İçeriğe geç

Lokmân Suresi 20. Ayet

سورة لقمان، الآية ٢٠

31:20 21. cüz 41. hizb Mushaf’ta 413. sayfa Mekki sure

31:20 ayetinin metni

أَلَمْ تَرَوْا۟ أَنَّ ٱللَّهَ سَخَّرَ لَكُم مَّا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ وَأَسْبَغَ عَلَيْكُمْ نِعَمَهُۥ ظَٰهِرَةً وَبَاطِنَةً وَمِنَ ٱلنَّاسِ مَن يُجَٰدِلُ فِى ٱللَّهِ بِغَيْرِ عِلْمٍ وَلَا هُدًى وَلَا كِتَٰبٍ مُّنِيرٍ ۝٢٠

Okunuşu

alam taraw anna l-laha sakhara lakum mā fī l-samāwāti wamā fī l-arḍi wa-asbagha ʿalaykum niʿamahu ẓāhiratan wabāṭinatan wamina l-nāsi man yujādilu fī l-lahi bighayri ʿil'min walā hudan walā kitābin munīrin

Meal

Allah'ın, göklerde ve yerdeki (nice varlık ve imkânları) sizin emrinize verdiğini, nimetlerini açık ve gizli olarak size bolca ihsan ettiğini görmediniz mi? Yine de insanlar arasında hiçbir bilgisi, yol göstericisi ve aydınlatıcı bir kitabı olmadan Allah hakkında tartışıp duranlar vardır.

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

Lokmân Suresi’nin 20. ayeti (31:20) Mekki bir surededir; 21. cüzde, Mushaf’ın 413. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 74 kârinin sesinden dinleyin.

Lokmân Suresi 20. ayeti dinleyin

74 kâriden 80 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (80)

20. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

-Ey İnsanlar!- Yüce Allah'ın göklerdeki; Güneş, Ay ve yıldızları, aynı zamanda yeryüzünde hayvan, ağaç ve bitkileri hizmetinize sunduğuna şahit olup görmez misiniz? Güzel şekil ve iyi görünümlü açıkça görülen nimetlerini, akıl ve ilim gibi soyut olan nimetlerini sizin üzerinize tamamlamıştır. Bu nimetleri bahşetmiş olmasına rağmen insanlardan bazıları Allah'ın vahyine dayanmadan, ilimsizce ya da kendisine ışık tutacak akıl yahut Allah katından indirilen açık bir kitap olmadan Allah'ın tevhidi hakkında tartışırlar.

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri 20–21. ayetler

20. Yüce Allah, kullarına ihsan etmiş olduğu nimetlerini hatırlatmakta, onları bu nimetlere şükretmeye, onları görmeye ve onlardan gafil olmamaya davet ederek şöyle buyurmaktadır: “Göklerde” güneş, ay ve yıldız gibi var “olanları da yerde olanları da” hayvanları, ağaçları, ekinleri, nehirleri, madenleri vb. “Allah’ın emrinize verdiğini” bunların tümünün, kulların faydasına amade kılınmış olduklarını gözlerinizle ve kalplerinizle “görmez misiniz?” Bu buyruk Yüce Allah’ın: “Yerde ne varsa hepsini sizin için yaratan... O’dur.” (el-Bakara, 2/29) buyruğuna benzemektedir. “açık ve gizli nimetlerini … Devamını oku

Lokmân Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

Lokmân suresinin 20-28. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 413. sayfası).

  • Yüce Allah'ın nimetleri, inkâr edip küfre sapmaya değil, O'na iman edip şükretmeye vesile olmalıdır.
  • Özellikle de akaid/inanç ile ilgili meselelerde körü körüne taklit etmenin tehlikesi beyan edilmiştir.
  • Allah'a teslim olmanın, O'na itaat etmenin ve O'nun rızasını kazanmak için ameli güzelce yapmanın önemi beyan edilmiştir.
  • Yüce Allah'ın kelimeleri bitmez tükenmez.

20. ayetin diğer mealleri

Allah’ın göklerde ve yerdekileri hizmetinize sunduğunu görmüyor musunuz? Size açık ve gizli nimetlerini bolca vermiştir. İnsanlardan ilimsizce ve bir hidayet ve aydınlatıcı bir kitap olmadan Allah hakkında tartışıp duranlar vardır.

Allah'ın, göklerde ve yerdeki (nice varlık ve imkânları) sizin emrinize verdiğini, nimetlerini açık ve gizli olarak size bolca ihsan ettiğini görmediniz mi? Yine de, insanlar içinde, bilgisi, rehberi ve aydınlatıcı bir kitabı yokken Allah hakkında tartışan kimseler vardır.

Görmediniz mi ki, Allah göklerde ve yerde ne varsa hepsini sizin hizmetinize vermiş, gizli ve açık olarak nimetlerini üzerinize yaymıştır. Bununla beraber insanlar içinde kimi de var ki, ne bir ilme, ne bir mürşide ve ne aydınlatıcı bir kitaba dayanmaksızın Allah hakkında mücadele ediyor.

