Nahl Suresi’nin 108. ayeti (16:108) Mekki bir surededir; 14. cüzde, Mushaf’ın 279. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 73 kârinin sesinden dinleyin.
Nahl Suresi 108. ayeti dinleyin
73 kâriden 79 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (79)
108. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
İman etmelerinin ardından İslam dininden dönmüş olmakla nitelenen Allah’ın kalplerini mühürlediği o kimseler, verilen öğütleri anlamazlar. İşitme duyularını mühürlediği kimseler, öğütleri faydalanacakları şekilde işitmezler. Görme duyularını mühürlediği kimseler, iman etmeye çağıran ayetleri görmezler. Onlar mutluluğun, bedbahtlığın ve Yüce Allah’ın onlar için hazırladığı azabın sebeplerinden gafil kimselerdir.
106. Şanı Yüce Allah “imanından sonra Allah’ı inkar” edip kafir olan kimselerin feci hallerini haber vermektedir. Onlar gözleri açılmışken tekrar kör olan, hidâyet bulduktan sonra dalâlete dönen, rahatlıkla ve rıza ile küfre göğüs açan kimselerdir. İşte onlar, son derece merhametli olan Rabbin oldukça ağır gazabına maruz kalacaklardır ki O, gazap etmesi halinde gazabına karşı hiçbir şey mukavemet gösteremez ve onunla birlikte her şey gazaba gelir. “Ve onlar için çok büyük bir azap vardır.” Bu azap ebedî ve sürekli, ayrıca oldukça da şiddetli ve çetindir. 107-108. “Bunun sebebi şudur: Onlar … Devamını oku
Kalpte imanın yerleşmesiyle birlikte, (küfre) zorlanan kimsenin, zahiren küfür sözü söylemesine izin verilmiştir.
Dinden dönüp, mürtet olan kimseler Allah’ın gazabını ve azabını hak etmişlerdir. Çünkü onlar, dünya hayatını ahiret hayatına tercih etmişlerdir. Böylece Allah’ın hidayetinden mahrum kaldılar da Allah, onların kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürledi. Onlar, kıyamet günü kendilerine uygulanacak olan ağır cezalardan gafil olan kimselerdir.
Allah Teâlâ, iman edenleri, fitneye düşürüldükten sonra hicret edenleri ve sabrederek cihat edenleri bağışlamayı ve onlara merhamet etmeyi yazmıştır.
108. ayetin diğer mealleri
Onlar, Allah’ın kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimselerdir. Çünkü onlar gafil olanların ta kendileridir.
İşte onlar Allah'ın, kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimselerdir. Ve onlar gafillerin ta kendileridir.
Bunlar, o kimselerdir ki; Allah kalblerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlemiştir. Ve onlar, gafillerin ta kendileridir.
Onlardan seni dinleyenler vardır. Fakat senin yanından çıktıkları zaman (alay ederek), kendilerine ilim verilmiş olanlara; “Az önce ne söyledi?” derler. İşte bunlar; Allah’ın, kalplerini mühürlediği ve nefislerinin arzularına uyan kimselerdir.