Allah; gökleri ve yeri yaratan, gökten yağmur indiren ve onunla size rızık olarak türlü meyveler çıkaran, emri gereğince denizde yüzmek üzere gemileri emrinize veren, nehirleri de hizmetinize sunandır.
İbrâhîm Suresi’nin 32. ayeti (14:32) Mekki bir surededir; 13. cüzde, Mushaf’ın 259. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 74 kârinin sesinden dinleyin.
İbrâhîm Suresi 32. ayeti dinleyin
74 kâriden 80 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (80)
32. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
Allah Teâlâ, daha önce bir benzeri olmamış gökleri ve yeri yoktan var edip, bina edendir. Size rızık olması için bulutlardan yağmuru indiren ve indirdiği su ile çeşitli meyveler çıkarandır. -Ey İnsanlar!- Takdiri gereğince suyun üzerinde yüzen gemileri sizin hizmetinize sundu. Ayrıca suyundan içmeniz, hayvanlarınızı ve ekinlerinizi sulamanız için nehirleri de sizin hizmetinize sunmuştur.
32. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Gökleri ve yeri” genişliklerine ve azametlerine rağmen tek başına “yaratan, gökten su indirip de onunla” Allah’ın bulutlardan indirdiği yağmur ile “size” ve hayvanlarınıza “rızık olarak türlü türlü ürünler” mahsüller “bitiren, emri ile denizde akıp gitsin diye gemileri” ve diğer deniz araçlarını “emrinize amade kılan” size bu gemileri yapma imkânını kolaylaştıran ve bu gücü veren, suyun akıntısı üzerinde sizi ve sizin ticaret mallarınızı, eşyalarınızı gitmek istediğiniz yere taşımanızı sağlayan, “ve nehirleri” ekinlerinizi ve ağaçlarınızı sulaması ve onlardan içesiniz diye “emrinize veren Allah’tır.”
Küfür kelimesi, gövdesi yere yapışık olan Ebû Cehil karpuzuna benzetilmiştir. Bu bitki yukarı doğru yükselmez, güzel meyve vermez ve devamlılığı da yoktur.
Namaz ve zekâtın emredilmesi ile ahiretin zikredilmesi arasındaki bağ; namaz ve zekât, o gün kurtuluşun bu ikisi ile olacağının bildirilmesini ifade eder.
Birtakım büyük nimetlerin zikredilmesi, kimi insanlar tarafından Allah -Subhânehu ve Teâlâ-'nın gönderdiği nimetlerin inkâr edilmesinin ne kadar büyük bir nankörlük olduğuna işaret etmek içindir.
32. ayetin diğer mealleri
Gökleri ve yeri yaratan, gökten indirdiği su ile rızık olarak meyveler çıkaran, emri ile denizde yüzüp, giden gemileri hizmetinize sunan, nehirleri sizin emrinize veren Allah’tır.
(O öyle lütufkâr) Allah’tır ki, gökleri ve yeri yaratan, gökten suyu indirip onunla rızık olarak size türlü meyveler çıkardı; izni ile denizde yüzüp gitmeleri için gemileri emrinize verdi; nehirleri de sizin (yararlanmanız) için akıttı.
Allah öyle bir Allah'tır ki; gökleri ve yeri yarattı, gökten su indirdi, onunla size rızık olarak çeşitli meyveler çıkardı; emri gereğince denizde yüzüp gitmeleri için gemileri emrinize verdi, ırmakları da emrinize verdi.
32. ayet kelime kelime
ٱللَّهُal-lahuAllah
ٱلَّذِىalladhīO'dur ki
خَلَقَkhalaqayarattı
ٱلسَّمَٰوَٰتِl-samāwātigökleri
وَٱلْأَرْضَwal-arḍave yeri
وَأَنزَلَwa-anzalave indirdi
مِنَminagökten
ٱلسَّمَآءِl-samāi
مَآءًmāansu
فَأَخْرَجَfa-akhrajave çıkardı
بِهِۦbihionunla
مِنَmina(çeşitli)
ٱلثَّمَرَٰتِl-thamarātimeyvalar
رِزْقًاriz'qanrızık olarak
لَّكُمْlakumsize
وَسَخَّرَwasakharave emrinize verdi
لَكُمُlakumusizin
ٱلْفُلْكَl-ful'kagemileri
لِتَجْرِىَlitajriyaakıp gitmesi için
فِىfīdenizde
ٱلْبَحْرِl-baḥri
بِأَمْرِهِۦbi-amrihibuyruğuyla
وَسَخَّرَwasakharave emrinize verdi
لَكُمُlakumusizin
ٱلْأَنْهَٰرَl-anhāraırmakları
32. ayetle ilgili ayetler
Lafzen benzer ayetler
Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.
O, sizin için yeryüzünü döşedi ve gökyüzünü bina etti. Gökten su indirip onunla size rızık olsun diye ürünler yetiştirdi. Öyleyse, bunları bile bile Allah’a ortak koşmayın.
Görmediler mi ki gökleri ve yeri yaratan ve bunları yaratmakla yorulmayan Allah, ölüleri diriltmeye de güç yetirir? Evet, şüphesiz O her şeye güç yetirendir.
Gökleri ve yeri yaratan Allah’ın, onların benzerlerini de yaratmaya ve onlara hiç şüphesiz bir ecel tayin etmeye gücünün yettiğini görmüyorlar mı? Buna rağmen zalimler yine de küfürde direnmektedirler.
Allah; gökleri ve yeri, ikisi arasındakileri altı günde yaratmış, sonra da arşa istivâ etmiştir. Sizin O’ndan başka bir veliniz de şefaatçiniz de yoktur. Hâlâ düşünüp öğüt almayacak mısınız?
Hamt, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah’a mahsustur. Böyle iken kâfirler Rablerine (ibadet etmede başkalarını) denk tutuyorlar.