29. Meryem de çocuğa işaret etti. Yani onunla konuşun, demek istedi. Bu şekilde işaret etmesine sebep, insanların kendisiyle konuşmaları halinde bu şekilde davranmasının emrolunmuş olmasıydı. Zira ona, insanlara: “Ben Rahmân’a (susma) orucu adadım. Onun için bugün hiçbir insanla konuşmayacağım” demesi emredilmişti. İsa ile konuşmalarını işaret edince bundan hayrete düşerek: “Beşikte bulunan bir çocukla nasıl konuşalım? dediler.” Çünkü bu, görülmüş bir şey değildir ve bu yaşta hiç kimse konuşmamıştır.
Meryem'e konuşmamasının emredilmesi, bazı zamanlarda susmanın faziletine delalet etmektedir.
Konuşmamak üzere adak adamak bizden önceki şeriatlerde caiz kılınmıştır. Ancak bizim şeriatimizde sünnette gelen deliller bunu yasaklamaktadır.
Kuran'ı Kerim'in İsa'nın yaratılışı hakkında haber verdikleri kendisi ile ilgili hiçbir şüphe olmayan gerçeğin kendisidir. Bunun dışında söylenenler batıldır ve resuller hakkında söylenmesi uygun değildir.
Kâfir kimse dünyada iken, hakka karşı sağır ve kör olur. Ne var ki ahirette azabı gördüğünde gerçeği duyup görecektir. Ancak bu ona hiçbir fayda sağlamayacaktır.
29. ayetin diğer mealleri
Bunun üzerine çocuğu işaret etti. Biz, beşikteki bir çocukla nasıl konuşabiliriz? dediler.
Bunun üzerine Meryem çocuğu gösterdi. «Biz, dediler, beşikteki bir çocuk ile nasıl konuşuruz?»
Bunun üzerine Meryem çocuğu gösterdi. Onlar; "Biz beşikteki bir çocukla nasıl konuşuruz?" dediler.
Ebu Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: “Üç kişiden başka beşikte konuşan (bebek) olmamıştır! (Beşikte konuşanların birincisi) Meryem oğlu İsa -aleyhisselam-’dır. Beşikte konuşanların ikincisi ise Cureyc'e nispet edilen çocuktur…