İçeriğe geç

Âl-i İmrân Suresi 103. Ayet

سورة آل عمران، الآية ١٠٣

3:103 4. cüz 7. hizb Mushaf’ta 63. sayfa Medeni sure

3:103 ayetinin metni

وَٱعْتَصِمُوا۟ بِحَبْلِ ٱللَّهِ جَمِيعًا وَلَا تَفَرَّقُوا۟ وَٱذْكُرُوا۟ نِعْمَتَ ٱللَّهِ عَلَيْكُمْ إِذْ كُنتُمْ أَعْدَآءً فَأَلَّفَ بَيْنَ قُلُوبِكُمْ فَأَصْبَحْتُم بِنِعْمَتِهِۦٓ إِخْوَٰنًا وَكُنتُمْ عَلَىٰ شَفَا حُفْرَةٍ مِّنَ ٱلنَّارِ فَأَنقَذَكُم مِّنْهَا كَذَٰلِكَ يُبَيِّنُ ٱللَّهُ لَكُمْ ءَايَٰتِهِۦ لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ ۝١٠٣

Okunuşu

wa-iʿ'taṣimū biḥabli l-lahi jamīʿan walā tafarraqū wa-udh'kurū niʿ'mata l-lahi ʿalaykum idh kuntum aʿdāan fa-allafa bayna qulūbikum fa-aṣbaḥtum biniʿ'matihi ikh'wānan wakuntum ʿalā shafā ḥuf'ratin mina l-nāri fa-anqadhakum min'hā kadhālika yubayyinu l-lahu lakum āyātihi laʿallakum tahtadūna

Meal

Topluca Allah’ın ipine sımsıkı sarılın ve ayrılığa düşmeyin! Allah’ın üzerinizdeki nimetini düşünün. Hani siz düşman idiniz de O, kalplerinizi birleştirdi. O'nun bu nimeti ile kardeşler oldunuz. Siz, bir ateş çukurunun kenarında idiniz de sizi oradan kurtardı. Doğru yola çıkasınız diye, Allah size ayetlerini işte böyle açıklıyor.

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

Âl-i İmrân Suresi’nin 103. ayeti (3:103) Medeni bir surededir; 4. cüzde, Mushaf’ın 63. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 71 kârinin sesinden dinleyin.

Âl-i İmrân Suresi 103. ayeti dinleyin

71 kâriden 77 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (77)

103. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

-Ey Müminler!- Kitaba ve sünnete sımsıkı sarılın. Sizi ayrılığa düşürecek işlere kalkışmayın. Allah'ın sizin üzerindeki nimetlerini hatırlayın. İslam'dan önce en ufak sebeplerden dolayı birbirinizle savaşan düşmanlar idiniz. Bunun akabinde (Allah) İslam ile kalplerinizi bir araya topladı. O'nun lütfu ile birbirine rahmet eden, nasihat eden din kardeşi oldunuz. Bundan önce küfrünüz sebebiyle cehenneme girmeye çok yakındınız. Allah sizi İslam ile bundan kurtardı ve size imanın yolunu gösterdi. Allah size bunu beyan ettiği gibi dünya ve ahirette durumunuzu düzeltecek şeyleri de açıkladı ki, doğru yolu bulup istikamet üzere ilerleyesiniz.

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri 102–105. ayetler

102-103. Bu âyet-i kerimelerde Yüce Allah mü’min kullarını, üzerlerindeki büyük nimetlere karşılık şükür borçlarını yerine getirmeye teşvik etmektedir. Bunun da O’ndan hakkıyla korkmaları, takvâ sahibi olmaları, O’na gereği gibi itaat etmeleri, O’na isyandan kaçınmaları ve bütün bunlarda O’na karşı ihlâslı olmaları ile olacağını bildirmekte ve dinlerini dosdoğru uygulayarak kendilerine ulaştırmış olduğu ipine sımsıkı sarılmalarını istemektedir. Çünkü O, bu ipi onlarla kendi zatı arasında bir yol kılmıştır. Allah’ın ipinden kasıt da O’nun dini, Kitabı ve bunlar etrafında toplanıp bölünmemek … Devamını oku

Âl-i İmrân Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

Âl-i İmrân suresinin 101-108. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 63. sayfası).

