İçeriğe geç

Fâtır Suresi 37. Ayet

سورة فاطر، الآية ٣٧

35:37 22. cüz 44. hizb Mushaf’ta 438. sayfa Mekki sure

35:37 ayetinin metni

وَهُمْ يَصْطَرِخُونَ فِيهَا رَبَّنَآ أَخْرِجْنَا نَعْمَلْ صَٰلِحًا غَيْرَ ٱلَّذِى كُنَّا نَعْمَلُ أَوَلَمْ نُعَمِّرْكُم مَّا يَتَذَكَّرُ فِيهِ مَن تَذَكَّرَ وَجَآءَكُمُ ٱلنَّذِيرُ فَذُوقُوا۟ فَمَا لِلظَّٰلِمِينَ مِن نَّصِيرٍ ۝٣٧

Okunuşu

wahum yaṣṭarikhūna fīhā rabbanā akhrij'nā naʿmal ṣāliḥan ghayra alladhī kunnā naʿmalu awalam nuʿammir'kum mā yatadhakkaru fīhi man tadhakkara wajāakumu l-nadhīru fadhūqū famā lilẓẓālimīna min naṣīrin

Meal

Onlar orada: "Rabbimiz! Bizi çıkar, (önce) yaptığımızın yerine salih ameller işleyelim!" diye feryad ederler. Size düşünecek kimsenin düşünebileceği kadar bir ömür vermedik mi? Size uyarıcı da gelmedi mi? Şimdi tadın (azabı)! Zalimlerin yardımcısı yoktur.

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

Fâtır Suresi’nin 37. ayeti (35:37) Mekki bir surededir; 22. cüzde, Mushaf’ın 438. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 74 kârinin sesinden dinleyin.

Fâtır Suresi 37. ayeti dinleyin

74 kâriden 80 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (80)

37. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

Onlar; yüksek sesleriyle feryat edip, yardım isteyerek şöyle derler: "Rabbimiz! Bizi ateşten çıkar da dünyada iken işlemiş olduğumuz amellerin yerine senin rızanı elde edeceğimiz salih ameller işleyelim ve senin azabından selamette olalım." Yüce Allah ise onlara şöyle cevap verir: Size, düşünecek kimsenin düşüneceği ve Allah'a tövbe edip salih ameller işleyeceği kadar bir ömür vermedik mi? Yine Allah'ın azabına karşı sizi uyaran bir peygamber gelmedi mi? Sizin bir bahaneniz olamaz. Bütün bunlardan sonra bir özür yoktur. O halde tadın azabı! Kendi nefislerine küfür ve masiyet ile zulmetmiş olan zalimleri Allah'ın azabından kurtaracak yahut azabı onlardan hafifletecek bir yardımcı da yoktur.

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri

37. “Onlar orada imdat dileyerek şöyle feryât edecekler” Bağırıp çağrışırlar, yardım ve imdat isterler ve derler ki: “Bizi çıkar (ve dünyaya gönder) de işlediklerimizin dışında (ve onların yerine) salih ameller işleyelim.” Böylelikle günahlarını itiraf edecekler, Allah’ın, haklarında adaletle hüküm verdiğini bilecekler. Ama döndürülmeyi istediklerinde iş işten geçmiş olacaktır. Onlara şöyle denilecektir: “Size, düşünecek kimsenin düşünüp öğüt alabileceği kadar bir ömür vermedik mi?” Düşünüp öğüt almak isteyen kimsenin, amel edebileceği kadar bir süre yaşatmadık mı? Biz dünyada sizleri … Devamını oku

Fâtır Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

Fâtır suresinin 31-38. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 438. sayfası).

  • Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ümetinin diğer ümmetlere olan üstünlüğü beyan edilmiştir.
  • Müminlerin imanlarının dünyada ve ahirette derece bakımından birbirlerinden farklı ve üstün olduğu beyan edilmiştir.
  • Vakit (zaman) emanettir ve vakti muhafaza etmek gerekir. Kim vakti zayi edecek olursa, pişmanlığın fayda vermeyeceği zaman pişman olur.
  • Yüce Allah'ın ilmi, her şeyi kuşatmıştır.

37. ayetin diğer mealleri

Orada var güçleriyle feryat ederler: Rabbimiz, bizi çıkar da daha önce yaptıklarımızın yerine salih ameller yapalım. Size düşünecek kimsenin düşünebileceği kadar bir ömür vermedik mi? Size uyarıcı gelmedi mi? Şimdi azabı tadın. Zalimler için hiçbir yardımcı yoktur.

Onlar orada: Rabbimiz! Bizi çıkar, (önce) yaptığımızın yerine saih ameller işleyelim! diye feryad ederler. Size düşünecek kimsenin düşünebileceği kadar bir ömür vermedik mi? Size uyarıcı da gelmedi mi? (Niçin inanmadınız?) Şimdi tadın (azabı)! Zalimlerin yardımcısı yoktur.

Onlar, orada şöyle feryad ederler: "Ey Rabbimiz! Bizleri çıkar, yapageldiklerimizden başka salih bir amel yapalım." (Onlara): "Size düşünecek olanın düşüneceği kadar bir ömür vermedik mi? Hem size uyarıcı da gelmişti. O halde azabı tadın. Çünkü zalimleri kurtaracak yoktur." (denir).

