Andolsun, elçilerimiz (melekler), İbrahim’e müjde getirip; “Selâm sana!” dediler. O, “Size de selâm” dedi ve kızartılmış bir buzağı getirmekte gecikmedi.
Hûd Suresi’nin 69. ayeti (11:69) Mekki bir surededir; 12. cüzde, Mushaf’ın 229. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 73 kârinin sesinden dinleyin.
Hûd Suresi 69. ayeti dinleyin
73 kâriden 79 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (79)
69. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
Melekler, adam kılığında İbrahim -aleyhisselam-'a gelmişlerdi. O'nu ve hanımını, önce İshak -aleyhisselam- ile, sonra da Yakup -aleyhisselam- ile müjdeleyerek: "Selam!" demişler, İbrahim -aleyhisselam- da buna karşılık olarak onlara: "Selam!" demiş ve onları insan zannederek hemen hızlıca gidip onlara ızgarada kızartılmış bir buzağı (eti) getirmişti.
69. “Andolsun ki” o şerefli meleklerden oluşan “elçilerimiz” rasûlümüz Halil “İbrahim’e müjde ile geldiler.” Yüce Allah, onları Lût kavmini helak etmek üzere göndermiş, İbrahim’e de uğramalarını emredip ona İshak’ın doğacağı müjdesini vermelerini söylemişti. Onlar, onun yanına girdiklerinde: “Selâm (ederiz sana)” dediler. O da: “(Size de) selâm” dedi.” Yani melekler, İbrahim’e selâm verdiler, o da onların selâmını aldı. Bu buyruk selâmın meşruiyetine ve İbrahim aleyhisselam’ın dininde de selâmlaşmanın olduğuna ve selâmın kelamdan/konuşmadan önce olduğuna, selâm alma ifadesinin de selâm verme … Devamını oku
Müşrikler, inatları ve büyüklenmeleri sebebiyle, Salih -aleyhissselam-'ın getirdiği büyük mucizelerden olan bu mucizeye iman etmemişlerdir.
Mümin kimseye onun için hayırlı olan şeylerin müjde verilmesinin güzel olduğu beyan edilmiştir.
Bir kişinin bir başka birinin yanına girdiğinde selam vermesinin meşruluğu ve selam verilen kimsenin ise selamı almasının farz olduğu beyan edilmiştir.
Misafire ikram etmenin gerekliliği beyan edilmiştir.
69. ayetin diğer mealleri
Elçilerimiz, müjde ile İbrahim’e gelmişler ve “Selam!” demişlerdi. İbrahim de: Selam deyip, hemen bir kızarmış buzağı getirdi.
Andolsun ki elçilerimiz (melekler) İbrahim'e müjde getirdiler ve: «Selam (sana) » dediler. O da: «(Size de)selam» dedi ve hemen kızartılmış bir buzağı getirdi.
Andolsun ki, İbrahim'e de elçilerimiz (melekler) müjde ile geldiler ve "selâm" dediler, o da "selâm" dedi ve hemen gidip onlara kızartılmış bir buzağı getirdi.