  • Ehlikitabın hevâlarına tabi olmak sapıklığa sürükler ve Allah Teâlâ'nın dininden uzaklaştırır.
  • Kitap ve sünnete sarılmak ve o ikisinin azametli yoluna sımsıkı bağlanmak, hak üzere sebat etmek, sapıklık ve ayrılığa düşmekten korunmak için en büyük vesiledir.
  • Bu ümmette meydana gelen inanç konularındaki ihtilaf ve ayrılık, geçmiş dönemlerdeki kitap ehline benzemenin bir sonucudur.
  • İyiliği emredip kötülüğü yasaklamak farzdır. Çünkü ümmet bununla kurtuluşa erer ve diğer ümmetlerden ayrılır.

103. ayetin diğer mealleri

Topluca Allah’ın ipine sımsıkı sarılın ve ayrılığa düşmeyin! Allah’ın üzerinizdeki nimetini düşünün, hani siz düşman idiniz de O, kalplerinizi birleştirdi. O'nun bu nimeti ile kardeşler oldunuz. Siz, bir ateş çukurunun kenarında idiniz de sizi oradan kurtardı. Doğru yola çıkasınız diye, Allah size ayetlerini işte böyle açıklıyor.

  Hep birlikte Allah'ın ipine (İslâm'a) sımsıkı yapışın; parçalanmayın. Allah'ın size olan nimetini hatırlayın: Hani siz birbirinize düşman kişiler idiniz de O, gönüllerinizi birleştirmişti ve O’nun nimeti sayesinde kardeş kimseler olmuştunuz. Yine siz bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi O kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle açıklar ki doğru yolu bulasınız.

Hep birlikte Allah'ın ipine (kitabına, dinine) sımsıkı sarılın. Parçalanıp ayrılmayın. Allah'ın üzerinizdeki nimetini düşünün. Hani siz birbirinize düşmanlar idiniz de, O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O'nun (bu) nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi O kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki, doğru yola eresiniz.

103. ayet kelime kelime

  1. وَٱعْتَصِمُوا۟ wa-iʿ'taṣimū ve yapışın ع ص م
  2. بِحَبْلِ biḥabli ipine ح ب ل
  3. ٱللَّهِ l-lahi Allah'ın
  4. جَمِيعًا jamīʿan topluca ج م ع
  5. وَلَا walā ayrılmayın
  6. تَفَرَّقُوا۟ tafarraqū ف ر ق
  7. وَٱذْكُرُوا۟ wa-udh'kurū ve hatırlayın ذ ك ر
  8. نِعْمَتَ niʿ'mata ni'metini ن ع م
  9. ٱللَّهِ l-lahi Allah'ın
  10. عَلَيْكُمْ ʿalaykum size olan
  11. إِذْ idh hani
  12. كُنتُمْ kuntum siz idiniz ك و ن
  13. أَعْدَآءً aʿdāan birbirinize düşman ع د و
  14. فَأَلَّفَ fa-allafa (Allah) uzlaştırdı أ ل ف
  15. بَيْنَ bayna arasını ب ي ن
  16. قُلُوبِكُمْ qulūbikum kalblerinizin ق ل ب
  17. فَأَصْبَحْتُم fa-aṣbaḥtum (haline) geldiniz ص ب ح
  18. بِنِعْمَتِهِۦٓ biniʿ'matihi O'un ni'metiyle ن ع م
  19. إِخْوَٰنًا ikh'wānan kardeşler أ خ و
  20. وَكُنتُمْ wakuntum siz bulunuyordunuz ك و ن
  21. عَلَىٰ ʿalā kenarında;
  22. شَفَا shafā ش ف و
  23. حُفْرَةٍ ḥuf'ratin bir çukurun ح ف ر
  24. مِّنَ mina ateşten
  25. ٱلنَّارِ l-nāri ن و ر
  26. فَأَنقَذَكُم fa-anqadhakum (Allah) sizi kurtardı ن ق ذ
  27. مِّنْهَا min'hā ondan
  28. كَذَٰلِكَ kadhālika böyle
  29. يُبَيِّنُ yubayyinu açıklıyor ب ي ن
  30. ٱللَّهُ l-lahu Allah
  31. لَكُمْ lakum size
  32. ءَايَٰتِهِۦ āyātihi ayetlerini أ ي ي
  33. لَعَلَّكُمْ laʿallakum umulur ki
  34. تَهْتَدُونَ tahtadūna yola gelirsiniz ه د ي

Bu ayetin geçtiği hadisler

Bu ayet bir hadiste geçiyor; hadisin metni Arapçadır.

