İçeriğe geç

Enfâl Suresi 62. Ayet

سورة الأنفال، الآية ٦٢

8:62 10. cüz 19. hizb Mushaf’ta 185. sayfa Medeni sure

8:62 ayetinin metni

وَإِن يُرِيدُوٓا۟ أَن يَخْدَعُوكَ فَإِنَّ حَسْبَكَ ٱللَّهُ هُوَ ٱلَّذِىٓ أَيَّدَكَ بِنَصْرِهِۦ وَبِٱلْمُؤْمِنِينَ ۝٦٢

Okunuşu

wa-in yurīdū an yakhdaʿūka fa-inna ḥasbaka l-lahu huwa alladhī ayyadaka binaṣrihi wabil-mu'minīna

Meal

Seni aldatmak isterlerse bil ki, şüphesiz Allah sana yeter. O, seni yardımıyla ve Müminlerle destekleyendir.

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

Enfâl Suresi’nin 62. ayeti (8:62) Medeni bir surededir; 10. cüzde, Mushaf’ın 185. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 72 kârinin sesinden dinleyin.

Enfâl Suresi 62. ayeti dinleyin

72 kâriden 78 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (78)

62. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

-Ey Peygamber!- Eğer sana karşı savaşmak niyeti ile hazırlık yaparak seni aldatmak için barışa ve seninle savaşmamaya yönelecek olurlarsa onların tuzaklarına ve aldatmalarına karşı Yüce Allah sana yeter. O, yardımı ile seni destekledi. Muhacir ve ensardan olan Müminlerin yardımı ile de seni destekleyendir.

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri 62–63. ayetler

62-63. Barışta tek bir şeyden korkulur, o da kâfirlerin bu barış ile müslümanları aldatmak ve onlara karşı bir fırsat kollamak istemeleridir. İşte Yüce Allah, onların aldatmalarına karşı kendisinin mü’minlere yeteceğini, onları koruyacağını, böyle bir kötü niyetin zararının da kâfirlere döneceğini haber vererek şöyle buyurmaktadır: “Eğer seni aldatmak isterlerse hiç şüphesiz Allah sana yeter.” Sana eziyet verecek şeylere karşı O sana kâfidir. Senin işlerini ve yararına olan şeyleri gerçekleştiren O’dur. Zaten bu konuda önceden beri O’nun sana yeterli ve yardımcı olduğuna dair kalbini … Devamını oku

Enfâl Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

Enfâl suresinin 62-69. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 185. sayfası).

  • Ayetlerde Yüce Allah düşmanlarına karşı Mümin kullarına yeteceğini ve onlara yardım edeceğini vadetmiştir.
  • Müslümanların, düşman karşısında sebat etmeleri farzdır. Bir ruhsat olarak bu durumun zıddına hareket etmelerini gerektirecek bir şey meydana gelmediği sürece düşman karşısında sebat etmede onların tercih etme hakları yoktur.
  • Allah Teâlâ, kulları için işlerin üstün olanlarını ister, düşük olanlarını istemez. Bundan dolayı kullarını, kalıcı ve devamlı olan ahiret sevabını istemeye teşvik etmiştir.
  • Fidye alarak yahut bir iyilik olarak esiri serbest bırakmak; düşmana üstün geldikten ve diğerlerinin karşısında devletin gücünün gösterilmesinden sonra olmalıdır.

62. ayetin diğer mealleri

Seni aldatmak isterlerse, şüphesiz Allah sana yeter. O, yardımıyla müminler ile seni destekler.

    Eğer sana hile yapmak isterlerse, şunu bil ki, Allah sana kâfidir. O, seni yardımıyla ve müminlerle destekleyendir.

Eğer sana hile yapmak isterlerse, muhakkak ki sana Allah yeter. Seni yardımıyla ve müminlerle güçlendirecek olan O'dur.

62. ayet kelime kelime

  1. وَإِن wa-in eğer
  2. يُرِيدُوٓا۟ yurīdū isterlerse ر و د
  3. أَن an sana hile yapmak
  4. يَخْدَعُوكَ yakhdaʿūka خ د ع
  5. فَإِنَّ fa-inna şüphesiz
  6. حَسْبَكَ ḥasbaka sana yeter ح س ب
  7. ٱللَّهُ l-lahu Allah
  8. هُوَ huwa O
  9. ٱلَّذِىٓ alladhī ki
  10. أَيَّدَكَ ayyadaka seni destekledi أ ي د
  11. بِنَصْرِهِۦ binaṣrihi yardımıyle ن ص ر
  12. وَبِٱلْمُؤْمِنِينَ wabil-mu'minīna ve mü'minleri أ م ن

62. ayetle ilgili ayetler

İbn Kesîr’in bu ayetin tefsirinde andığı ayetler

  • Tevbe 9:29

    قَٰتِلُوا۟ ٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِٱللَّهِ وَلَا بِٱلْيَوْمِ ٱلْـَٔاخِرِ وَلَا يُحَرِّمُونَ مَا حَرَّمَ ٱللَّهُ وَرَسُولُهُۥ وَلَا يَدِينُونَ دِينَ ٱلْحَقِّ مِنَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ حَتَّىٰ يُعْطُوا۟ ٱلْجِزْيَةَ عَن يَدٍ وَهُمْ صَٰغِرُونَ

    Kitap verilenlerden, Allah’a ve ahiret gününe iman etmeyen, Allah’ın ve Rasûlü'nün haram kıldığı şeyleri haram kılmayıp hak dini din edinmeyenlerle küçülerek/boyunlarını büküp elleriyle cizye verene kadar savaşın!

  • Âl-i İmrân 3:103

    وَٱعْتَصِمُوا۟ بِحَبْلِ ٱللَّهِ جَمِيعًا وَلَا تَفَرَّقُوا۟ وَٱذْكُرُوا۟ نِعْمَتَ ٱللَّهِ عَلَيْكُمْ إِذْ كُنتُمْ أَعْدَآءً فَأَلَّفَ بَيْنَ قُلُوبِكُمْ فَأَصْبَحْتُم بِنِعْمَتِهِۦٓ إِخْوَٰنًا وَكُنتُمْ عَلَىٰ شَفَا حُفْرَةٍ مِّنَ ٱلنَّارِ فَأَنقَذَكُم مِّنْهَا كَذَٰلِكَ يُبَيِّنُ ٱللَّهُ لَكُمْ ءَايَٰتِهِۦ لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ

    Topluca Allah’ın ipine sımsıkı sarılın ve ayrılığa düşmeyin! Allah’ın üzerinizdeki nimetini düşünün. Hani siz düşman idiniz de O, kalplerinizi birleştirdi. O'nun bu nimeti ile kardeşler oldunuz. Siz, bir ateş çukurunun kenarında idiniz de sizi oradan kurtardı. Doğru yola çıkasınız diye, Allah size ayetlerini işte böyle açıklıyor.

Daha fazlası

17 Ekim 2026 Cumartesi 6 جمادى الأولى 1448 هـ