"O gemi, denizde çalışan birtakım yoksul kimselere ait idi. Onu kusurlu kılmak istedim. (Çünkü) onların önünde, her (sağlam) gemiyi gasbetmekte olan bir kral vardı.''
Kehf Suresi’nin 79. ayeti (18:79) Mekki bir surededir; 16. cüzde, Mushaf’ın 302. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 73 kârinin sesinden dinleyin.
Kehf Suresi 79. ayeti dinleyin
73 kâriden 79 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (79)
79. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
Kusurlu kılmama karşı çıktığın gemiye gelince; denizde o gemide çalışan ve onu savunmaya güçleri olmayan yoksul kimselere ait idi. Biraz önce bahsettiğim sebepten dolayı onu kusurlu kılmak istedim ki onların önünde, her sağlam gemiyi gasbeden ve kusurlu gemiyi bırakan kral, onu da gasbetmesin.
79. Benim deldiğim “o gemi, denizde çalışan birtakım yoksullara aitti.” Bu ise onlara karşı şefkat ve merhamet duymayı gerektirir. “O nedenle ben de onu kusurlu yapmak istedim. Çünkü önlerinde (sağlam olan) her gemiyi gasp yoluyla alan bir hükümdar vardı.” Yani onlar, o zalim hükümdarın bulunduğu memlekete uğrayacaklardı. Bu zalim hükümdar da limanlarına uğrayan ve herhangi bir kusuru bulunmayıp sağlam olan her gemiyi gasp ediyor, zulümle el koyuyordu. Ben de geminin bir kusuru olsun diye onu deldim. Böylece geminin o zalimden kurtulmasını sağlamak istedim.
Bir şey hakkında hüküm verirken acele etmemek, emin olmak ve düşünerek hareket etmek gerekir.
Şüphesiz ki işler zahirde göründüğü üzere icra edilir. Can, mal ve diğer dünyevi hükümler buna ilhak edilir.
(Zaruret halinde) Küçük kötülükler işlenerek büyük kötülüklere engel olunur. İkisinden birisi bırakılarak büyük maslahat dikkate alınır.
Yakın arkadaşa yakışan tavır, ancak gönlünü alıp mazur gördükten sonra arkadaşından ayrılıp, arkadaşlığını bitirmemesidir.
Hayrı O'na nispet edip, şer olanı nispet etmeyerek lafızlarda Allah Teâlâ'ya karşı edepli olan üslubu kullanmak gerekir.
Allah, salih olan kulu ve ondan sonra gelen zürriyetini muhafaza eder.
79. ayetin diğer mealleri
"Gemi var ya, o, denizde çalışan yoksul kimselerindi. Onu kusurlu kılmak istedim. (Çünkü) onların arkasında, her (sağlam) gemiyi gasbetmekte olan bir kral vardı."
«Gemi var ya, o, denizde çalışan yoksul kimselerindi. Onu kusurlu kılmak istedim. (Çünkü) onların arkasında, her (sağlam) gemiyi gasbetmekte olan bir kral vardı.»
"Gemi, denizde çalışan bir kaç yoksula aitti. Onu kusurlu kılmak istedim, çünkü onların ilerisinde her sağlam gemiye zorla el koyan bir hükümdar vardı."
79. ayet kelime kelime
أَمَّاammāO gemi
ٱلسَّفِينَةُl-safīnatu
فَكَانَتْfakānatidi
لِمَسَٰكِينَlimasākīnayoksulların
يَعْمَلُونَyaʿmalūnaçalışan
فِىfīdenizde
ٱلْبَحْرِl-baḥri
فَأَرَدتُّfa-aradttuistedim
أَنْanki
أَعِيبَهَاaʿībahāonu kusurlu yapmak
وَكَانَwakānaçünkü vardı
وَرَآءَهُمwarāahumonların ilerisinde
مَّلِكٌmalikunbir kral
يَأْخُذُyakhudhualan
كُلَّkullaher
سَفِينَةٍsafīnatingemiyi
غَصْبًاghaṣbanzorla
Bu ayetin geçtiği hadisler
SahihMuttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim)Sahîh-i Buhârî 4539
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan merfû olarak rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Bir iki hurma veya bir iki lokmayla savuşturulan kimse yoksul değildir. Asıl yoksul, muhtaç olduğu halde dilenmeyen kimsedir.»