İçeriğe geç

İsrâ Suresi 92. Ayet

سورة الإسراء، الآية ٩٢

17:92 15. cüz 29. hizb Mushaf’ta 291. sayfa Mekki sure

17:92 ayetinin metni

أَوْ تُسْقِطَ ٱلسَّمَآءَ كَمَا زَعَمْتَ عَلَيْنَا كِسَفًا أَوْ تَأْتِىَ بِٱللَّهِ وَٱلْمَلَٰٓئِكَةِ قَبِيلًا ۝٩٢

Okunuşu

aw tus'qiṭa l-samāa kamā zaʿamta ʿalaynā kisafan aw tatiya bil-lahi wal-malāikati qabīlan

Meal

Yahut iddia ettiğin gibi göğü üzerimize parça parça düşürmeli ya da karşımıza Allah’ı ve melekleri getirmelisin.

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

İsrâ Suresi’nin 92. ayeti (17:92) Mekki bir surededir; 15. cüzde, Mushaf’ın 291. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 73 kârinin sesinden dinleyin.

İsrâ Suresi 92. ayeti dinleyin

73 kâriden 79 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (79)

92. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

-Söylediğin gibi- göğü üzerimize parça parça azap olarak düşürürsün. Yahut da iddia ettiğinin gerçek olduğuna açıkça şahitlik etmeleri için Allah'ı ve melekleri getirirsin.

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri 89–93. ayetler

89. “Andolsun biz, bu Kur’an’da insanlara her misalden türlü türlü açıklamalar yaptık.” Yani biz, bu Kur’an’da öğütleri ve misalleri çeşit çeşit anlattık. Kulların ihtiyaç duydukları anlamları da tekrar tekrar beyan ettik ki insanlar öğüt alsın ve sakınsınlar. Ancak Yüce Allah’ın kendilerini mutlu kimseler arasında takdir etmiş olduğu ve tevfiki ile kendilerine yardımını esirgemediği pek az kimse dışında öğüt ve ibret alan olmadı. İnsanların çoğunluğu ise bütün nimetlerin en büyüğü olan bu nimeti nankörlükle karşılamaktan başka bir şey yapmadı ve bu nimet karşısında zalim ve cahil … Devamını oku

İsrâ Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

İsrâ suresinin 87-96. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 291. sayfası).

  • Yüce Allah, iman ederler ümidiyle Kuran'da, öğüt, ders, emir, yasak ve kıssalardan itibar edilen her bir şeyi insanlara açıklamıştır;
  • Kur'an Allah'ın kelamıdır ve Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ebedî mucizesidir ve hiçbir kimsenin bu mucizenin bir benzerini getiremeye gücü yetmez.
  • Kullarına kendi (cinslerinden) insanlardan bir (peygamber) göndermesi Yüce Allah'ın rahmetindendir. Böyle olmasaydı, Allah'ın vahyini meleklerden öğrenmeye güç yetiremezlerdi.
  • Elçisini mucizelerle/Kur'ân ayetleriyle desteklemesi, kendisine düşmanlık ve buğuz edenlere karşı ona yardım etmesi Yüce Allah'ın resulüne şahitlik etmesindendir.

92. ayetin diğer mealleri

Yahut iddia ettiğin gibi göğü üzerimize parça parça düşürmeli ya da (gözümüz) önüne Allah’ı ve melekleri getirmelisin.

"Yahut iddia ettiğin gibi, göğü üstümüze parça parça düşürmedikçe veya Allah'ı ve melekleri karşımıza getirmedikçe;

"Yahut söyleyip zannettiğin gibi, göğü başımıza parça parça düşüresin veya Allah'ı ve melekleri söylediğine şahit getiresin. "

92. ayet kelime kelime

  1. أَوْ aw yahut
  2. تُسْقِطَ tus'qiṭa düşürmelisin
  3. ٱلسَّمَآءَ l-samāa gökten
  4. كَمَا kamā gibi
  5. زَعَمْتَ zaʿamta zannettiğin
  6. عَلَيْنَا ʿalaynā üzerimize
  7. كِسَفًا kisafan parçalar
  8. أَوْ aw yahut
  9. تَأْتِىَ tatiya getirmelisin
  10. بِٱللَّهِ bil-lahi Allah'ı
  11. وَٱلْمَلَٰٓئِكَةِ wal-malāikati ve melekleri
  12. قَبِيلًا qabīlan karşımıza

92. ayetle ilgili ayetler

İbn Kesîr’in bu ayetin tefsirinde andığı ayetler

  • İsrâ 17:59

    وَمَا مَنَعَنَآ أَن نُّرْسِلَ بِٱلْـَٔايَٰتِ إِلَّآ أَن كَذَّبَ بِهَا ٱلْأَوَّلُونَ وَءَاتَيْنَا ثَمُودَ ٱلنَّاقَةَ مُبْصِرَةً فَظَلَمُوا۟ بِهَا وَمَا نُرْسِلُ بِٱلْـَٔايَٰتِ إِلَّا تَخْوِيفًا

    Bizi mucizeler göndermekten, öncekilerin onu yalanlamasından başka bir şey alıkoymadı. Semûd kavmine açık bir mucize olarak dişi deveyi vermiştik. Ama ona zulmettiler. Oysa biz mucizeyi sadece korkutmak için göndeririz.

  • Furkân 25:7–11

    وَقَالُوا۟ مَالِ هَٰذَا ٱلرَّسُولِ يَأْكُلُ ٱلطَّعَامَ وَيَمْشِى فِى ٱلْأَسْوَاقِ لَوْلَآ أُنزِلَ إِلَيْهِ مَلَكٌ فَيَكُونَ مَعَهُۥ نَذِيرًا …

    "Bu nasıl bir peygamber?" dediler. "Yemek yiyor, pazarda dolaşıyor. Ona bir melek indirilseydi de onun yanında uyarıcı olsaydı ya!" …

  • Enfâl 8:32

    وَإِذْ قَالُوا۟ ٱللَّهُمَّ إِن كَانَ هَٰذَا هُوَ ٱلْحَقَّ مِنْ عِندِكَ فَأَمْطِرْ عَلَيْنَا حِجَارَةً مِّنَ ٱلسَّمَآءِ أَوِ ٱئْتِنَا بِعَذَابٍ أَلِيمٍ

    Hani onlar: “Ey Allah’ım! Eğer bu senin katından gelen bir hak ise başımıza gökten taş yağdır, yahut bize acı bir azap ver!” demişlerdi.

  • Şuarâ 26:187

    فَأَسْقِطْ عَلَيْنَا كِسَفًا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ

    "Eğer doğru söyleyenlerden isen haydi üzerimize gökten parçalar indir."

Daha fazlası

12 Ekim 2026 Pazartesi 1 جمادى الأولى 1448 هـ