Din konusunda onlara apaçık deliller vermiştik. Kendilerine ilim geldikten sonra, aralarındaki bağy/zulüm yüzünden anlaşmazlığa düşmüşlerdi. Şüphesiz Rabbin, kıyamet günü aralarında anlaşmazlığa düştükleri konuda hüküm verecektir.
Câsiye Suresi’nin 17. ayeti (45:17) Mekki bir surededir; 25. cüzde, Mushaf’ın 500. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 73 kârinin sesinden dinleyin.
Câsiye Suresi 17. ayeti dinleyin
73 kâriden 79 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (79)
17. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
Onlara din hususunda hakkı batıldan ayıran açık deliller verdik. Onlara hüccet ikame edilip peygamberimiz Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem- gönderildikten sonra ihtilafa düştüler. Onları bu ihtilafa sürükleyen ise ancak liderlik, şan hırsına kapılıp birbirlerine haksızlık etmeleri sebebiyledir. -Ey Resul!- Şüphesiz ki Rabbin, dünyada hakkında ayrılığa düştükleri şeylerde, kimin haklı ve kimin haksız olduğunu açığa çıkarıp kıyamet günü onların arasında hüküm verecektir.
17. “Onlara” İsrailoğullarına “din hususunda” Yüce Allah’ın kendilerine ulaştırdığı takdiri emri gereğince; hakkı batıldan ayırt eden “apaçık deliller verdi.” Bu apaçık deliller, Mûsâ aleyhisselam tarafından kendilerine gösterilen mucizelerdir. Bunlar, Yüce Allah’ın İsrailoğullarına ihsan etmiş olduğu nimetler olup bu durum, onların bu nimetlerin gereğini en mükemmel şekilde yerine getirmelerini ve Allah’ın kendilerine açıklamış olduğu hakkın etrafında birleşmelerini gerektirmekte idi. Ancak tam aksini yaptılar ve bunca nimete karşı gerekenin aksi davranışları gösterdiler. Etrafında … Devamını oku
Yeryüzünde fesadı ortaya koymaz ve Allah'ın sınırlarını aşmaz ise zalimi affedip onu bağışlamak üstün bir ahlaktır. Zannı galipleriyle güzel bir son olacaksa Allah bunu (affetmeyi ve bağışlamayı) Müminlere emretmiştir.
Şeriata tabi olmanın farz olduğu ve insanların arzularına uymaktan uzaklaşılmanın gerekliliği beyan edilmiştir.
Müminler ve kâfirler sıfatlarda eşit olmadıkları gibi yapmış oldukları amellerinin karşılığını almakta da eşit olmazlar.
Allah gökleri ve yeri büyük ve açık bir hikmete uygun bir şekilde yarattı. Bunu meteryalist cahil ateistler bilmezler.
17. ayetin diğer mealleri
Onlara emrimiz (hakkında) apaçık deliller vermiştik. Kendilerine ilim geldikten sonra, aralarındaki “bağy/zulüm” yüzünden anlaşmazlığa düşmüşlerdi. Rabb’in, kıyamet günü, aralarında anlaşmazlığa düştükleri konuda hüküm verecektir.
Din konusunda onlara açık deliller verdik. Ama onlar kendilerine ilim geldikten sonra, aralarındaki çekememezlik yüzünden ayrılığa düştüler. Şüphesiz Rabbin, ayrılığa düştükleri şeyler hakkında kıyamet günü aralarında hüküm verecektir.
Din hususunda onlara apaçık deliller verdik. Fakat onlar, kendilerine ilim geldikten sonra aralarındaki çekememezlik ve düşmanlık yüzünden ayrılığa düşmüşlerdi. Şüphesiz Rabbin, ayrılığa düştükleri şeylerde, kıyâmet günü aralarında hükmedecektir.
İsrailoğulları'nı hoşlanacakları evlere yerleştirmiş, temiz yiyeceklerle onları rızıklandırmıştık. Kendilerine ilim gelene kadar da anlaşmazlığa düşmemişlerdi. Şüphesiz Rabbin, anlaşamadıkları konu hakkında kıyamet günü aralarında hüküm verecektir.
Cumartesi ancak hakkında ihtilafa düşenlere farz kılınmıştı. Şüphesiz Rabbin, ayrılığa düşmekte oldukları şeyler konusunda kıyamet günü aralarında hüküm verecektir.
Şüphesiz, Allah katında din İslam’dır. Kendilerine kitap verilenler, kendilerine ilim geldikten sonra, sadece aralarındaki haset ve kıskançlık yüzünden ihtilafa düştüler. Kim Allah’ın ayetlerini inkâr ederse şüphesiz Allah, hesabı çok çabuk görendir.
Onlar kendilerine ilim geldikten sonra, sadece aralarındaki düşmanlık yüzünden ayrılığa düştüler. Eğer Rabbinden belirlenmiş bir süreye kadar bir söz geçmiş olmasaydı, derhal aralarında hüküm verilmiş olurdu. Onların ardından kitaba mirasçı olanlar da elbette ondan bir şüphe ve tereddüt içindedirler.
Yahudiler: “Hristiyanlar hiçbir şey üzere değildir” dediler. Hristiyanlar da, “Yahudiler hiçbir şey üzere değildir” dediler. Oysa hepsi kitabı okuyorlar. (Kitabı) bilmeyenler de birbirleri hakkında tıpkı onların söylediklerini söylediler. Allah, ihtilâfa düştükleri hususlarda kıyamet günü onlar hakkında hükmünü verecektir.