20. ayet kelime kelime

  1. أَلَمْ alam görmediniz mi?
  2. تَرَوْا۟ taraw ر أ ي
  3. أَنَّ anna elbette
  4. ٱللَّهَ l-laha Allah
  5. سَخَّرَ sakhara boyun eğdirdi س خ ر
  6. لَكُم lakum size
  7. مَّا mā bulunanları
  8. فِى fī göklerde
  9. ٱلسَّمَٰوَٰتِ l-samāwāti س م و
  10. وَمَا wamā ve bulunanları
  11. فِى fī ve yerde
  12. ٱلْأَرْضِ l-arḍi أ ر ض
  13. وَأَسْبَغَ wa-asbagha ve bol bol verdi س ب غ
  14. عَلَيْكُمْ ʿalaykum size
  15. نِعَمَهُۥ niʿamahu ni'metlerini ن ع م
  16. ظَٰهِرَةً ẓāhiratan görünür ظ ه ر
  17. وَبَاطِنَةً wabāṭinatan ve gizli ب ط ن
  18. وَمِنَ wamina ve
  19. ٱلنَّاسِ l-nāsi insanlardan أ ن س
  20. مَن man kimi var ki
  21. يُجَٰدِلُ yujādilu tartışır (durur) ج د ل
  22. فِى fī hakkında
  23. ٱللَّهِ l-lahi Allah
  24. بِغَيْرِ bighayri olmadan غ ي ر
  25. عِلْمٍ ʿil'min bilgisi ع ل م
  26. وَلَا walā ve olmadan
  27. هُدًى hudan yol göstereni ه د ي
  28. وَلَا walā ve olmadan
  29. كِتَٰبٍ kitābin bir Kitabı ك ت ب
  30. مُّنِيرٍ munīrin aydınlatıcı ن و ر

20. ayetle ilgili ayetler

İbn Kesîr’in bu ayetin tefsirinde andığı ayetler

  • Bakara 2:170

    وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ ٱتَّبِعُوا۟ مَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ قَالُوا۟ بَلْ نَتَّبِعُ مَآ أَلْفَيْنَا عَلَيْهِ ءَابَآءَنَآ أَوَلَوْ كَانَ ءَابَآؤُهُمْ لَا يَعْقِلُونَ شَيْـًٔا وَلَا يَهْتَدُونَ

    Onlara, (Müşriklere) “Allah'ın indirdiği kitaba uyunuz!” dendiği zaman, “Hayır, biz atalarımızın yoluna uyarız” derler. Ya ataları akıl erdiremeyen ve doğru yolda olmayan kimseler idiyseler?

  • Yûnus 10:69–70

    قُلْ إِنَّ ٱلَّذِينَ يَفْتَرُونَ عَلَى ٱللَّهِ ٱلْكَذِبَ لَا يُفْلِحُونَ …

    De ki: Allah hakkında yalan uyduranlar asla kurtuluşa eremezler. …

Lafzen benzer ayetler

Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.

  • Hac 22:8

    وَمِنَ ٱلنَّاسِ مَن يُجَٰدِلُ فِى ٱللَّهِ بِغَيْرِ عِلْمٍ وَلَا هُدًى وَلَا كِتَٰبٍ مُّنِيرٍ

    İnsanlardan kimisi Allah hakkında bilgisiz, delilsiz ve aydınlatıcı bir kitabı olmaksızın tartışır durur.

  • Hac 22:3

    وَمِنَ ٱلنَّاسِ مَن يُجَٰدِلُ فِى ٱللَّهِ بِغَيْرِ عِلْمٍ وَيَتَّبِعُ كُلَّ شَيْطَٰنٍ مَّرِيدٍ

    İnsanlardan kimi vardır ki, hiçbir bilgisi olmadığı hâlde, Allah hakkında tartışmaya girer ve her azgın Şeytan'ın ardına düşer.

  • Nisâ 4:132

    وَلِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ وَكِيلًا

    Göklerde ve yerde ne varsa Allah’ındır. Vekil olarak Allah yeter.

  • Şûrâ 42:4

    لَهُۥ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ وَهُوَ ٱلْعَلِىُّ ٱلْعَظِيمُ

    Göklerde ve yerde ne varsa O’nundur. O; üstündür/en üsttedir, çok Azîm'dir.

  • Âl-i İmrân 3:109

    وَلِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ وَإِلَى ٱللَّهِ تُرْجَعُ ٱلْأُمُورُ

    Göklerde ve yerde ne varsa Allah’ındır. Bütün işler ancak Allah’a döndürülür.

  • Haşr 59:1

    سَبَّحَ لِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ وَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ

    Göklerde ve yerde olan her şey Allah’ı tesbih etmektedir. O; çok güçlüdür, Hakîm'dir.

Lokmân Suresi’nin tüm benzer ayetleri

Daha fazlası

13 Ekim 2026 Salı 2 جمادى الأولى 1448 هـ