğunda bir hayır yoktur. Belki de içinde günah bile vardır. Aralarındaki konuşmaların pek azı hayır ve iyilik içermektedir.
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'e karşı gelmenin ve Müminlerin yoluna muhalefet etmenin sonu Allah'tan uzaklaşmak ve Cehenneme girmektir.
Bütün günahlar Allah’ın dilemesine bağlıdır. Şirk dışındaki günah sahibi affedilebilir. Şirki işleyen kimse tövbe etmeden vefat ederse, Yüce Allah şirki kesinlikle affetmez
Şeytanın amacı insanları Allah Teâlâ’ya ibadet etmekten vazgeçirmektir. Onun bu amacı yerine getirmedeki en büyük vesilesi de boş temenniler ve sahte vaatlerle batılı süslemesidir.
116. ayetin diğer mealleri
Allah, kendisine şirk koşulmasını bağışlamaz, bunun dışındaki (günahları) dilediği kimse için bağışlar. Kim Allah’a şirk koşarsa o uzak bir sapıklığa düşmüştür.
Allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz; ondan başka günahları dilediği kimse için bağışlar. Kim Allah’a ortak koşarsa büsbütün sapıtmıştır.
Şüphesiz Allah kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışında dilediğini bağışlar. Allah'a ortak koşan, muhakkak ki, derin bir sapıklığa düşmüştür.
116. ayet kelime kelime
إِنَّinnaşüpheiz
ٱللَّهَl-lahaAllah
لَاlābağışlamaz
يَغْفِرُyaghfiru
أَنanortak koşulmasını
يُشْرَكَyush'raka
بِهِۦbihikendisine
وَيَغْفِرُwayaghfiruve bağışlar
مَاmāherşeyi
دُونَdūnabaşka
ذَٰلِكَdhālikabundan
لِمَنlimankimseye
يَشَآءُyashāudilediği
وَمَنwamanve kim
يُشْرِكْyush'rikortak koşarsa
بِٱللَّهِbil-lahiAllah'a
فَقَدْfaqadmuhakkak
ضَلَّḍallasapıklığa düşmüştür
ضَلَٰلًۢاḍalālanbir sapkınlıkla
بَعِيدًاbaʿīdanuzak
Bu ayetin geçtiği hadisler
Bu ayet bir hadiste geçiyor; hadisin metni Arapçadır.
Hani Mûsâ, kendi kavmine demişti ki: “Ey kavmim! Gerçekten benim sizin için Allah'tan gönderilmiş bir elçi olduğumu bildiğiniz halde, niçin bana eziyet ediyorsunuz?” demişti. Onlar (hak yoldan) sapınca, Allah da onların kalplerini saptırdı. Allah, fasık kavme hidayet etmez.
Onların kalplerini ve gözlerini tersine çeviririz de, ilk defa iman etmedikleri gibi yine iman etmezler. Biz de onları azgınlıkları içinde bocalar bir halde bırakırız.
Allah, kendisine şirk koşulmasını asla bağışlamaz, bunun dışındakilerden dilediğini bağışlar. Kim, Allah’a şirk koşarsa büyük bir günahla iftira etmiş olur.
Ey iman edenler! Allah’a, peygamberine, peygamberine indirdiği kitaba ve daha önce indirdiği kitaba iman ediniz. Kim, Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve ahiret gününü inkâr ederse, şüphesiz uzak bir sapıklığın içine düşmüştür.