wahuwa alladhī ansha-akum min nafsin wāḥidatin famus'taqarrun wamus'tawdaʿun qad faṣṣalnā l-āyāti liqawmin yafqahūna
Meal
O, sizi bir tek candan yaratandır. Sizin bir karar kılma yeriniz, bir de emanet bırakılma yeriniz var. Biz anlayan bir toplum için âyetleri ayrı ayrı açıklamışızdır.
En’âm Suresi’nin 98. ayeti (6:98) Mekki bir surededir; 7. cüzde, Mushaf’ın 140. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 74 kârinin sesinden dinleyin.
En’âm Suresi 98. ayeti dinleyin
74 kâriden 80 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (80)
98. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
O -Subhânehu ve Teâlâ- sizi bir tek nefisten yaratmıştır, bu nefis babanız Âdem'in nefsidir. Sizin yaratılışınıza babanızı çamurdan yaratarak başladı. Sonra, sizi ondan yarattı. Sizin için bir kalma yeri (ana rahmi), bir de emanet olarak konulacağınız yeri (babalarınızın sulbünü) yarattı. Ant olsun ki, Allah'ın kelamını anlayan bir toplum için ayetleri ayrıntılı bir şekilde açıkladık.
98. “Sizi tek bir candan yaratan O’dur.” Bu can Adem aleyhisselam’dır. Yüce Allah yeryüzünü dolduran beşer unsurunu ondan yaratmıştır. Hâlâ da bu unsur artıp çoğalmaktadır. Ayrıca bu unsurun fertlerinin ahlâkı, hilkatı, nitelikleri ve özellikleri tespit edilmesi mümkün olmayacak derecede farklılıklara sahiptir. Allah onlar için “bir karar yeri” yani sonunda varacakları bir yer ve kendisine doğru sürüklendikleri nihai bir nokta tespit etmiştir. Bu da artık gerisinde karar kılınacak yer bulunmayan ve sonrası da olmayan Daru’l-karar yani âhiret yurdudur. İnsanlar, o yurtta yerleşsinler diye … Devamını oku
Yaratma ve rızıklandırma (Nebatatın yaratılması, yetişip büyümesi, şekil ve hacim yönünden değişmesi ve yağmurun yağması) ve hareket delili (Gökte bulunan cisimlerin hareket etmesi, intizam içinde yörüngelerindeki seyri ve tam olarak uyum içerisinde olmaları) açık ve net olarak Allah -Subhanehu ve Teâlâ-'nın rububiyette ve uluhiyette birliğine ve tek başına hak ettiğine şahitlik etmektedir.
Müşriklerin cinlere ibadet etmesindeki sapıklıkları ve akıllarının ne kadar kıt olduğu beyan edilmektedir.
98. ayetin diğer mealleri
Sizi tek bir nefisten ortaya çıkaran O’dur. Sizin bir karar kılma yeriniz (ana rahmi), bir de emanet bırakılma yeriniz (babaların sulbü) var. Anlayan bir toplum için âyetleri ayrıntılı olarak açıklamışızdır.
Sizi tek bir nefisten (Âdem) inşa edip yaratan O'dur; sizin için (babalarınızın sulbünde) bir kalış sûresi ve (ana rahminde) kalacak bir yer vardır. Biz, anlayan kimseler için âyetleri ayrıntılı bir şekilde açıklamışızdır.
Sizi bir tek candan yaratan O'dur. Sonra sizin için bir karar yeri, bir de emanet yeri vardır. Biz âyetlerimizi, anlayan bir toplum için apaçık beyan ettik.
Güneşi ışık (kaynağı), Ay'ı da nur/aydınlık kılan, yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için Ay'a menziller (konak yerleri) takdir eden O’dur. Allah bunları sadece hak olarak yaratmıştır. O, bilen bir toplum için ayetleri apaçık bir şekilde işte böyle açıklar.
Şüphesiz gökleri ve yeri altı günde yaratmış olan Rabbiniz Allah, sonrasında arşın üstüne yükselmiştir. Birbirlerini durmadan takip eden geceyi gündüze bürüyüp örter. Güneş, Ay ve yıldızlar da O'nun emrine boyun eğmiştir. Dikkat edin! Yaratma da, emir de yalnızca O'na aittir. Âlemlerin Rabbi olan Allah ne yücedir!
Böylece onları yedi gök olarak iki günde varedip, her bir göğe kendi işini bildirdi. Dünya göğünü ise kandillerle/yıldızlarla süsledik ve koruduk. İşte bu; Hakim, Aziz olan (Allah'ın) takdiridir.
Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan; ikisinden birçok erkek ve kadın (meydana getirip) yayan Rabbinize karşı gelmekten sakının. Kendisi adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah’a karşı gelmekten ve akrabalık bağlarını koparmaktan sakının. Şüphesiz Allah, üzerinizde bir gözetleyicidir.
Lafzen benzer ayetler
Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.
Karanın ve denizin karanlıklarında kendileriyle doğru yolu bulasınız diye sizin için yıldızları yaratan O’dur. Şüphesiz biz, bilen bir topluluk için âyetleri ayrı ayrı açıkladık.