16:42 ayetinin metni
ٱلَّذِينَ صَبَرُوا۟ وَعَلَىٰ رَبِّهِمْ يَتَوَكَّلُونَ ٤٢
Okunuşu
alladhīna ṣabarū waʿalā rabbihim yatawakkalūna
Meal
Onlar, sabreder ve Rablerine tevekkül ederler.
سورة النحل، الآية ٤٢
ٱلَّذِينَ صَبَرُوا۟ وَعَلَىٰ رَبِّهِمْ يَتَوَكَّلُونَ ٤٢
alladhīna ṣabarū waʿalā rabbihim yatawakkalūna
Onlar, sabreder ve Rablerine tevekkül ederler.
Nahl Suresi’nin 42. ayeti (16:42) Mekki bir surededir; 14. cüzde, Mushaf’ın 271. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 73 kârinin sesinden dinleyin.
73 kâriden 79 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Allah yolunda hicret edenler, kavimlerinin eziyetlerine, ailelerinden ve vatanlarından ayrı kalmaya ve Allah'a itaat etmeye sabırlı olan kimselerdir. Onlar her işlerinde sadece Rablerine güvenirler. Bu yüzden Allah da onlara bu büyük mükâfatı vermiştir.
42. Sonra Allah Teala gerçek velilerinin/dostlarının niteliklerini söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır: “Onlar” Allah’ın emirlerini yerine getirmede, yasaklarından kaçınmada, acı ve ızdırap verici takdirlerine, Allah uğrunda işkence ve mihnetlere dayanıp “sabredenler ve yalnızca Rablerine tevekkül edenlerdir.” O’nun sevdiği şeyleri yerine getirmek hususunda kendilerine değil, yalnızca O’na güvenenlerdir. İşte bu vesile ile işleri başarıya ulaşır, durumları istikamet üzere olur. Şüphesiz ki sabır ve tevekkül, bütün işlerin esasını teşkil eder. Bir kimse eğer hayır namına herhangi bir şeyi elinden kaçırmışsa hiç şüphesiz bu, sabırsızlığı, kendisinden istenen şeyleri yerine getirme uğrunda gayretini harcamadığı yahut da Allah’a tevekkülsüzlüğü ve O’na güvenip dayanmaması dolayısı iledir.
Nahl suresinin 35-42. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 271. sayfası).
Onlar, sabreder ve Rablerine tevekkül ederler.
İşte bunlar, sabredenler ve Rablerine güvenip dayananlardır.
O Muhacirler, müşriklerin eziyetlerine sabredenler ve Rablerine tevekkül edenlerdir.
Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.
ٱلَّذِينَ صَبَرُوا۟ وَعَلَىٰ رَبِّهِمْ يَتَوَكَّلُونَ
Onlar, sabreden ve yalnız Rablerine tevekkül eden kimselerdir.
إِنَّمَا ٱلْمُؤْمِنُونَ ٱلَّذِينَ إِذَا ذُكِرَ ٱللَّهُ وَجِلَتْ قُلُوبُهُمْ وَإِذَا تُلِيَتْ عَلَيْهِمْ ءَايَٰتُهُۥ زَادَتْهُمْ إِيمَٰنًا وَعَلَىٰ رَبِّهِمْ يَتَوَكَّلُونَ
Gerçek Müminler ancak o kimselerdir ki; Allah anıldığı zaman kalpleri titrer, ayetleri okunduğu zaman (bu), onların imanını artırır ve onlar ancak Rablerine tevekkül eden kimselerdir.
إِنَّهُۥ لَيْسَ لَهُۥ سُلْطَٰنٌ عَلَى ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَلَىٰ رَبِّهِمْ يَتَوَكَّلُونَ
Gerçek şu ki; Şeytan'ın, iman eden ve yalnız Rablerine tevekkül eden kimseler üzerinde bir hâkimiyeti yoktur.
فَمَآ أُوتِيتُم مِّن شَىْءٍ فَمَتَٰعُ ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَمَا عِندَ ٱللَّهِ خَيْرٌ وَأَبْقَىٰ لِلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَلَىٰ رَبِّهِمْ يَتَوَكَّلُونَ
Size verilen herhangi bir şey dünya hayatının bir geçimliğidir/metaıdır. Allah katında olanlar ise, iman edenler ve yalnızca Rablerine tevekkül edenler için daha hayırlı ve daha kalıcıdır.