Kasas Suresi’nin 51. ayeti (28:51) Mekki bir surededir; 20. cüzde, Mushaf’ın 392. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 73 kârinin sesinden dinleyin.
Kasas Suresi 51. ayeti dinleyin
73 kâriden 79 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (79)
51. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
Muhakkak biz, öğüt alıp iman etmelerini umarak, müşriklere ve İsrailoğulları'ndan Yahudilere, geçmiş ümmetlerin başına gelenler kendilerinin de başına gelmesin diye geçmiş milletlerin kıssalarına ve elçilerimizi yalanladıkları zaman onlara gönderdiğimiz azaba dair sözleri ardı ardına ulaştırdık.
51. Bu âyetler onlara tekrar tekrar okunduğunda, açıklamalarına ihtiyaç duyacakları vakit üzerlerine nazil olduğunda belki öğüt alırlar diye sözü arka arkaya ulaştırdık. Onlara bir rahmet ve bir lütuf olmak üzere peyderpey indirdik. Böylelikle bu Kur’ân-ı Kerîm, onlara bir rahmet olmak üzere kısım kısım indirilmiş oldu. Bunlar kendilerinin menfaatlerine olan bir şeye niye itiraz ediyorlar ki? Bu İlgi Çekici Kıssadan Çıkartılacak Bazı Sonuçlar ve İbretler: Bu hayret verici kıssadan alınacak birtakım ibretler ve çıkartılacak sonuçlar vardır ki biz bunların bir kısmına yer vereceğiz: 1. Allah’ın … Devamını oku
Ehli Kitap olan kimselerden, Peygamber Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e iman edenlerin fazileti ve bu takdirde onlar için iki ecirin verileceği ifade edilmiştir.
Doğru yola muvaffak kılmak; peygamberler veya onların dışındakilerin değil, yalnızca Allah’ın elindedir.
Hakka ittiba etmek, müşriklerin iddia ettiği gibi bir korku kaynağı değil, güvende olma vesilesidir.
Zevk ve sefa içinde yaşamanın birey ve topluma olan tehlikesi anlatılmıştır.
Peygamberleri gönderip uyarmadan insanları helak etmemesi Yüce Allah’ın rahmetindendir.
51. ayetin diğer mealleri
Andolsun ki, belki düşünürler diye, onlar için sözü apaçık olarak bildirdik.
Andolsun ki biz, düşünüp öğüt alsınlar diye, sözü (vahyi) birbiri ardınca yetiştirmişizdir (aralıksız vahiylerimizi göndermişizdir).
Andolsun ki biz, düşünüp öğüt alsınlar diye, sözü (vahyi) birbiri ardınca ulamışızdır.
Onlar ise: "Sen bize, babalarımızı bulduğumuz yoldan bizi çevirmek için ve yeryüzünde büyüklük/hüküm sadece ikinizin olsun diye mi geldin? Biz ikinize de iman etmiyoruz." dediler.
Allah’ın bir kimseye, hiçbir şey indirmediğini söyleyerek, Allah’ın kadrini gereği gibi bilemediler. De ki: Öyleyse Mûsâ’nın insanlar için aydınlatıcı ve yol gösterici olarak getirdiği, o kitabı kim indirdi? Siz onu parça parça kâğıtlara (yazıyor) bir kısmını açıklıyor, çoğunu da gizliyorsunuz. Sizin de atalarınızın da bilemediği şeyler (Kur'an'la) size öğretilmiştir. (Rasûlüm) “Allah'tır” (onu indiren) de, sonra onları bırak da daldıkları sapıklarında oynayadursunlar. …