İçeriğe geç

En’âm Suresi 80. Ayet

سورة الأنعام، الآية ٨٠

6:80 7. cüz 14. hizb Mushaf’ta 137. sayfa Mekki sure

6:80 ayetinin metni

وَحَآجَّهُۥ قَوْمُهُۥ قَالَ أَتُحَٰٓجُّوٓنِّى فِى ٱللَّهِ وَقَدْ هَدَىٰنِ وَلَآ أَخَافُ مَا تُشْرِكُونَ بِهِۦٓ إِلَّآ أَن يَشَآءَ رَبِّى شَيْـًٔا وَسِعَ رَبِّى كُلَّ شَىْءٍ عِلْمًا أَفَلَا تَتَذَكَّرُونَ ۝٨٠

Okunuşu

waḥājjahu qawmuhu qāla atuḥājjūnnī fī l-lahi waqad hadāni walā akhāfu mā tush'rikūna bihi illā an yashāa rabbī shayan wasiʿa rabbī kulla shayin ʿil'man afalā tatadhakkarūna

Meal

Kavmi ona karşı delil getirmeye kalkıştı. O da dedi ki: “(Allah) beni doğru yola iletmişken Allah hakkında benimle tartışmaya mı kalkışıyorsunuz? Hem sizin O’na ortak koştuklarınızdan ben korkmam; ancak Rabbimin bir şey dilemiş olması başka. Rabbimin ilmi her şeyi kuşatmıştır. Hâlâ düşünüp öğüt almayacak mısınız?

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

En’âm Suresi’nin 80. ayeti (6:80) Mekki bir surededir; 7. cüzde, Mushaf’ın 137. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 74 kârinin sesinden dinleyin.

En’âm Suresi 80. ayeti dinleyin

74 kâriden 80 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (80)

80. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

Müşrik kavmi onunla Allah -Subhanehu ve Teâlâ-'nın birliği hakkında tartışmaya girdiler ve onu, putları ile korkuttular. (İbrahim) Onlara dedi ki: Allah'ın birliği ve ibadetin yalnızca O'na yapılması hususunda benimle mi tartışıyorsunuz? Rabbim beni buna muvaffak kıldı ve ben putlarınızdan korkmuyorum. Şüphesiz sizin putlarınızın zarar vermeye güçleri yok ki, bana zarar verebilsin ve menfaat vermeye de güçleri yok ki, bana bir fayda versin. Ancak Allah dilerse bunlar gerçekleşir. Allah'ın her şeyi bilmesi ile göklerde ve yerde olan hiçbir şey O'na gizli kalmaz. -Ey kavmim!- Allah'ı küfrediyor ve O'na şirk koşuyor olmanızdan ibret alıp yalnızca Allah'a iman etmeyecek misiniz?

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri

80. “Kavmi ona karşı delil getirmeye kalkıştı. O da dedi ki: “Beni doğru yola iletmişken benimle Allah hakkında tartışmaya mı kalkışıyorsunuz?” Yani bizzat kendisi hidâyet yolunu açıkça görmeyen bir kimsenin tartışmasının, delil getirmesinin faydası ne? Allah’ın hidâyet ettiği ve yakinin en üst derecesine ulaşmış kimseye gelince; bizzat o insanları da gitmekte olduğu yola davet eder. “Ben O’na ortak koştuğunuz şeylerden korkmuyorum.” Çünkü onların bana bir zararı asla dokunmaz ve onlar bana gelecek hiçbir menfaati de önleyemez. “Ancak Rabbimin bir şey dilemiş olması hariç. Rabbimin ilmi her şeyi kuşatmıştır. Hâlâ düşünüp öğüt almayacak mısınız?” ki böylelikle yalnızca O’nun ubudiyete layık gerçek mabud olduğunu anlayasınız.

En’âm Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

En’âm suresinin 74-81. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 137. sayfası).

  • Yaratılmış mahlukata bakarak rububiyete delil getirmek Kur'anî bir metottur.
  • Açık akli deliller Allah'ın rububiyetine ulaştırır.

80. ayetin diğer mealleri

Kavmi O’na karşı deliller getirmeye kalkışmıştı, O da demişti ki: Allah bana hidayet verdiği halde, O’nun hakkında benimle tartışıyor musunuz? Rabbimin dilediği dışında sizin ortak koştuklarınızdan asla korkmam. Rabbimin ilmi her şeyi kuşatmıştır. Hala düşünmüyor musunuz?

