Böylece onların ortakları, müşriklerden bir çoğuna evlatlarını öldürmeyi de hoş göstermiştir. Hem onları helâk etmek için, hem de dinlerini kendilerine karma karışık etmek için. Eğer Allah dileseydi bunu yapamazlardı. Öyleyse onları uydurduklarıyla baş başa bırak!
En’âm Suresi’nin 137. ayeti (6:137) Mekki bir surededir; 8. cüzde, Mushaf’ın 145. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 74 kârinin sesinden dinleyin.
En’âm Suresi 137. ayeti dinleyin
74 kâriden 80 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (80)
137. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
Şeytan, bu insafsız hükmü müşriklere hoş gösterdiği gibi, müşriklerin şeytanlardan olan ortakları da, fakirlik korkusuyla çocuklarını öldürmelerini hoş gösterdi. Böylece hak olarak öldürülmesi dışında Yüce Allah'ın haram kıldığı canı alma suçunu onlara işleterek helak olsunlar. Ayrıca dinlerinde meşru olan ile meşru olmayanı ayıramayacak duruma gelerek dinlerini karıştırmalarını istemiştir. Eğer Allah bunları yapmamalarını dileseydi, bunları asla yapamazlardı. Fakat O, ergin bir hikmetten ötürü bunları diledi. -Ey Resul!- O müşrikleri ve Allah adına söyledikleri uydurma iftiralarını bir kenara bırak. Muhakkak bunlar sana bir zarar veremezler. İşini de Allah'a havale et.
137. Müşriklerin akılsızlık ve sapıklıklarından birisi de “onların (Allah’a koştukları) ortakları”, yani onların ileri gelenlerinin ve şeytanlarının, onların birçoğuna çocuklarını öldürmeyi süslü göstermesidir. Bu ise fakir kalmak korkusuyla ve kızlar da utanç vesilesi olur diye çocuklarını diri diri gömmeleridir ki bu da “ve’d” diye bilinen şeydir. İşte bütün bunlar, onları helake götürmek isteyen, dinlerini kendilerine karmakarışık etmek isteyen şeytanların aldatmalarındandır. Bu yüzden onlar da son derece çirkin olan bu işleri yapıyorlardı. Ortak koştukları varlıklar, hâlâ daha bu işleri … Devamını oku
Kulların, günah ve ibadet olan amellerindeki mertebelerinin farklı olması, onların ceza ve sevap derecelerin de farklı mertebelerde olmalarını gerektirmiştir.
Şeytana uymak fıtrattan şaşmayı gerektirir. Hatta bu durum öyle bir hal alır ki, kişi evlatlarını öldürmek, Allah -Subhanehu ve Teâlâ-'ya putları eşdeğer tutmak gibi çirkin şeyleri hoş görmeye başlar.
137. ayetin diğer mealleri
Yine bunun gibi Allah’a şirk koşanların çoğuna, şirk koştukları ortaklar, çocuklarını öldürmelerini güzel gösterdi ki; onları helâke sürüklesinler ve dinlerini karıştırsınlar. Eğer Allah dileseydi bunu yapmazlardı. Öyleyse onları, uydurdukları ile baş başa bırak!
Bunun gibi ortakları, müşriklerden çoğuna çocuklarını (kızlarını) öldürmeyi hoş gösterdi ki, hem kendilerini mahvetsinler hem de dinlerini karıştırıp bozsunlar! Allah dileseydi bunu yapamazlardı. Öyle ise onları uydurdukları ile başbaşa bırak!
Yine ortakları, müşriklerden çoğuna evlatlarını öldürmeyi güzel gösterdi ki, hem kendilerini mahvetsinler, hem de dinlerini karıştırıp bozsunlar. Allah dileseydi bunu yapamazlardı. O halde onları, uydurduklarıyla baş başa bırak!
Böylece biz, her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. Aldatmak için birbirlerine süslü sözler telkin ederler. Rabbin dileseydi bunu yapamazlardı. Öyleyse sen onları iftiraları ile baş başa bırak.
İşte bu rasûller yok mu, biz onların bazısını bazısından üstün kıldık. Allah'ın konuştuğu ve bazılarının da derecelerini yükselttiği kimseler onlardandır. Meryemoğlu İsa'ya apaçık deliller vermiş ve onu Ruhu'l-Kudüs (Cebrâil) ile desteklemişizdir. Eğer Allah dileseydi, bu peygamberlerden sonra gelen milletler, kendilerine gelen apaçık delillerden sonra birbirlerini öldürmezlerdi. Fakat onlar ihtilâfa düştüler. Onlardan bir kısmı iman etti; bir kısmı da küfre girdi. Eğer Allah dileseydi, birbirlerini öldürmezlerdi. Fakat Allah, dilediğini yapar.