وَحَنَانًا مِّن لَّدُنَّا وَزَكَوٰةً وَكَانَ تَقِيًّا ١٣
Katımızdan bir merhamet ve arınmışlık vermiştik. O takva sahibiydi.
حَنِين
Kız Arapça kökenli Ḥanīn
“Özlem, sevgi dolu hasret”
Peygamber ﷺ bir hurma kütüğünün yanında hutbe okurdu; kendisine minber yapılınca “kütük inledi (fe-hanne); Peygamber ona gelip elini üzerinde gezdirdi” (Buhârî, 3583). Kur’an aynı kökten bir kelimeyi Yahya için kullanır: “katımızdan bir şefkat (hanân)” (Meryem 19:13).
Hanîn, “özlemek, hasret çekmek” anlamındaki hanne fiilinin masdarıdır (şefkat anlamındaki hanân ile aynı h-n-n kökü): sevilen ve uzakta olan şeye duyulan içli özlem, ayrıca yavrusunu çağıran devenin inlemesidir. İsim bağlılık ve sevgiyi çağrıştırır. Kur’an’da anılan (Tevbe 9:25), hicretin 8. yılındaki savaşın yapıldığı Huneyn vadisiyle karıştırılmamalıdır.
Hanin ismi Kur’an’da aynen geçmez, ancak kökü (ح ن ن) 1 kez geçer. Örnekler:
وَحَنَانًا مِّن لَّدُنَّا وَزَكَوٰةً وَكَانَ تَقِيًّا ١٣
Katımızdan bir merhamet ve arınmışlık vermiştik. O takva sahibiydi.
Hanin ismi hakkında özel bir nas veya âlim görüşü yoktur: İslam’ın genel ölçüleri geçerlidir.
İsim koymanın ölçülerini okuyun
Bu sayfa bir fetva değil, düşünmeye yardımcı bir rehberdir. Kişisel bir durum için ehil bir âlime danışın.