Kavmi ona karşı deliller getirmeye kalkışmış, o da demişti ki: "Allah bana hidâyet etmiş olduğu halde, O'nun hakkında benimle mücadeleye mi kalkışıyorsunuz? Rabbımın dilediği şey dışında sizin ortak koştuklarınızdan asla korkmam. Rabbımın ilmi her şeyi kuşatmıştır. Halâ düşünmüyor musunuz"

Kavmi onunla tartışmaya başladı. O da onlara dedi ki: "Beni doğru yola eriştirdiği halde Allah hakkında benimle mücadele mi ediyorsunuz? O'na ortak koştuklarınızdan hiç korkmuyorum, ancak Rabbimin dilediği şey hariç. Rabbim ilmiyle her şeyi kuşatmıştır. Hiç düşünmez misiniz?"

80. ayet kelime kelime

  1. وَحَآجَّهُۥ waḥājjahu ve onunla tartışmaya girişti
  2. قَوْمُهُۥ qawmuhu kavmi
  3. قَالَ qāla dedi ki
  4. أَتُحَٰٓجُّوٓنِّى atuḥājjūnnī benimle tartışıyor musunuz?
  5. فِى fī hakkında
  6. ٱللَّهِ l-lahi Allah
  7. وَقَدْ waqad muhakkak
  8. هَدَىٰنِ hadāni beni doğru yola iletmiş iken
  9. وَلَآ walā ben korkmam
  10. أَخَافُ akhāfu
  11. مَا mā şeylerden
  12. تُشْرِكُونَ tush'rikūna sizin ortak koştuğunuz
  13. بِهِۦٓ bihi O'na
  14. إِلَّآ illā ancak
  15. أَن an dilediği olur
  16. يَشَآءَ yashāa
  17. رَبِّى rabbī Rabbimin
  18. شَيْـًٔا shayan şeyler
  19. وَسِعَ wasiʿa kuşatmıştır
  20. رَبِّى rabbī Rabbim
  21. كُلَّ kulla he
  22. شَىْءٍ shayin şeyi
  23. عِلْمًا ʿil'man bilgice
  24. أَفَلَا afalā hala öğüt almıyor musunuz?
  25. تَتَذَكَّرُونَ tatadhakkarūna

80. ayetle ilgili ayetler

İbn Kesîr’in bu ayetin tefsirinde andığı ayetler

  • Rûm 30:30

    فَأَقِمْ وَجْهَكَ لِلدِّينِ حَنِيفًا فِطْرَتَ ٱللَّهِ ٱلَّتِى فَطَرَ ٱلنَّاسَ عَلَيْهَا لَا تَبْدِيلَ لِخَلْقِ ٱللَّهِ ذَٰلِكَ ٱلدِّينُ ٱلْقَيِّمُ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ

    Sen yüzünü hanif olarak dine, Allah’ın insanları üzerinde yarattığı fıtratına dosdoğru çevir. Allah’ın yaratmasında hiçbir değiştirme yoktur. İşte bu dosdoğru dindir. Fakat insanların çoğu bilmezler.

  • A’râf 7:172

    وَإِذْ أَخَذَ رَبُّكَ مِنۢ بَنِىٓ ءَادَمَ مِن ظُهُورِهِمْ ذُرِّيَّتَهُمْ وَأَشْهَدَهُمْ عَلَىٰٓ أَنفُسِهِمْ أَلَسْتُ بِرَبِّكُمْ قَالُوا۟ بَلَىٰ شَهِدْنَآ أَن تَقُولُوا۟ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ إِنَّا كُنَّا عَنْ هَٰذَا غَٰفِلِينَ

    Hani Rabbin (ezelde) Âdemoğullarının sulplerinden zürriyetlerini almış, onları kendilerine karşı şahit tutarak: “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” demişti. Onlar da: “Evet, şahit olduk (ki Rabbimizsin)” demişlerdi. Böyle yapmamız kıyamet günü: “Biz bundan habersizdik” dememeniz içindir.

  • Nahl 16:120

    إِنَّ إِبْرَٰهِيمَ كَانَ أُمَّةً قَانِتًا لِّلَّهِ حَنِيفًا وَلَمْ يَكُ مِنَ ٱلْمُشْرِكِينَ

    Gerçekten İbrahim başlı başına bir ümmetti. Allah’a itaatkârdı, hanifdi, o müşriklerden olmamıştır.

Daha fazlası

12 Ekim 2026 Pazartesi 1 جمادى الأولى 1448 هـ