7:111 ayetinin metni
قَالُوٓا۟ أَرْجِهْ وَأَخَاهُ وَأَرْسِلْ فِى ٱلْمَدَآئِنِ حَٰشِرِينَ ١١١
Okunuşu
qālū arjih wa-akhāhu wa-arsil fī l-madāini ḥāshirīna
Meal
Onu ve kardeşini şimdilik beklet ve şehirlere (görevli) toplayıcılar gönder.
سورة الأعراف، الآية ١١١
قَالُوٓا۟ أَرْجِهْ وَأَخَاهُ وَأَرْسِلْ فِى ٱلْمَدَآئِنِ حَٰشِرِينَ ١١١
qālū arjih wa-akhāhu wa-arsil fī l-madāini ḥāshirīna
Onu ve kardeşini şimdilik beklet ve şehirlere (görevli) toplayıcılar gönder.
A’râf Suresi’nin 111. ayeti (7:111) Mekki bir surededir; 9. cüzde, Mushaf’ın 164. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 72 kârinin sesinden dinleyin.
72 kâriden 78 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
(İleri gelen önderler) Firavun'a şöyle dediler: "Musa ve kardeşi Harun'u şimdilik beklet ve Mısır'ın şehirlerinde bulunan bütün sihirbazları toplayan memurlar gönder."
111. “Onu ve kardeşini alıkoy”; her ikisini de alıkoy ve onlara bir süre ver, dediler. Şehirlere de ülke ahalisini toplayacak ve ne kadar bilgin sihirbaz varsa getirecek kimseler gönder. Yani bunlar oldukça bilgin ve becerikli sihirbazları getirsinler ki Mûsâ’nın yaptığı sihre karşı koyabilsinler. Bu maksatla Mûsâ’ya şöyle demişlerdi: Ey Mûsâ “Bizimle senin aranda bir buluşma yeri ve vakti belirle ki sen de biz de caymayalım. Düz ve geniş bir yer olsun. (Mûsâ) dedi ki: “Sizinle buluşma zamanımız bayram günü(nüz) ve kuşluk vakti insanların toplanma vakti olsun.” (Taha, 20/58-59)
A’râf suresinin 105-120. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 164. sayfası).
Onu ve kardeşini beklet, şehirlere toplayıcılar gönder.
Dediler ki: Onu da kardeşini de beklet; şehirlere toplayıcılar (memurlar) yolla.
Onlar da "onu ve kardeşini beklet, şehirlere de toplayıcılar gönder." dediler.
وَنُمَكِّنَ لَهُمْ فِى ٱلْأَرْضِ وَنُرِىَ فِرْعَوْنَ وَهَٰمَٰنَ وَجُنُودَهُمَا مِنْهُم مَّا كَانُوا۟ يَحْذَرُونَ
Onları ülkede güç sahibi kılmak, Firavun ile Hâmân'a ve ordularına, onlardan (İsrailoğulları'ndan gelecek diye) korktukları şeyi göstermek (istiyorduk).
قَالَ أَجِئْتَنَا لِتُخْرِجَنَا مِنْ أَرْضِنَا بِسِحْرِكَ يَٰمُوسَىٰ …
Ve dedi ki: "Sihrinle bizi yurdumuzdan çıkarmaya mı geldin Ey Mûsâ?" …
قَالُوا۟ يَٰمُوسَىٰٓ إِمَّآ أَن تُلْقِىَ وَإِمَّآ أَن نَّكُونَ أَوَّلَ مَنْ أَلْقَىٰ
Sihirbazlar: “Ey Mûsâ! Ya önce sen at ya da ilk atan biz olalım.” dediler.
Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.
فَأَرْسَلَ فِرْعَوْنُ فِى ٱلْمَدَآئِنِ حَٰشِرِينَ
Firavun da şehirlere (asker) toplayıcılar gönderdi.