103. ayetle ilgili ayetler

İbn Kesîr’in bu ayetin tefsirinde andığı ayetler

  • Âl-i İmrân 3:112

    ضُرِبَتْ عَلَيْهِمُ ٱلذِّلَّةُ أَيْنَ مَا ثُقِفُوٓا۟ إِلَّا بِحَبْلٍ مِّنَ ٱللَّهِ وَحَبْلٍ مِّنَ ٱلنَّاسِ وَبَآءُو بِغَضَبٍ مِّنَ ٱللَّهِ وَضُرِبَتْ عَلَيْهِمُ ٱلْمَسْكَنَةُ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ كَانُوا۟ يَكْفُرُونَ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ وَيَقْتُلُونَ ٱلْأَنۢبِيَآءَ بِغَيْرِ حَقٍّ ذَٰلِكَ بِمَا عَصَوا۟ وَّكَانُوا۟ يَعْتَدُونَ

    Onlar (Yahudiler) nerede bulunsalar, Allah'ın ipine (ahdine) ve insanların ipine (emanına) sığınanlar müstesna, onlara alçaklık damgası vurulmuştur. Allah'tan bir gazaba uğramışlardır ve onlara miskinlik damgası vurulmuştur. Çünkü onlar, Allah'ın ayetlerinin inkâr ediyorlar ve haksız yere peygamberlerini öldürüyorlardı. Bu da, onların isyan etmiş ve haddi aşmış bulunmalarındandır.

  • Enfâl 8:62

    وَإِن يُرِيدُوٓا۟ أَن يَخْدَعُوكَ فَإِنَّ حَسْبَكَ ٱللَّهُ هُوَ ٱلَّذِىٓ أَيَّدَكَ بِنَصْرِهِۦ وَبِٱلْمُؤْمِنِينَ

    Seni aldatmak isterlerse bil ki, şüphesiz Allah sana yeter. O, seni yardımıyla ve Müminlerle destekleyendir.

Lafzen benzer ayetler

Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.

  • Bakara 2:242

    كَذَٰلِكَ يُبَيِّنُ ٱللَّهُ لَكُمْ ءَايَٰتِهِۦ لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ

    Düşünesiniz diye Allah, size ayetlerini işte böyle açıklıyor.

  • Nûr 24:59

    وَإِذَا بَلَغَ ٱلْأَطْفَٰلُ مِنكُمُ ٱلْحُلُمَ فَلْيَسْتَـْٔذِنُوا۟ كَمَا ٱسْتَـْٔذَنَ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ كَذَٰلِكَ يُبَيِّنُ ٱللَّهُ لَكُمْ ءَايَٰتِهِۦ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ

    Çocuklarınız ergenlik çağına girdiklerinde, kendilerinden öncekilerin (büyüklerin) izin istedikleri gibi onlar da izin istesinler. İşte Allah, ayetlerini size böyle açıklar. Allah, (her şeyi) hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

  • Mâide 5:89

    لَا يُؤَاخِذُكُمُ ٱللَّهُ بِٱللَّغْوِ فِىٓ أَيْمَٰنِكُمْ وَلَٰكِن يُؤَاخِذُكُم بِمَا عَقَّدتُّمُ ٱلْأَيْمَٰنَ فَكَفَّٰرَتُهُۥٓ إِطْعَامُ عَشَرَةِ مَسَٰكِينَ مِنْ أَوْسَطِ مَا تُطْعِمُونَ أَهْلِيكُمْ أَوْ كِسْوَتُهُمْ أَوْ تَحْرِيرُ رَقَبَةٍ فَمَن لَّمْ يَجِدْ فَصِيَامُ ثَلَٰثَةِ أَيَّامٍ ذَٰلِكَ كَفَّٰرَةُ أَيْمَٰنِكُمْ إِذَا حَلَفْتُمْ وَٱحْفَظُوٓا۟ أَيْمَٰنَكُمْ كَذَٰلِكَ يُبَيِّنُ ٱللَّهُ لَكُمْ ءَايَٰتِهِۦ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ

