İsrâ Suresi’nin 20. ayeti (17:20) Mekki bir surededir; 15. cüzde, Mushaf’ın 284. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 73 kârinin sesinden dinleyin.
İsrâ Suresi 20. ayeti dinleyin
73 kâriden 79 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (79)
20. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
-Ey Resul!- Facir olan ve salih olan her iki insan topluluğuna Rabbinin ihsanı olarak kesintisiz bir şekilde artırarak veririz. Rabbinin vermiş olduğu ihsan/rızık dünyada ne salihlerden ve ne de facirlerden hiçbirisine yasaklanmış değildir.
20. Yüce Allah, bu iki grubun her birine de dünyadan nasibini verir. Zira onun bağış ve ihsanı “kısıtlı” kimseden engellenmiş “değildir.” Aksine bütün yaratılmışlar, O’nun lütuf ve ihsanından yararlanmaktadırlar.
İnsanın gücünün yettiği hayrı yapması, gücünün yetmediğinin sevabına nail olmak için onu yapmaya niyet etmesi gerekir.
İnsana dünyada verilen nimetler, Allah Teâlâ'nın o kimseden razı olduğuna delil olarak getirilmez. Çünkü nimetleri Mümin olmayan kimseler de elde edebilir ve dünya nimetleri verilen kimsenin akıbeti Allah'ın azabıyla nihayet bulabilir.
Ana-babaya yapılan iyilik sürekli yerine getirilmesi gereken bir farzdır. Onların faziletlerinin büyüklüğünden Allah -Subhânehu ve Teâlâ- ana-babaya yapılan minnettarlığı kendisine yapılan şükür/tazim ile ilişkilendirmiştir.
İslam savurganlığı haram kılmıştır. Savurganlık malı uygun olmayan yerlerde harcamaktır.
20. ayetin diğer mealleri
Hepsine, hem onlara hem bunlara Rabbinin nimetlerinden veririz. Rabbinin ihsanı kimseye yasak kılınmış değildir.
Hepsine, onlara da bunlara da (dünyayı isteyenlere de ahireti isteyenlere de) Rabbinin ihsanından (istediklerini) veririz. Rabbinin ihsanı kısıtlanmış değildir.
Hepsine; (dünyayı isteyenlere de, ahireti isteyenlere de) Rabbinin ihsanından veririz. Rabbinin ihsanı kısıtlanmış değildir.