İçeriğe geç

En’âm Suresi 39. Ayet

سورة الأنعام، الآية ٣٩

6:39 7. cüz 14. hizb Mushaf’ta 132. sayfa Mekki sure

6:39 ayetinin metni

وَٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا صُمٌّ وَبُكْمٌ فِى ٱلظُّلُمَٰتِ مَن يَشَإِ ٱللَّهُ يُضْلِلْهُ وَمَن يَشَأْ يَجْعَلْهُ عَلَىٰ صِرَٰطٍ مُّسْتَقِيمٍ ۝٣٩

Okunuşu

wa-alladhīna kadhabū biāyātinā ṣummun wabuk'mun fī l-ẓulumāti man yasha-i l-lahu yuḍ'lil'hu waman yasha yajʿalhu ʿalā ṣirāṭin mus'taqīmin

Meal

Ayetlerimizi yalanlayanlar, karanlıklar içinde kalmış sağır ve dilsizlerdir. Allah dilediğini saptırır, dilediğini de dosdoğru yol üzerinde tutar.

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

En’âm Suresi’nin 39. ayeti (6:39) Mekki bir surededir; 7. cüzde, Mushaf’ın 132. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 74 kârinin sesinden dinleyin.

En’âm Suresi 39. ayeti dinleyin

74 kâriden 80 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (80)

39. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

Ayetlerimizi yalanlayanlar; duymayan sağırlar, konuşamayan dilsizler gibidir. Bununla birlikte onlar karanlıkta da göremezler. Bu halde olan hiç hidayet bulabilir mi? Allah insanlardan kimleri saptırmak isterse saptırır ve kimlere hidayet etmek isterse de onları hiçbir eğriliği olmayan dosdoğru yola yönelterek hidayet üzerine kılar.

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri

39. Bu buyruk, Allah’ın âyetlerini ve O’nun peygamberlerini yalanlayanların halini beyan etmekte, kendi kendilerine hidâyet kapısını kapatmış olduklarını ve helâke götüren kapıyı açtıklarını açıklamaktadır. Onlar hakkı işitmekten yana “sağır”, hakkı ifade etmekten yana da “dilsiz kimselerdir”, konuşurlarsa ancak batıl konuşurlar. Üstelik “karanlıklarda kalmış” kimselerdirler. Yani cahilliğin, küfrün, zulmün, inadın ve günahların karanlıklarına gömülmüşlerdir. Bu da Yüce Allah’ın onları saptırmasına dahildir. Çünkü “Allah dilediğini saptırır, dilediğini de dosdoğru yol üzerinde tutar.” Lütuf ve hikmetinin gereğine göre hidâyete ileten ve dalâlette bırakan yalnızca O’dur.

En’âm Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

En’âm suresinin 36-44. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 132. sayfası).

  • Kâfirler, ölülere benzetilmiştir. Çünkü gerçek hayat, kalbin hakkı kabul etmesi ve hidayet yoluna tabi olmaktadır.
  • Allah Teâlâ'nın imtihan etmedeki hikmetlerinden birisi de, bela ve musibetleri emirlerine karşı gelenler üzerine indirmesidir. Böylece onların kalpleri yumuşar da Rablerine dönerler.
  • Nimet ve servetin dalalet ehlinin elinde olması, Allah'ın onları sevdiğini anlamına gelmez. Ancak bu onlar için istidrac ve başkaları için de bir imtihandır.

39. ayetin diğer mealleri

Ayetlerimizi yalanlayanlar, karanlıklar içinde kalmış sağır ve dilsizlerdir. Allah dilediğini sapıklıkta bırakır, dilediğini de dosdoğru yola yöneltir.

  Âyetlerimizi yalanlayanlar karanlıklar içinde kalmış sağır ve dilsizlerdir. Allah kimi dilerse onu şaşırtır, dilediği kimseyi de doğru yola iletir.

Âyetlerimizi yalanlayanlar, karanlıklar içinde kalmış sağır ve dilsizlerdir. Allah dilediği kimseyi şaşırtır, dilediği kimseyi de doğru yola koyar.

39. ayet kelime kelime

  1. وَٱلَّذِينَ wa-alladhīna kimseler
  2. كَذَّبُوا۟ kadhabū yalanlayan(lar)
  3. بِـَٔايَٰتِنَا biāyātinā bizim ayetlerimizi
  4. صُمٌّ ṣummun sağırdırlar
  5. وَبُكْمٌ wabuk'mun ve dilsizdirler
  6. فِى fī içinde
  7. ٱلظُّلُمَٰتِ l-ẓulumāti karanlıklar
  8. مَن man kimseyi
  9. يَشَإِ yasha-i dilediği
  10. ٱللَّهُ l-lahu Allah
  11. يُضْلِلْهُ yuḍ'lil'hu şaşırtır
  12. وَمَن waman ve kimseyi de
  13. يَشَأْ yasha dilediği
  14. يَجْعَلْهُ yajʿalhu koyar
  15. عَلَىٰ ʿalā üzerine
  16. صِرَٰطٍ ṣirāṭin yol
  17. مُّسْتَقِيمٍ mus'taqīmin doğru

39. ayetle ilgili ayetler

İbn Kesîr’in bu ayetin tefsirinde andığı ayetler

  • Bakara 2:17–18

    مَثَلُهُمْ كَمَثَلِ ٱلَّذِى ٱسْتَوْقَدَ نَارًا فَلَمَّآ أَضَآءَتْ مَا حَوْلَهُۥ ذَهَبَ ٱللَّهُ بِنُورِهِمْ وَتَرَكَهُمْ فِى ظُلُمَٰتٍ لَّا يُبْصِرُونَ …

    Onların (münafıkların) hali, (geceleyin) ateş yakan kimsenin haline benzer. Ateş etrafını aydınlattığı sırada Allah, onun ışığını giderir ve onları karanlıklar içerisinde görmez bir halde bırakır. …

  • Nûr 24:40

    أَوْ كَظُلُمَٰتٍ فِى بَحْرٍ لُّجِّىٍّ يَغْشَىٰهُ مَوْجٌ مِّن فَوْقِهِۦ مَوْجٌ مِّن فَوْقِهِۦ سَحَابٌ ظُلُمَٰتٌۢ بَعْضُهَا فَوْقَ بَعْضٍ إِذَآ أَخْرَجَ يَدَهُۥ لَمْ يَكَدْ يَرَىٰهَا وَمَن لَّمْ يَجْعَلِ ٱللَّهُ لَهُۥ نُورًا فَمَا لَهُۥ مِن نُّورٍ

    Yahut derin bir denizdeki karanlıklar gibidir. Onu bir dalga örter, onu da üstünden (başka) bir dalga kaplar. Onların üzerinde ise bulutlar vardır. Birbiri üstünde karanlıklar. Elini çıkarsa neredeyse onu dahi göremeyecektir. Allah kime nur vermemişse onun nuru olmaz.

Lafzen benzer ayetler

Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.

  • Yâsîn 36:4

    عَلَىٰ صِرَٰطٍ مُّسْتَقِيمٍ

    Dosdoğru bir yol üzerinesin.

En’âm Suresi’nin tüm benzer ayetleri

Daha fazlası

12 Ekim 2026 Pazartesi 1 جمادى الأولى 1448 هـ