    Allah, boş bulunarak ettiğiniz yeminlerlen sizi sorumlu tutmaz. Bilip, kasıtlı olarak yaptığınız yeminlerden dolayı sorumlu tutar. Bu durumda yeminin keffareti, ailenize yedirdiğinizin orta hâllisinden on yoksulu doyurmak yahut onları giydirmek ya da bir köle azat etmektir. Kim (bu imkânı) bulamazsa, onun keffareti üç gün oruç tutmaktır. İşte yemin ettiğiniz vakit yeminlerinizin keffareti budur. Yeminlerinizi tutun. Şükredesiniz diye Allah, ayetlerini işte böyle açıklıyor.

  • Mâide 5:11

    يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱذْكُرُوا۟ نِعْمَتَ ٱللَّهِ عَلَيْكُمْ إِذْ هَمَّ قَوْمٌ أَن يَبْسُطُوٓا۟ إِلَيْكُمْ أَيْدِيَهُمْ فَكَفَّ أَيْدِيَهُمْ عَنكُمْ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَعَلَى ٱللَّهِ فَلْيَتَوَكَّلِ ٱلْمُؤْمِنُونَ

    Ey iman edenler! Allah’ın üzerinizdeki nimetini düşünün. Hani bir topluluk size (saldırmak için) elini uzatmıştı da Allah onların ellerini sizden çekmişti. Allah’tan sakının/takvalı olun. Müminler ancak Allah’a tevekkül etsinler.

  • Bakara 2:219

    يَسْـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلْخَمْرِ وَٱلْمَيْسِرِ قُلْ فِيهِمَآ إِثْمٌ كَبِيرٌ وَمَنَٰفِعُ لِلنَّاسِ وَإِثْمُهُمَآ أَكْبَرُ مِن نَّفْعِهِمَا وَيَسْـَٔلُونَكَ مَاذَا يُنفِقُونَ قُلِ ٱلْعَفْوَ كَذَٰلِكَ يُبَيِّنُ ٱللَّهُ لَكُمُ ٱلْـَٔايَٰتِ لَعَلَّكُمْ تَتَفَكَّرُونَ

    Sana içki ve kumarı soruyorlar. De ki: Onlarda büyük günah ve insanlara bazı faydalar vardır. Günahları faydasından daha büyüktür. Ne sarf edeceklerini sana soruyorlar. De ki: İhtiyaçtan fazlasını! İşte Allah, size düşünesiniz diye ayetleri (böyle) açıklıyor.

  • Bakara 2:231

    وَإِذَا طَلَّقْتُمُ ٱلنِّسَآءَ فَبَلَغْنَ أَجَلَهُنَّ فَأَمْسِكُوهُنَّ بِمَعْرُوفٍ أَوْ سَرِّحُوهُنَّ بِمَعْرُوفٍ وَلَا تُمْسِكُوهُنَّ ضِرَارًا لِّتَعْتَدُوا۟ وَمَن يَفْعَلْ ذَٰلِكَ فَقَدْ ظَلَمَ نَفْسَهُۥ وَلَا تَتَّخِذُوٓا۟ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ هُزُوًا وَٱذْكُرُوا۟ نِعْمَتَ ٱللَّهِ عَلَيْكُمْ وَمَآ أَنزَلَ عَلَيْكُم مِّنَ ٱلْكِتَٰبِ وَٱلْحِكْمَةِ يَعِظُكُم بِهِۦ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمٌ

    Kadınları boşadığınızda bekleme süreleri sona ererken ya onları güzellikle tutun, ya da güzellikle bırakın, fakat haklarına tecavüz etmek için onlara zararlı olacak şekilde tutmayın. Böyle yapan şüphesiz kendisine zulmetmiş olur. Allah’ın ayetlerini eğlence edinmeyin. Allah’ın üzerinizdeki nimetini ve size öğüt vermek için indirdiği kitabı, hikmeti düşünün. Allah’tan korkun ve bilin ki Allah, şüphesiz her şeyi bilendir.

Âl-i İmrân Suresi’nin tüm benzer ayetleri

Daha fazlası

20 Ekim 2026 Salı 9 جمادى الأولى 1448 هـ