14-15. Yani onlara ne kadar büyük mucizeler gelirse gelsin yine de iman etmez, inkarda diretirler. Hatta “onlara gökten bir kapı açsak da” bu kapıdan yukarı doğru çıksalar ve buna kendi gözleri ile tanık olsalar, aşırı zulümlerinden ve inatlarından ötürü böyle bir mucizeyi inkâr ederek: “şöyle diyeceklerdir: Kesin gözlerimiz perdelendi” de olmadık şeyleri görecek hale geldik “daha doğrusu bize büyü yapılmış!” Bu, bir hakikat olamaz; aksine bu bir büyüdür. İnkârları bu dereceye ulaşmış bir topluluğun iman edeceğine umutlanmaya imkan yoktur. Daha sonra Allah, peygamberlerin getirdiği hakka delil olan ayetleri söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:
Kuran-ı Kerim her konuda kemaliyet, açıklık ve güçlü ifade vasıflarını kendisinde toplamıştır.
Kâfirler genellikle maddiyata önem verirler. Onları şehvet ve arzularına dalmış, sahte umutlara aldanmış bir halde, ahiret hayatını bırakıp dünya hayatıyla meşgul olduklarını görürsün.
Toplumların yok olması belli tarihlerle takdir edilmiş ve sınırlı vadelerle kararlaştırılmıştır. Bunlar ne ertelenebilir ne de öne alınabilir. Şüphesiz Allah, hiç kimsenin acelesi sebebiyle acele etmez.
Allah Teâlâ, Kur’an-ı Kerim’in kıyamet gününe kadar değiştirilmesi, dönüştürülmesi, artırma ve eksilme yapılmasından muhafaza edileceğine kefil olmuştur.
14. ayetin diğer mealleri
Onlara gökten bir kapı açsak da onlar oradan yukarı çıksalar bile…
Onlara gökten bir kapı açsak da oradan yukarı çıksalar,
Onlara gökten bir kapı açsak da oradan yukarı çıksalar,