İsrâ Suresi’nin 104. ayeti (17:104) Mekki bir surededir; 15. cüzde, Mushaf’ın 292. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 73 kârinin sesinden dinleyin.
İsrâ Suresi 104. ayeti dinleyin
73 kâriden 79 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (79)
104. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
Firavun ve askerlerini helak ettikten sonra İsrailoğulları'na şöyle dedik: "Şam topraklarında oturun, kıyamet günü geldiği zaman (Mümin, kâfir) hesap için hepinizi bir araya toplayacağım."
103. “Bunun üzerine” Firavun “onları ülkeden sürüp çıkarmak” oradan uzaklaştırmak “istedi. Biz de onu ve beraberindekileri hep birlikte suda boğduk.” Ve onların topraklarını, yurtlarını İsrailoğullarına miras bıraktık. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: 104. “Onun (helakinin) ardından İsrailoğullarına şöyle dedik: O ülkeye yerleşin. Ahiret vaadi gelince hepinizi” herkesin, amelinin karşılığını görmesi için “bir araya getireceğiz.”
Sadece Allah Teâla hidayet edip, saptırabilir. Yüce Allah kime hidayet etmişse o hakikat üzerinedir, kimi de saptırıp yardımsız bırakırsa onu hiçbir kimse hidayete erdiremez.
Kâfirlerin barınakları (yerleşip yaşayacakları yerler) ve dâimi makamları cehennemdir. Ateşleri her azaldığında Allah Teâlâ, ateşin alevini arttırır.
Zalim ve zorbalar çevrelerine tehdit savurdukları zaman Yüce Allah'a sığınmak gerekir.
Zalim ve zorbalar, hak ehliyle karşılaştıklarında iktidar ve kuvvet kullanmaya yönelirler. Çünkü onlar hak ehliyle delil ve beyan ile yüzleşmeye güç yetiremezler.
104. ayetin diğer mealleri
İsrailoğulları'na: "Ülkede oturun, ahiret vaadi geldiği zaman hepinizi bir araya getireceğiz" dedik.
Arkasından da İsrailoğullarına: «O topraklarda oturun! Ahiret vaadi tahakkuk edince, hepinizi toplayıp bir araya getireceğiz» dedik.
Arkasından İsrailoğullarına şöyle dedik: "Firavun"un sizi çıkarmak istediği arazide siz oturun! Sonra ahiret vaadi (kıyamet) geldiği vakit, hepinizi toplayıp bir araya getireceğiz."
Eğer iyilik ederseniz kendinize, kötülük ederseniz yine kendinize etmiş olursunuz. İkincinin zamanı geldiğinde de yüzünüzü kötü bir duruma soksunlar, birincisinde mescide girsinler ve ellerine geçirdikleri her şeyi büsbütün tahrip etsinler (diye düşmanlar gönderdik).