37. ayet kelime kelime

  1. وَهُمْ wahum ve onlar
  2. يَصْطَرِخُونَ yaṣṭarikhūna feryadederler ص ر خ
  3. فِيهَا fīhā orada
  4. رَبَّنَآ rabbanā Rabbimiz ر ب ب
  5. أَخْرِجْنَا akhrij'nā bizi çıkar خ ر ج
  6. نَعْمَلْ naʿmal yapalım ع م ل
  7. صَٰلِحًا ṣāliḥan iyi işler ص ل ح
  8. غَيْرَ ghayra başka olarak غ ي ر
  9. ٱلَّذِى alladhī olduğumuz
  10. كُنَّا kunnā ك و ن
  11. نَعْمَلُ naʿmalu yapmış ع م ل
  12. أَوَلَمْ awalam sizi yaşatmadık mı?
  13. نُعَمِّرْكُم nuʿammir'kum ع م ر
  14. مَّا mā öğüt alacağı kadar
  15. يَتَذَكَّرُ yatadhakkaru ذ ك ر
  16. فِيهِ fīhi orada
  17. مَن man kimsenin
  18. تَذَكَّرَ tadhakkara öğüt alacak ذ ك ر
  19. وَجَآءَكُمُ wajāakumu ve size geldi ج ي أ
  20. ٱلنَّذِيرُ l-nadhīru uyarıcı ن ذ ر
  21. فَذُوقُوا۟ fadhūqū öyle ise (azabı) tadın ذ و ق
  22. فَمَا famā artık yoktur
  23. لِلظَّٰلِمِينَ lilẓẓālimīna zalimlerin ظ ل م
  24. مِن min hiçbir
  25. نَّصِيرٍ naṣīrin yardımcısı ن ص ر

37. ayetle ilgili ayetler

İbn Kesîr’in bu ayetin tefsirinde andığı ayetler

  • Mü’min 40:11–12

    قَالُوا۟ رَبَّنَآ أَمَتَّنَا ٱثْنَتَيْنِ وَأَحْيَيْتَنَا ٱثْنَتَيْنِ فَٱعْتَرَفْنَا بِذُنُوبِنَا فَهَلْ إِلَىٰ خُرُوجٍ مِّن سَبِيلٍ …

    Onlar da şöyle derler: “Ey Rabbimiz! Bizi iki defa öldürdün, iki defa da dirilttin. Günahlarımızı kabulleniyoruz. Şimdi (bu ateşten) bir çıkış yolu var mı?'' …

  • Necm 53:56

    هَٰذَا نَذِيرٌ مِّنَ ٱلنُّذُرِ ٱلْأُولَىٰٓ

    İşte bu, önceki uyarıcılar gibi bir uyarıcıdır.

  • Zuhruf 43:77–78

    وَنَادَوْا۟ يَٰمَٰلِكُ لِيَقْضِ عَلَيْنَا رَبُّكَ قَالَ إِنَّكُم مَّٰكِثُونَ …

    "Ey Malik! Rabbin işimizi bitirsin." diye haykırırlar. O da: "Siz, kalıcısınız!" der. …

  • İsrâ 17:15

    مَّنِ ٱهْتَدَىٰ فَإِنَّمَا يَهْتَدِى لِنَفْسِهِۦ وَمَن ضَلَّ فَإِنَّمَا يَضِلُّ عَلَيْهَا وَلَا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ أُخْرَىٰ وَمَا كُنَّا مُعَذِّبِينَ حَتَّىٰ نَبْعَثَ رَسُولًا

    Hidayet yoluna giren kimse ancak kendisi için girmiş olur. Sapan kimsenin de sapıklığı ancak kendi aleyhinedir. Hiçbir günahkâr bir başkasının günahını yüklenmez. Biz, rasûl göndermedikçe azap etmeyiz.

  • Mülk 67:8–9

    تَكَادُ تَمَيَّزُ مِنَ ٱلْغَيْظِ كُلَّمَآ أُلْقِىَ فِيهَا فَوْجٌ سَأَلَهُمْ خَزَنَتُهَآ أَلَمْ يَأْتِكُمْ نَذِيرٌ …

    Neredeyse Cehennem öfkeden çatlayacaktır! Oraya her bir topluluk atıldıkça oranın bekçileri onlara; “Size bir uyarıcı gelmemiş miydi?” diye sorarlar. …

Lafzen benzer ayetler

Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.

  • A’râf 7:53

    هَلْ يَنظُرُونَ إِلَّا تَأْوِيلَهُۥ يَوْمَ يَأْتِى تَأْوِيلُهُۥ يَقُولُ ٱلَّذِينَ نَسُوهُ مِن قَبْلُ قَدْ جَآءَتْ رُسُلُ رَبِّنَا بِٱلْحَقِّ فَهَل لَّنَا مِن شُفَعَآءَ فَيَشْفَعُوا۟ لَنَآ أَوْ نُرَدُّ فَنَعْمَلَ غَيْرَ ٱلَّذِى كُنَّا نَعْمَلُ قَدْ خَسِرُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ وَضَلَّ عَنْهُم مَّا كَانُوا۟ يَفْتَرُونَ

    Onlar zamanı gelince bildirdiklerinin gerçekleşmesinden başkasını mı bekliyorlar? Ortaya çıktığı gün, önceleri onu unutmuş olanlar; “Kuşkusuz Rabbimizin elçileri gerçeği getirmişlerdi. Şimdi bize şefaat edecek bir şefaatçi var mıdır? Veyahut yaptıklarımızdan daha başka şeyler yapmamız için bir geri dönüş hakkımız var mıdır?” derler. Onlar, kendilerini hüsrana uğratmış ve uydurdukları şeyler de kaybolup onlardan ayrılmıştır.

Fâtır Suresi’nin tüm benzer ayetleri

Daha fazlası

13 Ekim 2026 Salı 2 جمادى الأولى 1448 هـ